Azê Şanlıoğlu

778 Words
- Ben kökenleri çok eskiye dayanan, toprağı kanla sulanmış, yüzlerce canını bu topraklar uğruna feda etmiş Şanlıoğullarının, 6 erkek çocuğundan sonra dünyaya gelen Bedirhan Ağanın kızı Azê Şanlıoğlu. Sizinle yıllar öncesine uzanan hikayemi paylaşmak istiyorum. Sanki yıllar üzerinden devrilmemişte bugün ki gibi taze zihnimde..... - Toprağı kanla sulanmış bereketli topraklar üzerinde hüküm süren aşiretler her zaman bulunduğu yerin en önemli yegâne aşireti olabilmek için kendilerine rakip ailelerden can almaktan asla geri durmazlardı. Buraların en büyük aşiretlerinden olan Demiroğulları ile Şanlıoğullarının soğuk savaşı da böylece başlamıştı. Bu topraklarda daha fazla söz sahibi olmak için birbirlerinden can almaktan çekinmemişlerdi. En sonunda Bedirhan Ağa ve Candar Ağa oğullarını da kaybetmeye başladıktan sonra bu savaşa bir son vermeye karar vermişlerdi. Yıllar sonra 6 erkek çocuğundan sonra dünyaya gelen Azê ile Devranın Azê'nin 18 yaşına basmasıyla evlenme kararı verilmiş ve bu şekilde aralarında savaşa son verilmişti. - Azê,nin Bu savaşta 6 abisinden ikisi vefat etmişti. Bu kararı veren Ağalar ne Devranı ne de Azêyi düşünmüştü. Her zamanki gibi kendi çıkarları için iki hayatı mahvetmekten geri durmamışlardı. Lakin bu kararı verdiklerinde bilmedikleri bir şey vardı Azê bu karara boyun eğip susan kadınlardan olmayacaktı ondaki asi ruh buna izin vermeyecekti.... Yıllar geçmiş Azê serpilip, büyümüştü. 1.70 boylarında, uzun siyah saçları beline dek uzanan , ince narin elleri ve belinin uyumuyla, derin su yeşili gözleriyle bir kez bakanı tekrar bakmaya iten dünyalar güzeli bir kız olmuştu. Yaşadığı her dakika kendisinin kalbine bir ok gibi saplanan evleneceği gerçeğiyle bir dakika ruhuna huzur vermiyorlardı. Abileri Hozan, Reşat, Umut ve Azatla pek sakin değil oldukça asi bir tabiatla büyümüştü. Bedirhan ağayla aşiretin işlerini götüren abisi Hozanla aralarında çok ayrı bir bağ vardı. Babası ona sevgi yerine her zaman şiddetini esirgemese de , diğer abileri onu takmasalar da Hozan abisi ona gözü gibi bakıyor, kendi kızıymış gibi her şeyden sakınıyordu. Bu sayede Azê yaptığı ve ceza alacağı her şeyde Hozana sığınıyor bir şekilde kurtuluyordu. Bu topraklarda kadının okuması hele ki evleneceği gün kesinleşmiş bir kadının okuması çok zorken, Azê yediği dayaklara rağmen yılmamış Hozan abisinin desteğiyle liseyi bitirmişti. Şu an nihayetinde üniversitesi tahsilini istemiş evleneceği gereği ve zaten bunun olmasının imkansız olduğu söylenip engelleniyordu. Velek ki bunlar Azê'yi yıldırmak bir yana daha da cesaretlendiriyordu. Çünkü o canını vermek pahasına bile olsa Devran ile asla evlenmeyecekti. O töreye kurban giden kadınlardan biri olmayacaktı. Azê bu evliliği ne kadar istemiyorsa , Azenin aksine günden güne gittikçe güzelleşen Azê'ye vurulan Devran bu evlilik için can atıyordu. Her seferinde Azê"nin karşısına çıkıp canını sıkmaktan geri durmuyordu. Azê'nin annesi ile tartışıp canına tak ettiği anda en büyük sığınağı ruhuna iyi gelen şeye koşmuştu atı Zerda ile ruhunu rüzgara ve engin yollara bırakmaya.. - Azê kafasına vuran sinirle Atı Zerdayı alıp konakten çıkarken Annesi Şilan hanım arkasından söyleniyordu. " Azê kör olasıca gel buraya yine babanı dellendireceksin, yakında evleneceksin ne işin var dağlarda bayırlarda geri dön!" Azê yiyeceği dayak umrunda değil gibi daralan ruhuna şifa olması için Zerdayla kendilerine ait topraklara doğru dört nala yol almaya başladı. ~~~~~~~~ - Hozan iş anlaşması için gelen Diyarbakırın en büyük aşireti Miroğlu reisi Botan Miroğlunu yanına almış arazilerinde avlandıktan sonra hem iş konuşup hem de havanın tadını çıkarıyorlardı. İş kisvesi altında asıl gizli planlarını konuşmak için en iyi yer olarak burayı görmüştü Hozan. " Botan kardeşim , geçen sefer az kalsın yakalanıyorduk, Bu sefer çok dikkatli olmalıyız. Eğer ki kızların kaçmasına yardım edenlerin biz olduğu öğrenilirse aşiretlerle baş edemeyiz." biraz ara vermemiz gerek bu işe. - Biliyorum kardeşim ama bu sefer ara veremeyiz daha 13, 15 yaşlarında iki kız gönlüm buna el vermez , daha dikkatli olacağız. - Hadi işimiz rast gelsin o zaman Botan. Botan ve Hozan derince bulundukları konu içinde konuşurken, atını Şaha kaldırmış Azê dur durak bilmeksizin ruhunu özgürleştirip atıyla yol alıyordu. Dikkati Azêye dönen Botan, Hozana dönerek; " Kimdir böyle iyi ata binen Hozan hiç görmedim böylesini, hem de bu topraklarda bir kadın" - Kim olacak Botan bizim deli Azêdir. Canımın canıdır. Yine beni dinlemeyip almış Zerdayı şimdi çıkan kıyametten koru koruyabilirsen. At binmesine gelirsek Azê konağa henüz yavruyken gelen Zerdayla bağı kurduğu günden beri ikisini de ayıramadık, bu topraklarda böyle özgürce at binemez kadınlar evet lakin bu Azê için önemli değil. Buralarda onun gibi at binen de bulunmaz atıyla nam salmıştır bizim deli " Desene tam abisine çekmiş o zaman Hozan." Bunu diyip zor da olsa gözlerini Azêden alan Botan tebessüm ederek Hozana dönünce, Hozan da tebessüm edip göğsünü gererek; - Abisinin Canı işte diyip asıl konularına döndü. Hozan ve Botan dostluğu berdele mahkum edilen bir kız sayesinde kesişmiş o gün bugündür ayrılmamış birbirilerine kardeş olmuşlardı. İş anlaşmaları altında töreye kurban giden kızların kaçmalarını sağlıyorlardı, Botan buraya iki kızın kaçmasına yardım etmek için gelmişti. Tabi buraya gelişinin sebebiyet vereceği olaylar aklının ucundan bile geçmezdi...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD