Diyar Alakan'dan, Şirketten çıkıp konağa doğru sürdüm arabayı.Üzerimde ki ceket beni bunaltınca çıkarıp yan tarafa attım.Dikiz aynasına çarpan gözlerim ile çatık kaşlı yansımama baktım.Kendimi bildim bileli aynalarda ki görüntüm buydu. Çatık kaşlı ve aksi. Kimseyle anlaşamazdım.Yakınım diyebileceğim kişiler bir elin parmaklarını bile geçmezdi.Benim sınırlarımda insanlara yer yoktu; en azından fazla yakınıma yaklaşabilecek kimseye. Çatık kaşlarımın ardında bir perde gibi saklı duran öfke, yıllar içinde alışkanlığa dönüşmüş, suskunluğum ise bir tür zırh olmuştu. Çevremdekiler beni soğuk ve ulaşılmaz sanırdı ama ben yalnızca mesafemi korumayı öğrenmiştim. Güneşin doğuşunu bile ciddiyetle karşılar, gökyüzündeki bulutlara bakıp gülmek yerine, yağmuru hesap ederdim. İnsanların sohbetlerinde

