Genç adam kaşlarını çatmış, sert bakışlarını dikkatle borsa tablosunun önündeki takım elbiseli sıska adama dikmişti. Onu dinlemeye çalışıyordu. Gerçi konsantre olduğu pek söylenemezdi. Aklı sürekli bir kişiyle meşguldü ve bunu her fark ettiğinde canı çok sıkılıyor ve kendine kızıyordu. Koltuğunda rahatsızca kıpırdandı. Masanın üzerindeki sağ eliyle sürekli gümüş kalemini oynuyordu. Gümüş kalemi ustaca parmaklarının arasında cambazlar gibi hareket ettiriyordu. Bunu genellikle canı çok sıkkın olduğunda yapardı. Ve onun bu hareketi toplantı odasındaki diğer adamları biraz geriyordu. Büyük masadaki herkes patronun hızla parmaklarının arasında dönen gümüş kaleme gergin bir şekilde bakıyordu. Gerçi bu durumu pek önemsemiyordu Ömer Ali. Büyük siyah deri koltuğuna yaslanmış bir şeyler zırvalam

