Adam dolabın önünde panik bir şekilde sağ sola giden kadını izliyordu. Büyük ihtimalle onun hâlâ burada olduğunu bile bilmiyordu. Dolabı açıp hızla üstünü çıkardığında gözleri pürüzsüz sırtında gezindi. Beyaz teninde iç çamaşırını bıraktığı izi beğenmemişti. Eli kısacık şortuna gittiğinde derince yutkundu. Bu kadar dayanabileceğini zannetmiyordu. Hızla aşağıya inmeye başladı kendine bu işkenceyi çektirmeyecekti. “Günaydın ağabey.” “Günaydın güzelim.” Marco her zaman yaptığı gibi Lena’yı kollarının arasına çekmişti. O ara apar topar Mia’nın merdivenlerden büyük bir gürültüyle indiğini gördüler. Üstünü inerken düzeltiyordu. Kıvırcık olan saçları ise iyice kabarmış ayrı bir hava katıyordu. “Günaydın Mia bu ne hal?” Lena, Mia’yı tepeden aşağıya süzdüğünde pantolon kusursuz fiziğine o

