Yeni İş

2590 Words
Tüm bedenini saran kırık beyaz elbisesinin içinde aynadan kendine bakarken kahkahalarla gülmek istedi bir an. Görüntüsü o kadar muhteşem ve güçlü duruyordu ki, bu bedenin içine mahkum olmuş aciz ruhu kimse göremiyordu. Herkesin gördüğü büyük şirket patronu, güçlü kadın Eva Emily Brown' dı. Eva' nın aynada gördüğü ise sadece harabeye dönmüş biriydi. Küçük bir an öfke bulutları gelip geçti tüm ışıkları sönmüş, artık kutuplar kadar soğuk bakan gözbebeklerinden. Tüm öfkesi kendineydi, her şeyin bir gün daha iyi olacağına inandığı kendine. Ne güzel kandırmıştı kendini, geçmeyecek olanın geçeceğine inanmıştı bir aptal gibi. Boydan aynanın karşısında kendi bakışları ile kesişti. Ne kadarda ruhsuz bakıyordu öyle, soğuk ve hissiz. Hissiz diyordu da, en çok o hissediyordu. Aynanın karşısında çekilip odasındaki büyük pencereye yaklaştı. Aynadaki güzel ve kusursuz görünen kadını görmek istemiyordu. Daha ne zamana kadar iyi görünmek zorundaydı? Değildi işte, iyi değildi, yalnız değildi belki ama mutsuzdu, lanetlenmiş gibiydi. Mutlu olmamaya yeminliydi kaderi. Gülüşleri bile terk etmişti onu, gülüp geçemiyordu artık haline. İçinde akıtamadığı gözyaşlarını biriktirdiği koca bir deniz vardı, yara bere içinde kalan aciz ruhunu boğuyordu. Derin bir nefes alıp başını gökyüzüne kaldırdı. Beyaz bulutları gördüğümde dudağının bir kenarı hafifçe kalktı. Öyle muhteşem ve temiz görünüyorlardı ki onlar gibi olmaz istedi. Hem benziyordu da, Eva' da beyazdı, beyaz ve bulutlar kadar paramparça. "Bebeğim." Jack' in sesini duyduğunda yükseldiği bulutlardan yine yeryüzüne çakıldı. İşe gitme vaktiydi, çalışıp kendini saatlerce dosyalar arasında kaybetmeli ki zihnindeki sesleri susturabilsin. "Hazırım." dedi uzun çantasının gold rengi zincir askısını koluna geçirirken. O kapıdan çıkarken Jack saçma bir reverans yaparak ona yol vermişti. Şirketi bu adama hangi akılla emanet ediyorlardı bilemedi. "Büyü artık." dedi arkasından gelen Jack' e. Merdivenlerin sonuna geldiklerinde Eva' nın dik duruşunu bozan şey bir anda omuzuna yüklenen Jack' in kolu oldu. "Tanrım!" dedi öfkeyle. "Sinirlenme, çok çirkin oluyorsun." Jack Eva' nın burnuna küçük bir fiske vurup onları bekleyen araca doğru yürüdü. Eva hâlâ kolunun altındaydı. Eva onu iyice aşağıya iten ağırlıktan kurtulmak istediyse de yapamadı. "Çek şunu, omuzlarım çöktü. Gerçekten büyü artık!" Jack, dudaklarını bğzerek kolunu çekti ve Eva' nın binmesi için kapıyı açtı. "Tanrı aşkına Eva, benden içimdeki çocuğu öldürmemi nasıl beklersin." dedi sahte bir dehşetle. Eva, Jack' in sözlerine göz devirip arabaya bindi. "Dikkat et de o çocuk bir gün ellerimde kalmasın." Jack Eva' nın kapısını kapatırken arabanın arkasından dolanıp onun için açılan kapıdan içeri girdi ve yerine oturdu. Ellerini önünde birleştirip başını arabanın tavanına kaldırdı. "Tanrım sen çocuğumu koru." dedi. Eva onun haline sadece başını cama doğru çevirmekle yetinirken ön tarafta oturan kızlar gülmemek için kendini zor tutuyordu. Anna ve Lora Biricik tarafından tutulan özel korumalardı. Eva' nın çevresinde herhangi bir tehlike yoktu ancak erkek cinsi genç kadın için başlı başına bir tehlikeydi. Kızların görevi ise sadece Eva' yı güvende hissertirmekti. İşlerinden oldukça memnunlardı, ve tabi patronları ve Jack denen arkadaşı arasındaki diyaloglar da vazgeçilmezleriydi. Araba şirketin girişinde durduğunda Eva kızlara inmemelerini söyleyerek kendisi indi. Jack ise ondan daha hızlı davranarak hemen Eva' nın yanındaki yerini aldı. Cesur davranmaya çalıştığını anlıyordu ancak Eva' nın tedirginliğinin de farkındaydı. Ancak yinede ona engel olmuyordu, dostu eğer bir şeylerin üstesinden gelecekse sadece destek olacak ve yanında duracaktı. Eva yine bakışladını yere sabitleyerek şirketten içeri girdiğinde ona selam veren çalışanları görmediği için verilen selamlara Jack güler yüzü ile karşılık veriyordu. Şirket çalışanları için iki patron vardı ve bunlardan biri Eva biri de Jack' ti. Jack ne kadar neşeli ve güler yüzlü ise Eva o kadar sert ve asık suratlıydı. Ancak herkesin bildiği bir gerçek vardı ki, o da şirketin sahibinin Eva olduğuydu. Kimsenin bilmedi ise tüm bunların asıl sahibinin Biricik Dinçer adında biri olduğuydu. Eva koltuğuna yerleştiğinde Jack' de hemen karşısındaki koltuğa yerleşmişti. Masanın üzerindeki bilgisayarını açarken bir gözü de Jack' in üzerindeydi. "İşin yok mu senin?" "Var ama senin odan daha güzel." dedi Jack ve oturduğu koltuğa yayılıp gözlerini yumdu. Ondan sonra ki günler Eva ve Jack için şirket ve ev arasında gidip gelmekle geçmişti. Eva kendini işlerine verdiğinde bir an olsun huzur bulduğu için elinden gelse odasında yatıp kalkacaktı ancak Jack buna kesinlikle izin vermiyordu. Sahil kesimine yeni yapılmış ve yakında açılışı yapışacak olan bir otelin tüm taşımacılık işleri için anlaşma imzalandığında, Eva şirketi büyümeye götüreceği için oldukça mutluydu. Belki belli edemiyordu ancak gerçekten mutluydu. Şirketten çıkıp onu kapıda bekleyen aracına ilerlerken yolun karşısındaki araç dikkatini çekmiş ve adımlarını yavaşlatmıştı. Son konuştuğunda oldukça kesin bir dille konuştuğunu düşünmüştü oysa, demek ki çok ta etkili olamamıştı. Merdivenlerin sonuna geldiğinde Anna' nın onun için açtığı kapıya vardığında bedeninden gelip geçen ürperti ile titredi. Kendini hemen güvenli olarak saydığı aracına atarken bakışları hala yolun karşısındaki arabadaydı. Sonunda evinin bahçesine girdiğinde yine kızları beklemeden arabadan inip evine doğru ilerledi ancak kapıya yaklaştıkça yükselen müzik sesi yüzünün giderek daha da buruşmasına neden oldu. "Ne yapıyor bu aptal?" diye söylene söylene kapıya varıp zile bastı ancak bu gürültüde Jack' in duymayacağını biliyordu. Yanında anahtarı da yoktu. Arkasına dönüp kızlara baktı. "Yedek anahtarınız var mı?" Lora hemen elini pantolonunun cebine atıp her zaman taşıdığı yedek anahtarı Eva' ya uzattı. Eva aldığı anahtar ile kapıyı açtığında müziğin daha da artmasıyla kızlara döndü. "Siz bence burada bekleyin. Göz sağlınız önemli kızlar." dedi ve arkasında kıkırdayan kızları bırakıp içeri girdi. Her şeye kendini hazırlamıştı ancak üzerinde kırmızı bir bornoz, gözünde saçma pembe gözlükler, koltuğun tepesinde elinde süpürge sapı ile bağırarak şarkı söyleyen Jack' i beklemiyordu. Tanrı aşkına o Biricik' in bornozuydu. Ona seslendiyse de müziğin sesi kendi sesini bastırdığı için Jack onu duymadı. İyice sinirlenen Eva ayağındaki topukluyu çıkarıp Jack' e fırlattı ve yanında durduğu duvardan müzik sisteminin fişini çekti. "Kafayı mı yedin sen manyak herif!" işte şimdi sesini duyurabilmiştir. Jack kaba etine yediği darbe ile üzerine çıktığı koltuğa oturdu. Bir eli ağrıyan yerinde iken eline gelen sivri topuklu ayakkapıyı Eva' ya doğru uzattı. "Bu resmen bir suç silahı farkında mısın?" Eva gözlerini devirip salona girdi ve ewamen savaş çıkmışa dönmüş salonuna baktı boş gözlerle. "Ciddi soruyorum, kafayı mı yedin? Şuranın haline bak, yastıklardan ne istedin?" dedi salonun bir ucuna fırlatılan büyük yastıkları gösterirken. Onlara yaslanmayı seviyordu. Jack, Eva' nın gösterdiği tarafa kısa bir bakış atıp umursamazca omuz silkti. "Ayak bağı oluyorlardı." dedi sakince. Eva ise giderek kızarma evresine geçiş yapmıştı. "10 dakika içinde salonumu eski haline getir ve o bornozu üzerinden çıkarıp nerden nasıl aldıysan geri bırak. Biricik anlarsa seni çatıdan sallandırır. Ve salonum düzelmezse seni kapının önüne koyarım haberin olsun." Üzerindeki ateş kırmızısı bornozun aksine yüzüne melek gibi bir gülümseme yerleştirdi Jack. Soluğu Eva' nın yanında alırken koluna girdi ve bir kedi gibi sırnaştı. "Hadi ama sen bensiz yapamazsın." "Ahh, çek patilerini üzerimden." Eva Jack' in kollarından kurtulmak istedi ancak onun gücü karşısında pek şansı yoktu. "Beni kovmayacağını söyle bırakırım." yüzünde hâlâ o şirin gülümsemesi vardı. Eva Jack' in kollarının onu iyice sarması ile nefes alamadığını sandı bir an. Ah, fazla güçlüydü. "Lanet olsun, tamam kovmayacağım." Jack kahkaha atıp Eva' nın yanağına bir öpücük bıraktı ve geri çekildi. Onun bu yaptığı ise Eva' yı ürpertmekten başka bir işe yaramadı. "Yapma bunu bir daha." dedi ondan bir adım geri çekilirken. Jack yaptığı hatanın son anda farkına vardı, bir an kaptırmıştı kendini. Eski Eva olduğunu düşünmüştü. Ancak değildi. "Üzgünüm Eva, daha dikkatli olacağım." Ertesi gün şirkete gelen ikili yine aynı odayı paylaşıyordu. Jack elinden geldiği kadar Eva' yı yalnız bırakmamaya çalışıyor tüm işlerini onun odasında hallediyordu. Öğlen saatlerine doğru çalan kapı ile Eva başını işinden kaldırmazken onun yerine Jack seslendi. Jack' in asistanı içeri girdiğinde Jack rahat oturuşunu düzeltip patron moduna girdi. "Bu size geldi efendim." Oturduğu masaya bırakılan zarfa uzanırken asistanına döndü. "Tamam, sen çıkabilirsin." Onun çıkması ile Jack zarfı açmış ve içindekini okurken kaşları havalanmıştı. Bu kadar erken beklemiyordu açıkçası. Bakışları Eva' ya kaydığında onun bakışlarının bilgisayarında olduğunu gördü. Çalışmaya başladığı zaman dış dünyayla tüm bağlantısını kesiyordu resmen. "Eva" diye seslendiyse de Eva tabi ki de onu duymamıştı. Hiçbir zaman duymuyordu. Oturduğu yerden kalkıp Eva' nın masasına yaklaştı ve masaya birkaç kez vurdu. Eva irkilerek ona döndüğünde gözlerinde gördüğü korku kıpırtıları içini acıttı. Eva böyle biri olmamalıydı, hayat dolu olmalıydı. Hayatın ona sunabileceği her şeyden yararlanmalıydı ancak o evindeki ve şirketindeki odasına kapanan biri olmuştu. Onu insanların arasına karıştırmanın vaktinin geldiğini düşünüyordu Jack. "Ne oldu?" dedi ellerini masanın altına alırken. Savunmasız hissetmişti bir an kendini. Jack elindeki zarfı Eva' ya uzattı. "Otelin açılışı için bir davetiye." Eva, Jack' in uzattığı zarfa uzanırken kaşları kalkmıştı şaşkınca. Bunu beklemiyorlardı. "Bu kadar erken mi? Sezon açılmadı henüz." dedi zarfı açıp içinden onların özel olarak davet edildiği davetiyeyi okurken. "Sadece bir açılış kutlaması diye düşünüyorum, öbür türlü bize mutlaka haber verilirdi." dedi kendi düşüncesini dile getirirken. "Haklısın." diyerek başıyla onayladı Eva. "Senin için iyi bir takım bulmamız gerekiyor, onlarla çalışacağız sonuçta." Jack bir an kararsız kalsa da aklındakini hayata geçirmeye kararlıydı. "Sende benimle gel, bu şirketin asıl patronu sensin. Senin de orada olman gerek." Eva Jack' te olan bakışlarını masaya indirdi. "Yapamam." dedi kısık sesle. Henüz o kadar cesur değildi, onlarca insanın arasına karışıp kimseyle ayak üstü sohbet edemezdi. "Yapabilirsin." diyerek Eva' yı cesaretlendirmeye çalıştı Jack. "Sen güçlü birisin Eva, yaparsın." "Değilim." diyerek karşı çıktı arkadaşına. "Güçlü değilim, asla da olmadım. Ne kendini kandır ne de beni. Sen git ben gelmeyeceğim." dedi ve Jack' in bir şey söylemesine izin vermeden çantasını alarak çıktı odadan. Şirketten çıkıp arabasına bindiğinde ona nereye gitmelerini soran Anna' ya psikoloğuna gitmek istediğini söyledi. Lora onun yerine yoldayken arayıp geleceklerini haber verdi ve yatim saat sonra Eva gergin bir şekilde sıranın kendisine gelmesini bekliyordu. Sonunda içerideki hasta çıktığında kendini hemen içeri attı ve Ellie' ye selam bile vermeden koltuğa oturdu. "Hoşgeldin Eva, nasılsın?" Ellie' nin yatıştırıcı sesi ve ortamın sakinliği Eva' ya iyi gelmişti. "İyiyim." dedi ancak Ellie' nin tek kaşını kaldırması aldığı cevaptan memnun olmadığını gösteriyordu. "İyi olmayı deniyorum." dedi en sonunda. Eliie ellerini masanın üzerinde birleştirip öne doğru eğildi. Eva elindeki ağır travmatik hastalardan biriydi, daha önce tedavisinde neredeyse sona gelinmişti ancak tekrar en başa dönmüşlerdi. İnanıyordu ki bir kez daha başaracaklardı ve Eva yine eskisi gibi olacaktı. "Buraya geldiğine göre bir şey olmuş olmalı. Bana anlatmak ister misin?" Eva derin bir nefes alıp konuşmaya başladı, artık daha sakindi. "Bir davet var ve Jack benimde onunla gitmemi istiyor. Ben bunu yapamam." "Neden Eva, neyden korkuyorsun?" Eva başını sağa sola salladı umutsuzca. "O insanlar benimle konuşacak, bana dokunacak. Bunu yapamam, gidemem oraya." "İnsanlarla konuşmak kötü bir şey değildir Eva, onlar seni tanımak isteyecektir ve kimse senin iznin olmadan sana dokunamaz." Eva bakışlarını ayak ucuna indirdi ve tek bir sesin dahi olmadığı odada onun titrek sesi duyuldu. "Dokunur...dokundular." dedi kollarını bedenine sararken. Ellie yerinden kalkıp Eva' nın yanına oturdu ve kollarını çözdü. "Hayır Eva, geçmişi düşünme. Sen artık bambaşka birisin. Sen güçlü bir kadınsın ve kimse sana istemediğin bir şey yaptıramaz. Buna izin vermezsin değil mi?" Eva başını salladı sadece, izin vermezdi elbette. Ölürdü ama yine de izin vermezdi. "İyileşmek istiyorsun değil mi Eva?" Ellie' nin sorusu ile onunla göz göze geldi. "İstiyorum" dedi kısık sesle. "O halde korkularınla yüzleş. Tıpkı daha önce yaptığın gibi. Onlardan kaçmak yerine onların üzerine git ve korkularını yen. Unutma, sen güçlüsün." " Hayır," dedi ve bir kez daha başını salladı. "yine de yapamam." "Bak şöyle yapalım." diyen Ellie bedenini tamamen Eva' ya çevirdi. "Hatırlıyor musun? Daha önce de yapamayacağını söylemiştin, hatta gelip burada ağlayıp sızlanmıştın. Ama Biricik ile gittiğiniz davet çok iyi geçmişti değil mi? Ondan sonra korkularının üzerine gitmiştik.Hatırladın değil mi?" Eva başını sallarken geçmiş hatıraları zihnine doldu. Jack ona sadece gelmesinin iyi olacağını söylemişti ancak geçmişte Biricik onu az kalsın sürükleyerek götürecekti. Ellie' nin yanından ayrıldığında biraz olsun hafiflemişti ancak hâlâ ne yapacağını bilmiyordu. Ellie kararı ona bırakmıştı. Arabaya binip eve geldiğinde Jack ile karşılaşmamak için kendini direk odasına attı, zaten iştahı da yoktu. Tek ihtiyacı olan düşünmekti. Bir an Biricik' i aramayı düşündüyse de vazgeçti, adı gibi emindi ki o bunu duyar duymaz uçağa atlayıp gelecek ve onu zorla peşine takarak o davete götürecekti. Sabaha karşı gözlerini açtığında eli direk telefonuna gitti. Kurduğu alarmın çalmasına henüz 20 dakika vardı. Telefonu elinden bırakıp yataktan çıktı ve kendini banyoya attı. Aklı hâlâ karışıktı. Evde de şirkette de Jack ile çok fazla konuşmamışlardı. Jack' de kararı ona bırakmıştı ve ona baskı yapmayarak düşünmesi için Eva' ya zaman veriyordu. Oysa Biricik gibi onu kolundan tutup götürmesini isterdi. Mesai bitiminde yine sessizce arabalarına binip eve doğru yola çıktılar. Eve geldiklerinde Jack hazırlanması gerektiğini söyleyerek odasına çekilmişti. Eva' da bir süre salondaki koltukta oturmuş ve boş duvarı izlemişti. Jack kısa bir duş alıp beline sardığı havlusu ile odasına döndüğünde bir önceki günden hazırladığı takımını yatağın üzerine serdi. Belindeki havluyu çekip attıktan sonra iç çamaşırını giydi ve yatağın üzerindeki gömleğine uzandı. Ancak kapısı çalındığı için elinde gömleği ile kapıyı açtı ve Eva ile karşılaştı. Eva Jack' in bu hallerine alışık olduğu için çokta yadırgamamıştı. "Bende geleceğim, bekler misin?" dedi bir anda. Biraz daha beklerse her an fikrini değiştirebilirdi. Büyük bir cesaret örneği göstermişti. Jack' in gözleri şaşkınlıkla büyüdü, hiç umudu yoktu. "Gerçekten mi?" diyerek bir adım atacak oldu ancak Eva onu engelledi. "Sakın sarılma, yoksa bu gece dışarıda uyursun." dedi ve arkasını dönüp odasına ilerledi. Jack yaklaşık yarım saattir Eva' nın aşağıya inmesini bekliyordu. O ara kendine sandviç hazırlayıp yemişti bile. Elindeki kuruyemişleri tek tek ağzına atarken merdivendeki ayak sesleri ile o tarafa dönmüş ve havaya attığı fıstık yüzüne çarparak yere düşmüştü. Eva' nın inkâr edilemez güzelliği karşısında bir ıslık çalıp yerinden kalktı. ( Eva' nın elbisesi multimedyada.) "Güzelsin... cidden güzelsin." "Biliyorum." dedi Eva, tıpkı eskisi gibi. "Vay canına, egonu da yanına alacağını söylememiştin." dedi. Eva' nın gerginliğinin farkındaydı. Eva gergin bile olsa Jack ile şakalaşmak onu daha iyi hissettiriyordu. Jack' in ne yapmaya çalıştının farkındaydı. "Biz ayrılmaz bir ikiliyiz." dedi küçük burnunu havaya kaldırırken. İki arkadaş o gece yanlarına sadece Anna' yı alarak davete gitmek üzere evden çıktı. Jack daha önce birkaç kez geldiği otele yaklaştıklarında gerçekten muazzam göründüğünü düşündü. "Çok güzel değil mi?" dedi büyük oteli izlerken. "Kesinlikle." diyerek ona katıldı Eva, burayı daha önce sadece fotoğraflardan görmüştü ancak şimdi daha da muhteşem göründüğünü düşünüyordu. Giriş kapısında araçları durduğunda Eva, Jack' in koluna girerek içeri doğru ilerledi. Onları yönlendiren bir görevli eşliğinde içeri girdiklerinde Eva tırnaklarını Jack' in koluna geçirdi. Jack hissettiği baskı ile Eva' ya doğru eğildi. "Sakin ol." dedi yatıştırıcı bir sesle. "Her şey çok güzel olacak. Sadece sakin ol ve eğlen." Eva içerideki kalabalığa bakarken derince yutkundu. " Denerim." dedi sadece Jack' in duyabileceği bir sesle. Onlar için ayrılan masaya geldiklerinde Eva' nın sandalyesini çekerek onun oturmasını sağladı. Neyse ki diğer tarafında bir bayan oturuyordu. Jack oturanların çoğunun tanıdık olduğu masada dönen sohbete katılırken Eva sadece ona soru sorduğunda cevap veriyor ve genelde bakışlarını önünden ayırmıyordu. Jack bir kez daha ona doğru eğildiğinde sonunda başını kaldırdı. "Rahat ol ve başını kaldır." Jack' in dediklerine uyarak başını kaldırdı ve misafirler arasında gözlerini gezdirdi. Herkes yanındaki ile sohbet ediyor ve gülüyordu. Gerçek ve ya sahte fark etmiyordu, gülebiliyor olmalarını kıskandı Eva. Rengarenk elbiselerin içindeki kadınları kıskandı. Cesurca davranan herkesi kıskandı. Onun yapamadığını yapan herkese karşı bir kıskançlık duydu. Zararsız, sadece onu yakan bir duyguydu. Etrafta gezdirdiği bakışları iki masa ötesindeki bir noktada durduğunda boş bakışlarında beliren şaşkınlık giderek büyüdü. Kalp atışları hızlanırken eli Jack' in masadaki eline kapandı. Jack hemen Eva' ya doğru eğildi. "Ne oldu? İyi misin?" "Bu adamın burada ne işi var?" dedi bakışlarını bir an olsun ondan çekmeden. Jack, Eva' nın bakışlarını takip ettiğinde Luca' yı fark etti. "Ah, o mu. Otelin sahibi o." dedi basit bir şeymiş gibi. Eva' nın şaşkınlığı giderek büyürken başı bir katili andırırcasına yavaşça Jack' e döndü. "Ve sen bunu bana şimdi mi söylüyorsun." Jack bir an Eva' dan korkmuş olsa da bunu belli etmedi, o suçsuzdu bir kere. "Bir kez olsun başını kaldırıp benim sana anlattıklarımı dinleseydin kiminle iş yaptığımızı bilirdin." dedi umursamazca. "Tanrım! Seni öldüreceğim Jack. Biricik' in yapmadığını ben yapacağım." dedi tırnaklarını Jack' in bacağına geçirirken.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD