2

1044 Words
Sabah erkenden başladığımız mesainin beşinci saatindeydik. Saatlerdir burda olmamıza rağmen ne o kız ne de arkadaşı gelmişti. Ellerimi deri ceketimin cebine koyup Anıl'a doğru yürümeye başladım. "Gelmeyecekler sanırım." dedim yanına oturarak. "Dur be oğlum. Daha günün yarısına bile gelmedik. Kesin okuldalardır." dedi Anıl başını telefondan kaldırmadan cevap vererek. Doğru ya, herkes bizim gibi okula ara vermiyordu. Muhtemelen okuldalardı. Bunun üzerine ayağa kalkıp müşterilerle ilgilenmeye devam ettim. Daha lise mi yoksa üniversite öğrencisi mi olduğunu bile bilmiyordum ama daha çok üniversiteli bir tipi vardı. Üniversite bile olmasa lise son sınıf öğrencisi olduğunu düşünüyordum. Öyle böyle derken geçen saatlerin ardından Anıl'ın bana seslenmesiyle ona döndüm. "Ömer?" "Efendim?" Ona döner dönmez kaş göz işaretleriyle bana bir kızı gösterdi. Duvar kağıdındaki kızın arkadaşı olmalıydı ama kızın kendisi gelmemişti. Bu nedensizce moralimi bozmuştu. Çünkü saatlerdir onu bekliyordum. Anıl kızın yanına gidip konuşmaya başladı. "Hoşgeldiniz." "Hoşbuldum." dedi kız gülümseyerek. "Ben dün de gelmiştim. Kararsız kaldığım telefonu almak istiyorum da. Şu tarafta üst raflardan birindeydi. "Tabii. Telefonu hatırlıyorum." dedi Anıl ve son masalardan bir telefon alıp geldi. "Buydu değil mi?" "Evet buydu." dedi kız telefonu alıp inceledikten sonra. Daha sonra telefonu tekrar Anıl'a verdi. "Dün bir arkadaşınız da gelmişti galiba sizinle. Bu telefonu hiç beğenmemişti." Kız şaşkınca Anıl'a baktı. "Yağmur mu? Aslında bu telefonu çok beğenmişti. Hatta o çok beğendiği için bunu alıyorum." Yağmur... Kızın ismi Yağmur'du. "Aa pardon karıştırdım galiba." dedi Anıl bana dönerken. Bunu sırf kızın ismini öğrenmek için yapmıştı. Bin yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir şeydi. Bu yüzden Anıl'a şaşkına baktım. Bu çocuk gerçekten bu kadar zeki miydi? Anıl telefon ve kızla birlikte kasaya giderken telefon fiyatını konuştular ve kız Anıl'a kredi kartını ödeme yapmak için verdi. Anıl da kredi kartını alırken kartın ön yüzüne hızlıca baktı. Burdan da kızın ismini öğrenmişti. Bu Anıl eskiden de bu kadar zeki miydi, yoksa bugünden itibaren mi zekileşmeye başlamıştı hiçbir fikrim yoktu. Ben de şu an şaşkınlıkla sadece onu izliyordum. Sırf benden bir şeyler almak için her şeyi yapabilecek biriymiş meğersem. Kız ödemeyi yaptıktan sonra kolay gelsin dileklerini iletip gitti. Ben de hızlıca Anıl'ın yanına gittim. "Kübra Öztürk." dedi göz kırparak yanına gider gitmez. "Kızın ismi Kübra Öztürk. Seninkinin adı da Yağmur. Hadi yine iyisin kardeşim. Düşündüğümden daha erken buldum her şeyi. Canım kendim bugün yine zehir gibi. Allah kem gözlerden korusun." "Olum sen hayırdır? Bugün beyin nakli falan oldun da benim mi haberim yok?" dedim şaşkınca. "Siktir git Ömer. Dünden beri kızı bulacağım diye kendini de beni de yırttın. Sana hem kızın ismini hem de arkadaşının ismini buldum. Şimdi gerisi sende. Hediyemi de beklerim." dedi sonunda sırıtarak. "Bu kadar erken bulman beni şaşırttı kardeşim. Cidden bu kadar kurnaz olduğunu bilmiyordum. Sana karşı daha dikkatli olacağım artık." "Sen torpilli olduğun için seni soymam merak etme." "Neyse tamam teşekkürler. Ben kaçtım." dedim ceketimi alıp giyerken. "Nereye?" "Yağmur'un sosyal medya hesaplarını bulmaya. Bir iki laf sokmazsam içimde kalır." dedim gülümseyerek. Cidden şu an gidip sadece ona mesaj atmak istiyordum. "Ooo hemen Yağmur falan demeler. Siz böyle biri değildiniz Ömer Bey." Bunun üzerine göz devirdim. Ne dememi bekliyordu ki? Anıl yine her zamanki gibi her boktan bir anlam çıkarma peşindeydi. "Boş yapma Anıl. İdare edersin sen de." Mağazadan çıkar çıkmaz instagrama girip Kübra Öztürk diye arama yaptım ve karşıma çıkan profillere teker teker göz gezdirdim. Çok fazla Kübra Öztürk olduğu için baya bir aşağıya indikten sonra nihayet istediğim profili bulmuştum. Fake hesabımdan baktığım için direkt takip isteği attım ve telefonu cebime koyup eve geldim. Annem ve babam oturma odasında oldukları için onlara çaktırmadan sessizce odama çıktım. Hayatta en nefret ettiğim şey birilerine açıklama yapmaktı. Babam bugün çalışmıyordu ve muhtemelen ben eve geldiğim için beni sorguya çekecekti ama buna izin vermeyecektim. Bugün sadece rahat bir şekilde eve gelip biraz dinlenip öbür gün yine işe gitmek istiyordum. İnsanlar boş yere birbirlerine çok fazla soru soruyorlardı ve ben soru soran değil hep soruları cevaplayan oluyordum. Kimsenin hayatına burnumu sokmadığım gibi onlardan da aynı şeyi bekliyordum. Üstümü değiştirip yatağıma attığımda telefonumu elime alıp on dakika önce gelen ve beni heyecanlandıran bildirime bastım. Kübra takip isteğimi kabul etmişti. Hiç vakit kaybetmeden takip ettiği kişilere girdim ve Yağmur yazdım. Soy adını bilmiyordum ama takip ettiği kaç tane yağmur olabilirdi ki? Sonra bir an durup kafamı sağa sola salladım. Böyle bir şeyi neden yapıyordum ki? Gözlerimi sıkıca yumup geri açtım. Kabul ediyorum, yaptığım salakçaydı ama içsel bir güdüyle yapıyordum her şeyi. Normalde olsa asla yapmayacağım şeyleri telefona alarm kurup kendi fotoğrafını duvar kağıdı yapan bir kız için yapıyordum. Bu ilginçti. Baya ilginçti hem de. Düşüncelerimi bir kenara bırakıp karşıma çıkan profile tıkladım. yagmurozer, 128 takipçi 128 takip "Yeryüzüne sadece biraz eğlenmeye geldim ve artık eğlenmediğimi fark edene kadar eğleneceğim." Biyografisine yazdığı şeyi okuyunca onu sadece bir gündür tanıyor olmama rağmen orda yazdığı gibi biri olduğuna karar verdim. Hayata tamamen eğlenmek için gelmişti. Artık eğlenmediğini fark edene kadar eğlenmek için... Ona da takip isteği attıktan sonra yorgun bedenimi yatağa attım ve isteği kabul etmesini beklemeden bir mesaj yazmaya başladım. Kim bilir belki de takip isteklerini bile kabul etmiyordu ki zaten öyle görünüyordu. omerkayabasi: Sadece merak ettiğimden soruyorum, omerkayabasi: Gördüğün her telefondan kendi fotoğrafını çekip duvar kağıdı yapar mısın? omerkayabasi: Yoksa bu arada bir gelen bir delilik mi? Attığım mesajları defalarca kez okuyup silip silmemek arasında gidip gelmiştim ama nedense bir türlü mesajları geri çekmemiştim. Yağmur'a böyle bir soru sormaya bile hakkım olmadığının farkındaydım ama ne bileyim merak ediyordum işte. Bedenimi yatakta bir sağa bir sola çevirirken kapım çalınmadan içeri kız kardeşim girdiğinde sessiz olması için elimle sus işareti yaparak kollarımı açtım ve bana gelmesini bekledim. Kardeşimi gün içinde göremediğim için onu çok özlüyordum ve o da beni çok özlüyordu. Eve geldiğimi nasıl görmüştü bilmiyorum ama iyi ki görmüştü. "Geldiğimi nasıl gördün cimcime?" "Parfüm kokun geldi." Gülüp yanağını öpüp ona soru sormaya devam ettim. "Sen beni artık parfüm kokumdan mı tanıyorsun?" "Evet." dedi kıkırdayarak. "Annemlere bir şey söyledin mi?" "Hayır." "Eğer bir şey söylersen seni okula göndereceğim." "Tamam bir şey söylemicem." Kardeşim daha okula gitmediği için cümleleri çok tatlı çıkıyordu. Eğer bir şey yapmasını istemiyorsam onu hep okula göndermekle güzel bir şekilde tehtid ediyordum ama bunda hiçbir zaman ciddi değildim. Artık o okula başlayınca okula alışana kadar onunla gitmem gerekecekti ama bunu zevkle yapardım. Bir yandan Kübra'yla oynarken bir yandan da kulağım ne cevap alacağımı bilmediğim telefondaydı.. BÖLÜM SONU. Ömer fake hesapta yine kendi adını kullanıyor ama soy adı değişik yapmış. Aklınız karışmasın
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD