Çaresizlik, attığım en sessiz çığlıktı.Kimse duymuyordu beni. Ağlayışlarımı görmüyordu. Acıyordum, sınanıyordum, yorulmuştum artık.Bu ümitsiz bekleyişin ağırlığı ve çaresizliği elimi kolumu bağlamıştı.Ne kaçıp arkamı dönebiliyordum ne de ona kavuşabiliyordum.Kaçmak istediğim an kendimi yine ona en yakın noktada buluyordum.Bunun çaresizliği kalbimi çok yormuştu. Üzerimde, bedenime sardığım kırmızı kareli havlu ile oturduğum hamam taşında,yorgun gözlerle ortada ki Hazal'ı izliyordum.Mutluydu.Yüzünde sürekli gülücükler vardı.Neden olmasın ki?Alakan aşiretinin biricik oğlu ile evleniyordu.Etrafında oynayan kızlar ve karşımda oturmuş aşiret kadınları ile boğulmak üzereydim.Ben kaçtıkça annem yüzünden onların daha da dibine giriyor, mutlu oldukları her an'a şahitlik etmek zorunda kalıyordum.

