Hızlı geçen günler hamilelik sinir stres herşeyi dolu dolu yaşıyorduk kendi evimde 10. günümüzdü ve ervanın gün içindeki ruh hali ve duygu değişim hızına yetişmekte zorluk çekiyordum pek konuşmuyorduk ama dolapla kavga edip çeri domates için ağlıyordu nedeni daha büyümemiş annesi çok üzülmüştür yavrusu için bazen bu kızı anlamakta gerçekten zorluk çekiyordum işleri çok aksattığım için de bu gün eve dönüyorduk uzun zamandır hem şirketle hemde clupla uğraşamadığım içinde heryerde bir pürüz çıkmaya başlamıştı bile eşyalarımızı burada bırakacaktık nasıl olsa kısa bir zaman sonra burada yaşamaya başlıyacaktık oğleden sonra ervayla evden çıkıp arabaya doğru yürümeye başladığımızda ervanın neredeyse 5 aylık hamile olmasına rağmen karnı hayla pek büyümemişti dışarıdan bakan birisi ervanın 5 aylık hamile olduğuna dahi inanmazdı arabaya binip yola çıktıktan sonra eve gitmekten vazgeçip hastaneye doğru sürmeye başladım normalde geçen hafta gitmemiz gerekiyorken hastaneye aksilikler yüzünden bu güne kalmıştı 15 dakika sonra hastanede olduğumuzda sıra beklemeden doktorun odasına girdik erva uzanıp karnını açtığında doktor jeli sürüp incelemeye başladı
"Bebeğiniz çok zayıf beslenmenize dikkat etmiyormusunuz?"
"Yeterince ettiğimi düşünüyorum"
"Ben size ve bebeğe baktığımda aynı şeyleri düşünmüyorum size bu konuda uyarı yapmıştım eğer bu şekilde devam ederseniz size yardımcı olamam ve bebeğinizde sorun çıkabilir lütfen beslenmenize dikkat edin"
dedikten sonra ervaya peçete uzatıp tekrar yerine geçip oturdu bi kaç bilgi verdikten sonra ervayla odasından çıkmıstık sinirlenmeyecem dedikçe bu kadın beni çileden çıkarıyordu hastaneden çıkıp arabaya bindiğimizde
"Bilerek mi yapiyorsun?"
"Neyi?"
"Çocuğuma zarar vermeyi kendine gel artık karnında kimin çocuğunu taşıdığını unutma o kadar işimin gücümün arasında birde seninle uğraşamam bu sana son uyarım çocuğuma zarar vermeyi bırak artık"
"En büyük zararı bize sen veriyorsun nedense beni esir edip mutlu olmamı beklemiyorsundur bence"
"Senin hayatın bu anladın mi beni senin artık hayatın benim ne zamanki çocuğumu doğurursun ve ben sana git derim o zaman azad olacaksın alışsan iyi edersin bu hayatına ha şunu da söyliyim eğer bebeğimin tırnağına hatta saçının teline zarar gelirse seni elimden kimse alamaz unutma bunu bundan sonra ona göre davran"
"Elimden geleni yapiyorum birşey olsa senden çok üzüleceğime emin ol"
"Onun için mi zayıf onun için mi sıkıntı çıkabilir kendine çeki düzen ver artık"
Bırşey demeden başını salladı ve yerine yerleştı
"Erva"
"Efendim"
"Aklında isim varmı peki düşündün mü hiç"
"Evet var"
"Ne!"
"DORUK ATAKAN"
"Hmm güzel"
"Peki senin"
"Var benimde bir isim"
"Ne"
"Onur "
Erva birşey demeden önüne döndü arabayı çalıştırıp bir süre gittikten sonra erva elini karnına dayamış
"Onurum annem babasız yavrum"
gibi şeyler fısıldıyordu yok bu kadın valla deli aklı başında değil bu kadının
"Erva!!"
"Hııı"
"İyisin"
"İyi sen "
"Bende iyi"
"Allah iyilik versin"
"Çocuğa ne diyorsun"
"Konuşuyorum oğlumla öyle"
"Erva çocuğa babasız yavrum dedin"
"Haaa önemli değil ya boşver sen onu ha bu arada onur koymayacam ismini bil isterim"
"Neden"
"Çünkü DORUK ATAKAN olucak"
tamam dercesine başımı sallayıp yola devam ettim
bi süre geçtikten sonra sonunda eve gelmistik erva arabadan benden önce inmişti bile arabayı güvenliğe verip peşinden gittim kapıyı çalmak için beni bekliyordu yanına varıp kapıyı çaldığımda sabırsızca kapının açılmasını bekliyordu asiye abla kapıyı açtığında tedirgin gibiydi ben önde erva benim arkamda eve girmiştik içeriye girdiğimizde damla ve yezda teyzem bizdelerdi hızla yanlarına gittiğimda damla sevgilimm diye bana sarılmıştı bende ona sarılırken arkamdaki karımı unutmuştum damlayla ayrılıp bu sefer de teyzemle sarılırken yaren ervanın üstüne atlamıştı evet bildiğin avının üstüne atlayan panter gibi atlamistı erva da ona karsılık verip birbirlerine sıkıca sarılmışları birbirlerinden ayrıldıktan sonra damla ervaya üstten bakıp
"Cidden beni bırakıp bu paçozla mi evlendin"
damlaya dönüp
"Damla lütfen şu an sırası değil "
"Hayır yağız şu an tam sırası cidden bu paçozmu aklını çeldi"
yanımdan ayrılıp ervaya doğru birkaç adım atarak ervanın karşısında durup üstten bakarak
"Pardon karıştırdım bu sürtük yatağına gelip senden hamile kalmıştı dimi "
Erva gülerek önce damlanın yüzüne daha sonra da gözleriyle süzerek ayaklarına kadar indirdi bakışlarını
"Ben yokken sevgilimiydiniz siz"
"Evet sürtük sen yokken ben vardım"
"Evet damla ben yokken sen vardın sen varken ben oldum şimdi sen yoksun ben varım burası benim evim değil o yüzden seni kovamıyorum ama seni bir kovma borcum olsun"
Annem teyzem ve damla sinirden renk değiştirmislerdi resmen yaren ve ablam gülmemek için dudaklarını ısırıyorlardı
"Ha bu arada kuzenisin diye bir seferlik birsey demedim ama bir daha benim yanımda veya başka yerde benim kocama sarılırsan o kollarını sarmak zorunda kalırsın"
diyerek yukarıya odaya çıkmaya başladı bi yandan da şarkı söylüyordu
Ne oldu pek bi keyfin yok
Düşlediğin gibi olmadı mi
yakıştı ama sana mor renk çok
merdivenlerin sonuna geldiğinde bana gülerek odaya girip kapıyı çarptı annem ayaklanarak
"Hadsiz bu kız hadsiz niye getirdin tekrar buraya bu kızı tekrar"
erva kapıyı tekrar açıp aşağıya doğru eğilerek
"Bende sizin muşmula suratınıza pek meraklı değilim ama işte anlatamıyorum ki kocama"
kocama kelimesine bilerek baskı uygulamıştı
annem ervaya bağırarak
"Hemen defol git evimden saygısız hadsiz"
"Valla canıma minnet "
diyerek merdivenlerden koşarak indi ben ona doğru "Koşma" diye bağırdığımda erva yavaşlamış sakin sakin inmeye başladı yanıma yaklaşıp dudağını büzüp damla gibi
"Kocacığğım isteğğmiyorlar beniğğ buğğ evdeğğ gidiyoruğğum beğğen"
Gülmemek için kendimi sıkarken erva bu sefer damla gibi kırıtarak yürümeye başladı ablam ve yaren artık kahkaha atmaya başlamıştı bende ayıp olmasın diye kendimi sıkıyordum bu kız insanları delirtmeyi gerçekten çok iyi biliyordu sinirlenir gibi yaparak
"Erva odana çık"
"Ama yağız istemiyorlar beni bu evde gurursuzmuyum ben istenmediğim yerde asla durmam"
"Bu gurur sana çok fazla karıcım"
dedim dişlerimin arasından
"Doğru fazla bu bana"
damlaya bakarak
"Biraz sadaka vermem lazım sanırım zira etrafımızda koca avcısı çok gurursuz kadın var"
erva şu an kavga çıkarmaya çalışıyordu damla ervaya doğru yürüyüp
"Benmiyim o koca avcısı gurursuz"
"Yooo ben öyle birşey demedim ama yarası olan gocunsun"
"Haddini bil"
"Bilmezsem nolur"
"Seni o varoş mahallene gömerim"
"Diyosun"
"Evet diyorum"
"Çok konuşuyorsun ama boş konuşuyorsun be tatlım boş tehditleri kaileye almıyorum"
Ortam iyice gerilmeye başlamıştı
"Erva hemen odana çık"
"Sen karışma be madem getirdin beni buraya zorla ya ağızlarının payını sen vereceksin ya da ben verdiğimde karışmayacaksın"
"Erva odana çık dedim sana"
"Çıkmıyorum dedim bende sana "
"Erva hemen odana çık elimden bir kaza çıkacak yoksa"
"Aman hep ervaya yürü zaten hep ervaya kız hep ervaya çıksın elinden kaza"
diye söylene söylene yukarıya çıkmaya başladı merdivenleri bitirip bana baktı ve saçlarını savurarak tekrar dönüp kapıyı çarparak kapattı
"Görüyorsun değilmi şu varoş kızın bize söylediklerini getirdin soktun hayatımıza şimdi de ağzına geleni söylüyor bize"
"Delirttiniz kızı sonunda sessiz sakin duruyordu kız her seferinde biriniz yüklendiniz kızın bir suçu yok ben faydalandım sarhoşluğundan ne olduysa benim yüzümden oldu gitmek isteyen kıza zorla nikahı ben kıydım kalmak istemeyen kızı zorla ben getiriyorum buraya daha sorununuz ne sizin daha yüklenmeyin kıza bir daha benim karıma tek bir kötü laf edeni veyahut birşey diyeni gömerim bu kim olursa olsun"
hepsi şaşkınlikla beni izliyordu damlaya dönerek
"Bizim iliskimiz biteli çok oldu ve ben artık evliyim ve çocuğum olacak sakın benim karıma bir daha tek biriniz heleki sen kötü bir söz söylemeyi karşısına bile çıkma ha bi de kimin ne olduğunu biliyorum zaten ben hatırlarsan en yakın arkadaşımla şu an senin yüzünden düşmanız"
"Bir daha ervaya tek kelime ederseniz ne mirasınız ne paranız umrumda olmaz giderim ve gelmem"
dedikten sonra yukarı ervanın yanına çıktım kapıyı açtığımda erva dalmış volta atıyordu bana dönüp volta atmaya devam etti yanına yaklaştığımda korkarak bana baktı hızla kendime çekip sarıldıgımda başta şaşırmıştı o da kollarını bana sardığında saçını koklayıp kulağına fısıldadım
"Özür dilerim"