yazardan... Arkamı dönüp o yaralı dev canavara, benim yarattığım o geçmişsiz adama bakmaya cesaret edemedim. Çünkü verecek hiçbir cevabım yoktu. Adımlarım beni o odadan dışarıya fırlatırken, arkamda bıraktığım o tek kelimelik sorunun yankısı omuzlarıma çökmüş, beni eziyordu. “Annem...” Bir insanın hafızası silindiğinde bile bir anneye duyduğu o ilkel açlık yok olmuyordu. Asansöre bindiğimde aynadaki aksime bakamadım. Koridorda yürürken bacaklarımın titremesini engelleyemiyordum; tamamen yıkılmış, ruhsal bir çöküşün eşiğine gelmiştim. Hastanenin bodrum katındaki kantine indiğimde etraftaki uğultu kulaklarımda uğuldadı. Gözlerim dolu doluydu, kirpiklerimin ucunda sallanan yaşları kimseye göstermemek için başımı öne eğdim. Kantindeki görevliye zar zor duyulan fısıltılı bir sesle, "Bir kase

