Odama gider gitmez yaptığım ilk şey rahat bir şeyler giyip yatağıma oturmak olmuştu. Sonra da telefonumu şarja takıp masaya oturdum ve fake hesabımdan takip ettiğim Kübra'ya birkaç dakika düşündükten sonra mesaj attım.
omerkayabasi: Selam. Bir şey hakkında konuşabilir miyiz? Mesajı görünce erken dönersen sevinirim.
Mesajı atıp telefonun ekranını kapattım ve ayağımı yere vura vura cevap gelmesini bekledim. Yağmur'la konuşurken bile bu kadar gerilmemiştim sanırım çünkü yaptığım bu şey onu resmen yanıma getirmek olacaktı.
Bir dakika...
Beş dakika...
On dakika...
Dakikalar hızlıca geçerken telefonuma gelen mesaj sesiyle saniyesinde telefonu açıp gelen mesaja baktım.
kubraozturk_: Selam.
kubraozturk_: Tanışıyor muyuz?
omerkayabasi: Tanışmıyoruz aslında ama konumuz bu değil. Ben Yağmur hakkında bir şey söylemek için mesaj atmıştım.
kubraozturk_: Yağmur mu? Ne oldu ki?
omerkayabasi: Ben okulda bir şeyler duydum. Eminim ki sen de duymuşsundur.
omerkayabasi: Yağmur üzerine iddiaya giren varmış. Kim önce onu sevgililik konusunda ikna ederse diğerleri ona para verecekmiş.
omerkayabasi: Hayatını merak edip kurcalayan bir sürü kişi var. Ona takıntılık derecesinde aşık olan biri de varmış.
omerkayabasi: Yani kısacası Yağmur o üniversitede sadece bir öğrenci olarak bile tehlike altındaysa bir de çalışan olarak düşünemiyorum.
kubraozturk_: Evet maalesef hepsini biliyorum:/
kubraozturk_: Sen bizim üniversitede misin? Bu kadar şeyi nerden biliyorsun?
omerkayabasi: Evet aynı üniversitedeyiz ve senden bir şey istemek için mesaj attım.
kubraozturk_: Ne söyleyeceksin?
omerkayabasi: Yağmur'un orda çalışmasını sen de istemiyorsun değil mi? Çünkü orda nasıl bir muameleye maruz kaldığını sen de biliyorsun.
kubraozturk_: Sanırım son zamanlarda en çok istediğim şey Yağmur'un orda çalışmayı bırakması.
omerkayabasi: Ona bir iş buldum desem? Daha güvende olacağı bir iş.
kubraozturk_: Nasıl yani?
omerkayabasi: Senin telefon aldığın yer var ya orası işçi arıyormuş. Yağmur'u ikna edip orda çalışmasında bana yardım edebilir misin?
kubraozturk_: Orası çok bilindik bir yer de ben sana nasıl güveneceğim? Neden durup dururken bana böyle bir mesaj attın ki? Yağmur'a zarar vermeyeceğini nerden bilebilirim?
omerkayabasi: Ben Yağmur'la haftalardır bu hesaptan konuşuyorum. Şimdi kalkıp sana iş buldum desem uygun olmaz. Bu yüzden sana mesaj attım.
omerkayabasi: Sen ilanı görüp onu o mağazaya getirirsen ikimiz de çok rahat edeceğiz.
kubraozturk_: Yağmur seninle konuşuyor mu? Ciddi misin şu an sen yoksa dalga mı geçiyorsun?
omerkayabasi: Niye dalga geçeyim ki?
kubraozturk_: Çok şaşırdım. Yağmur normalde internet üzerinden kimseyle kolay kolay sohbet etmez de.
omerkayabasi: Eh yani pek şaşırmadım ama bana da isteyerek cevap vermediğine adım kadar eminim.
kubraozturk_: Ne mesaj attın ki ona?
Bunun üzerine gülümsedim. İyi ki o gün alarm çaldığında Anıl' değil de ben kapatmaya gittim ve iyi ki Yağmur'un kim olduğunu merak edip buldum. Onunla konuşmak bana çok iyi geliyordu.
omerkayabasi: Telefoncuda fotoğrafını kilit ekranına duvar kağıdı yapmıştı. Ben de bunu görüp ona mesaj attım. Konuşma öyle başladı.
kubraozturk_: Baya iç açıcı bir konuşma olmuştur xhsjeikodkdod
omerkayabasi: Baya baya shswiwoowos
omerkayabasi: Bana yardım edecek misin?
kubraozturk_: İkimizin de amacı aynı şey olduğuna göre yardım etmem gerekir. Yağmur'la yarın okulda konuşup sana haber veririm.
omerkayabasi: Tamam o zaman çok teşekkür ederim.
kubraozturk_: Ben teşekkür ederim. Yağmur'u o iğrenç yerden çıkarabilirsek çok güzel olacak.
omerkayabasi: Bir şey sorabilir miyim? Ama cevap verir misin bilemem ki büyük ihtimalle vermezsin.
kubraozturk_: Cevap verebileceğim bir şeyse eğer veririm tabii ki.
omerkayabasi: Yağmur neden dış dünyaya karşı böyle? Hep böyle miydi yoksa sonradan bir şey mi yaşadı?
omerkayabasi: Hem kısacık olan şu hayatta dibine kadar eğlenmek istiyor hem de yüzü bir kez olsun bile gülmüyor.
omerkayabasi: Böyle davranmasının kesinlikle bir nedeni vardır ve sen de o nedeni biliyorsundur.
kubraozturk_: Aslında Yağmur çok eğlenceli ve deli dolu bir kızdı. Yüzü hep gülerdi, hayatından zevk alırdı ama üniversiteye başladıktan bir sene sonra çok kötü bir döneme girdi.
kubraozturk_: Belli ki sana anlatmamış ve onun anlatmadığı bir şeyi sana anlatmam pek doğru olmaz ama Yağmur'un bir insanın başına gelebilecek en berbat bir dönemden geçtiğini ve yaptığı her davranışının bir açıklaması olduğunu da bil.
kubraozturk_: Yağmur hem çok yorgun hem de çok kırgın bir kız. Dışardan buz gibi görünse de yumuşacık bir kalbi var ve her şeye çok çabuk telaş yapar.
Mesajı okuduktan sonra aklıma ona attığım mesajları geri çekmem ve onun hem mesaj atıp hem de üstüne araması gelmişti. Artık ne olduğunu bile bilmediğim bir şeye o kadar üzülüyordum ki Yağmur'a her şekilde destek olmak istiyordum.
omerkayabasi: Sence Yağmur bana yaşadıklarını anlatır mı? Ben de öğrenip ona destek olmak istiyorum.
kubraozturk_: Şimdiye kadar hiçbir şeyini hiçkimseye söylemedi ama seninle konuştuğuna göre belki ilerde daha çok güvenip anlatır.
kubraozturk_: Yağmur hep böyle bir kızdı. Hiçbir şeyini başkalarına anlatmaz. Mutluluğunu anlatır ama üzüntüsüne asla anlatmaz.
omerkayabasi: Anladım. Umarım bir gün bana da güvenip anlatır.
omerkayabasi: Bu arada sana mesaj attığımı Yağmur'a söyleme lütfen. Belki sırf işi ben ona buldum diye gelmemezlik falan yapar, işimizi riske atmayalım durduk yere.
kubraozturk_: Merak etme o iş bende. Ben sana yarın en geç öğlen gibi haber veririm.
omerkayabasi: Tamam o zaman. Lütfen onu bir şekilde ikna et. Yarın güzel haberlerini bekliyorum.
kubraozturk_: Elimden gelen her şeyi yapacağıma emin olabilirsin. Yarın kesinlikle Yağmur'u ikna etmiş bir şekilde sana mesaj atacağım.
kubraozturk_: Görüşürüz o zaman yarın.
omerkayabasi: Görüşürüz. Kendine iyi bak.
Kübra attığım son mesajı beğenip konuşmayı bitirdiğinde hem mutlulukla hem de üzüntüyle gülümsedim. Sanırım bu işi başaracak ve Yağmur'un yanıma gelmesini sağlayacaktım.
Kapım çalınıp içeri annem girdiğinde ayağa kalktım.
"Anne? Ne oldu?"
"Oğlumun yanına gelmek için illa bir şey mi olması gerekiyor?" dedi yatağıma oturup. Ben de gidip en kıymetlimun dizine başımı koydum.
"Yok ya şakasına söyledim. Kapım sana her zaman açıktır." dedim gülerek.
Annem saçımı okşayıp konuşmaya başladı.
"Bugün uzun zaman sonra babanla konuşurken ona baba dediğini duydum." Sesi çok buruk çıkmıştı. "Beni çok mutlu ettin. Baban aslında seni çok seviyor oğlum. Lütfen onunla arana duvarlar örme."
"Tamam."
"Yanımıza gel, bizimle otur. Evden işe, işten eve yapma. Biraz dışarda takıl, arkadaşlarınla eğlen, kız arkadaşın olsun. Genç bir bireysin sen. Yapman gereken her şeyi yap."
"Sevmiyorum pek öyle şeyleri."
"Kız arkadaşın var mı?"
Annem bu soruyu sorar sormaz gözümün önüne direkt Yağmur gelmişti. Bunun üzerine gözlerimi kapatıp konuşmaya başladım.
"Kız arkadaşım değil ama biri var aslında. Kim olduğunu bile bilmediğim biri. Sadece kırgın olduğunu ve yardıma ihtiyacı olduğunu bildiğim biri."
"İşe almak istediğin kişi o değil mi?"
Şaşkınca annemin yüzüne baktım.
"Sen nerden biliyorsun?"
"Bilmiyordum ama bu çok açık. Durup dururken babanla konuşman, eve iş bitmeden gelmen, baban kabul ettikten sonra yüzündeki gülümseme... Bunlar anlamam için yetti de arttı."
"Kızı seviyorsun değil mi?"
"Hayır ya. Nerden çıkardın?" dedim başımı kaldırıp. "Öyle bir şey yok."
"Emin misin? Tam da öyle bir şey varmış gibi davranıyorsun. Seni daha önce hiç böyle gördüğümü hatırlamıyorum."
"Anne öyle bir şey yok dedim sana. Sadece yardım etmek istediğim biri. Hem kim olduğunu bile tam olarak bilmiyorum. Tesadüfen tanıştık onunla. Zaten o kim olduğumu hiç bilmiyor. Sadece ismimi biliyor."
"Sen onun hakkında ne biliyorsun? Ne zaman tanıştınız?"
"Tanışmadık. Ben onu gördüm."
"Nasıl?"
Annemden hiçbir şey saklamadığım için her şeyi olduğu gibi anlatmaya başladım.
"Kızın ismi Yağmur. Yağmur arkadaşıyla daha doğrusu kuzeniyle telefon almaya gelmişti. Kuzeni telefon alacaktı o da onunla birlikte gelmiş. Kuzeni telefon bakarken Yağmur da gidip bir telefondan fotoğrafını çekip duvar kağıdı yapıp alarm kurmuştu. Biz de tam öğle molasına girecekken alarm birden çalmaya başladı ve ben kapatmaya giderken Yağmur'un fotoğrafını gördüm. Sonra da merak edip Anıl'la birlikte bulduk. Şimdi de konuşuyoruz."
"Fotoğrafını duvar kağıdı mı yapmış?" dedi annem şaşkınca. "Bu onun için biraz tehlikeli değil mi?"
"Evet ben de onun için zaten merak edip kim olduğunu öğrenmek istedim. Başta manyak biri sandım ama hiç öyle biri değil. Üniversitenin kantininde çalışıyor ve orda hiç güvende değil. O yüzden bizimle çalışmasını istiyorum."
"Fotoğrafı var mı hiç?" Annemin sorduğu soruyla sarjdaki yeni telefonumu almaya gittim. Duvar kağıdı Yağmur olan telefonu...
Telefonu sarjdan çıkarırken arkam anneme dönük olduğu için ekrana bakıp gülümsedim. Annemin önünde yapsaydım kesin yine bana sen aşıksın falan derdi ama ben aşık değildim.
Sadece... Sadece değişik şeyler hissediyordum o kadar.
"İşte bu."
Telefonun ekranını anneme çevirip telefonu eline verdim ve yanına oturdum.
"Ne kadar güzel bir kız ya. Gözleri biraz çekik değil mi? Öyle çıkmış."
"Evet uykudan yeni uyanmış gibi bir ifadesi var. Çok tat- güzel görünüyor. Gözleri aslında çekik değil biraz şişkin. Sanırım çok az uyuyor ben de tam olarak bilmiyorum ama güzel gözleri var."
"Bir şey sorabilir miyim?" Annem yüzüme bakıp imayla güldüğünde ne soracağını anladım ve o sormadan kendim cevap verdim.
"Telefonum eskimişti ben de direkt bu telefonu aldım. Düşündüğün şey değil anne."
"Duvar kağıdını değiştirebilirdin ama." Annem köşeye sıkışmamdan zevk almış ve üstüme gelmeye devam ediyordu.
"Kaldı öyle işte anne. İstersen değiştireyim." dedim elimi telefona uzatarak. "Değiştirmek gibi bir niyetim yoktu ama annemin gözünü boyamam gerekiyordu."
"Yok kalsın kalsın, çok güzel."
"Sen çok şımarmışsın yine cüce. Beni köşeye sıkıştırmayı çok seviyorsun galiba."
Annem ona söylediğim şeyden sonra koluma bir tane vurdu ve gülerek konuştu.
"Anneye cüce denir mi hiç?"
"Seni çok seviyorum anne." dedim birden ona sarılarak. İki dakikada beni dünyanın en mutlu insanı yapabiliyordu.
"Ben de seni çok seviyorum." dedi o da başımdan öpüp. Kübra birden odaya dalınca kollarımı açıp gelmesini bekledim.
"Oo kimler kimler gelmiş? Hoş geldiniz sultanım."
"Hoş geldimm." Kübra neşeli sesiyle pek de doğru olmayan bir cümle kurduğunda ben ve annem birlikte gülmeye başladık.
"Biri sana hoş geldin dediği zaman hoş geldim deme hoş buldum de miniğim tamam mı?" dedim yanağından öpüp. Sonra da burnunu ısırdım ve yüzünü ağlar hale getirmesini bekledim.
Kübra birkaç saniye sonra tam istediğim şeyi yaptığında onu yememek için kendimi zor tuttum.
"Anne bu kız neden bu kadar tatlı? Kafayı yiyeceğim yemin ederim. Sanki Dünya üzerindeki en güzel şey oymuş gibime geliyor."
"Sana çekmiş sanırım. Ondan bu kadar tatlı."
"Yok yok sana çekmiş bence. Baksana aynı sen."
"Kübra gel buraya anneciğim. Abi artık uyusun çok geç oldu. Sen zaten sabaha kadar uyumuyorsun bari başkalarının uyumasına izin ver."
"Anne Kübra bu gece benim yanımda uyusun."
"Uyutmaz ki seni ama."
"Olsun benim yanımda uyusun."
"Ee tamam o zaman. İyi geceler." Annem ayağa kalkıp gidince Kübra'yı gıdıklamaya başladım.
"Elime düştün bücür."
Kübra konuşmayı daha tam olarak bilmediği için verdiği tepkiler o kadar güzel oluyordu ki bunu izlemeyi çok seviyordum.
Kafamı yastığa koyup Kübra'nın küçücük başını da kolumun üstüne koyup rahatça uzanması için bekledim. Nihayet istediği gibi uzanınca sanki küçücük biri değil de benden birkaç yaş küçük kız kardeşimmiş gibi konuşmaya başladım.
"Abin birine aşık olursa ne yaparsın?"
"Aşık olursa ne demek abi?"
"Birini çok sevmek, hep onu düşünmek demek."
"Sen bana aşık değil misin?"
"En aşık olduğum kişi zaten sensin."
"Neden o zaman başkasına aşık oluyorsun tekrar?"
"Bilmem. Sanki öyle bir şeye ihtiyacım varmış gibi hissediyorum. Sence aşık olmam gerekiyor mu? Annem haklı mı? Zaten çoktan aşık olmuş muyum da benim mi haberim yok?"
"Aşık olmak güzel bir şey mi?"
"Sen aşık olunca anlarsın ama sakın başka bir erkeği beni sevdiğin kadar sevme tamam mı?"
"Sen benim en aşık olduğum erkeksin." dedi boynuma sarılıp. Dudağımın hizasına gelen küçücük patates kafasını öpüp gülümsedim.
"Benim de en aşık olduğum kız sensin."
Kübra söylediğim şeye cevap vermeyince uyumak üzere olduğunu anladım. Annemin bundan haberi yoktu ama Kübra benim yanımda uyuduğunda her zaman hemencecik uykuya dalardı. Her ne kadar söylediğim şeylerden bir şey anlamasa da benimle sohbet etmesini çok seviyordum.
"İyi geceler miniğim." dedim onu tekrar öpüp ve kolunu sardığı boynumdan çekip daha rahat uyuması için başını yastığa koyup üstüne yorganı attım.
Birkaç dakika boyunca sadece onu izledim ve ışığı kapatıp telefonumun ekranına baktım. Hem kendime yeni bir hobi de edinmiştim. Günde bir milyon kere telefonun ekranına bakmak...
Telefonun parmak izi kilidini girip açtığımda direkt Yağmur'un sohbetine girdim ve aktif olmasıyla mesaj yazmaya başladım. Artık ona mesaj atarken eskisinden daha az düşünüyordum. Birkaç gün önce mesaj atacak olsaydım acaba beni tersler mi, acaba ona yanlış bir şey söyler miyim düşüncesiyle hep çekiniyordum ama artık öyle yapmamaya karar vermiştim.
omerkayabasi: Ne yapıyorsun?
Yağmur mesaja birkaç saniye içinde baktığında vereceği cevabı heyecanla bekledim. Belki de yarından itibaren birlikte çalıştığım bir iş arkadaşım olacaktı. Hatta belki değil kesinlikle olacaktı.
yagmurozer: Tam uyuyacaktım ben de. Sen ne yapıyorsun?
omerkayabasi: Ben de uyuyacaktım ama seni aktif görünce mesaj atmak istedim. Nasılsın?
yagmurozer: Bugün biraz iyiyim. Dersim olmadığı için sadece çalıştım ve yorgunluğum bir nebze de olsa azaldı.
yagmurozer: Sen nasılsın?
omerkayabasi: Ben çok iyi hissediyorum bugün. Güzel şeyler de olabiliyor bazen hayatta.
yagmurozer: Ne güzel.
yagmurozer: Babanla aran hala bozuk mu?
omerkayabasi: Bu anlık bir şey değil. Babamla aram uzun zamandır bozuk. Dediğim gibi birlikte bir gün oturup birbirimize anlatırız.
omerkayabasi: Sen uyuyordum dedin en son. Ben seni tutmayayım biraz uyu ve güzelce dinlen. İyi geceler.
yagmurozer: İyi geceler.
BÖLÜM SONU