Genç kızın kömür rengi gözleri Antep'in yakıcı güneşinin aydınlattığı gökyüzündeydi.Derin bir iç çektiğinde nefesi ciğerlerine yetmiyormuş gibi kiraz rengi dolgun dudakları aralandı.
Kalbinde ki aşk her geçen gün büyüyor, onu amansız bir hastalığa yakalanmış gibi tüketiyordu.Küçük yüreği bu aşkı kaldıramıyordu artık.
Pençesine düştüğü karşılıksız sevda,Diyar onu görmediği her an daha da çoğalıp genç kıza acı çektiriyordu sanki.
Kollarını göğsünde bağlayıp fersiz gözlerini açılan avlu kapısına dikti.Öğlen vakti kimse gelmezdi konağa.
Merakla kaşlarını çattığında içeri girenlere baktı.
Abisi ve Diyar...
Bu saate ne işleri vardı burada?
Yutkunarak Diyar'da takılı kalan gözlerini çekmeye çalıştı ama yapamıyordu.Ona olan aşkı o kadar büyüktü ki gördüğü an gözlerini ondan çekmek bir eziyetten farksızdı.
Nalin elini pencere pervazına yaslayarak dikkatle baktı ikiliye.Daha doğrusu Diyar'a.Abisi gülerek ona bir şeyler anlatıyordu konağın büyük merdivenlerine ilerledikleri sırada.Diyar ise her zaman ki gibi ifadesiz ve sert bir surat ifadesi ile ona kafasını sallamak dışında bir tepki vermiyordu.
Gözden kayboldukları sırada Nalin heyecan ile odanın ortasında dolaşmaya başladı.
Yine gelmişti Diyar onlara.
Hep geliyordu zaten ama bir kez olsun Nalin'i görmüyor,ona gelmiyordu adam.Derin nefesler aldığı sırada abisinin sesini duydu aşağıdan.
"Nalin!?Nerdesin bak bir buraya abim?"
Onu çağrıyordu!
Kalbi şiddetle çarpmaya başladığında gözleri hızla odasında ki aynadan kendisine kaydı.Eli hızla saçlarını ve üzerini üstünkörü düzeltirken kapıyı açıp aşağıya indi.Yanaklarının kıpkırmızı olduğundan emindi genç kız.
Az sonra salona adım atacağı sırada abisinden duyduğu şeyler ile kalbi bin parçaya bölündü.
"Sonunda seni de baş göz ediyoruz Diyar'ım."
Duyduğum şey ile geriye sendeledim.N..
nasıl yani?
Diyar evleniyor muydu?
Kalbim acı ile sıkışmıştı.Bu hissi geçirmek için elimi göğsüme yasladım ama geçmek yerine daha da büyüdü.Nefesim kesilmiş,aralı dudaklarım ile kalakalmıştım olduğum yerde.
Ben dün gece onu seviyordum diye evlenmemek için yabancı bir adamın önünde ağlamıştım.Şimdi ise o evlenecek miydi?
"Nalin!?"
Abimin yüksek sesi ile irkildim.Dolu gözlerimden akan yaşları hızla silip salona girdim.Bedenim buz kesmiş gibiydi.
"E.. efendim abi?"
Başım öndeydi ve bir an olsun kaldırmamıştım.Kalbim kafamı kaldırmam için göğsüme tırnaklarını geçirse de ben duyduğum şeylerin acısı ile aynı şekilde kaldım.Kafamı kaldırıp ona bakarsam hıçkıra hıçkıra ağlardım. İlk defa,onun adını evlilik ile yan yana duymuştum.Kalbim nasıl dayanırdı ki? Efruz abimin normal ses tonu yeniden doldu odaya.
"Çalışma odasının anahtarını bulamadım.Önemli bir dosya almam lazım.Sen,anam nerede biliyor musun?"
Bu saate önemli bir şey olmasa gelmeyeceğini biliyordum.Göz ucuyla abime bakmak için kafamı kaldırmıştım ki bende olan iki çift gözle karşılaştım.Abim cevap bekler şekilde bakıyordu.
O ise...
O ise bana karşısında sıradan biri varmış gibi bakıyordu.Bu canımı çok yaktı ve dudaklarımdan çıkan sözlere engel olamadım.
"H...hayırlı olsun,evleniyormuşsun Diyar a..abi."
Kendime acı çektimek hoşuma mı gidiyordu o an bilmiyordum ama teşekkür eder gibi kafasını bir kez salladığında gözlerim doldu.Gerçekten görmüyor muydu gözlerimde ki şeyi?
Ona ilk defa bu kadar açık açık, duygularımı belli eder gibi bakmıyordum.Hiç mi anlamıyordu?
Sevmeyi,aşkı bilmeyen bir adam mıydı Diyar?
Taş olsaydı anlardı sevdamı ama o anlamıyordu.Taş olsaydı parçalanırdı bu sevdadan ama lanet kalbim de vazgeçemiyordu.
Gözlerimi ondan koparıp abime baktım.
"Bilmiyorum."
Tek kelimelik cevabımdan sonra abimin bir şey demesine fırsat vermeden arkamı döndüm ve merdivenleri hızla çıktım.
Odama vardığımda kapıyı hızla kapattım ve elimi ağzıma kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Evlenemezdi.
Ben onu bu kadar çok severken gözümün önünde başka bir kadını sevmesine dayanamazdım.
Diyar Alakan evlenemezdi!
Alakan aşireti bunu yapamazdı.Ben buna dayanamzdım.Göğsümde günden güne büyüttüğüm bu sevdanın sonu böyle olamazdı.Gözyaşlarım görüşümü tamamen kapatmıştı ama ben hala içim sökülürcesine ağlamaya devam ediyordum.
Bu yaşların da sevdamın da sonu yoktu.
Ben daha ne kadar acıyacaktım?
***
Kudret ananın kapıma beşinci kez gelmesi ile zorunda kalarak oturduğum yemek masasında bir ölüden farksızdım.
Annem her zaman ki gibi baş köşede tüm ciddiyeti ile otururken ben Efruz abim ve Alaz abim onun çaprazında ki sandalyelerde oturuyorduk.İki yanında ki oğulları ve Efruz abimin yanında oturan ben bu masaya hergün oturmak zorundaydık.Bu annemin en önemli kurallarından biriydi.Yemek masasına herkes eksiksiz şekilde gelmek zorundaydı.
"Ana,arabaları hazır ettim.İki araba gideriz.Çok kalabalık olmayalım.
Amcamlar gelmeyeceklerini söyledi zaten."
Annem Efruz abime kafasını salladığında
anlamazca ona baktım.Nereye gidiyorlardı?
Alaz abim de benim gibi bilmediğinden araya girdi.
"Nereye gidiyoruz abi?"
Efruz abim kalbimi bir kez daha ateşe verecek o cümleyi söyledi.
"Diyar'ın istemesi var lan unuttun mu?"
Efruz abimin neşeli sesi ile Alaz abim hatırlamış gibi bir ses çıkardı.Titreyen çenemi zorlukla sıkıp yutkundum.
"B... ben biraz rahatsız hissediyorum.Gelmeyeceğim."
Sanırım orada olmak bana son darbe olurdu.Oraya asla gidemezdim.
"Geleceksin.Alakan aşireti ile aramızda ki ahbaplığı bilmiyorsun herhal!Herkes bu gece orada olacak.Konu kapanmıştır."
Annemin kurşun geçirmez sesi ile olduğum yere gömülmek istedim.Alakan aşireti ile aşiretimiz arasında büyük ve yıllar süren bir dostluk vardı.Bu dostluk nesilden nesile halâ sürüyordu ve akrabalık derecesindeydi.Birbirlerini iyi günde kötü günde yalnız bırakmazlardı.
Söylemek istediğim her şey bir diken gibi boğazıma takıldı.Gelmeyeceğim diymedim.
Gelirsem ve onu başka bir kadının yanında, parmağında yüzükle görürsem
ölürüm diyemedim.
Yine sessiz kaldım.
***
Neredeydim?
Hayatımın en berbat anını yaşıyordum.Aşık olduğum adamın isteme gecesine gelmiştim.Abimin en yakın arkadaşı, beni bir kez olsun görmeyen, bana hiç, ona baktığım gibi bakmayan Diyar'a kız istemeye gelmiştik.
Sanırım bu geceden sonra ölsem de acı çekmezdim.Tüm acı kotamı, şu anda süzülerek Diyar'a kahvesini veren güzel kızı izlerken dolduruyordum çünkü.Dolan gözlerimi yere indirip derin bir nefes aldım.
Benim ne işim vardı burada Allah'ım!
Abimin tüm ailemi toplayıp peşinden sürüklemesine içten içe küfürler ediyordum.
"Hii!Çok özür dilerim!"
Kafamı kaldırıp ne olduğuna baktım.Kız, kahveyi yere dökmüştü ve birazı da Diyar'ın ayaklarına gelmişti.Herkes bir anda konuşmaya başlamış, kimi Diyar'la ilgilenirken kimi de dökülen fincanları toplamak için kıza yardım etmişti.
"İyi misin oğlum?Yok bir şeyin değil mi?"
Diyar her zaman ki katı ifadesini bozmadan ayağa kalkıp banyoyu sormuştu.Kız neredeyse ağlayacak bir kıvamdaydı.Birisi Diyar'a banyoyu gösterirken ben kalabalıktan yararlanıp ayağa kalktım ve odadan çıktım.
Büyük koridorda yürürken kalp atışlarım beni büyük ölçüde zorluyordu.
Yaptığım koca bir delilikti!
Belki de saçmalıktı kimine göre ama bunu şimdi yapmazsam ömrüm boyunca pişman olacaktım.Etrafı kolaçan ederek yabancısı olduğum evde banyoyu buldum.
Diyar içerideydi.
Yanaklarım ateşe tutulmuş gibi kıpkırmızı olmuştu ama yapacaktım.
Sevdam için mücadele etmeliydim.
Titreyen elimle kapıyı açtığımda,onu lavabonun önünde sırtı dönük bir şekilde buldum.Beni fark etmedi ve bu da işime geldi.İçeri girip kapıyı kapattım ve ikimizi o banyoda baş başa bıraktım.
Tüm bedenim titriyordu şimdi.Konuşabilecek miydim o da şüpheliydi.
Diyar arkasını döndü ve beni karşısında gördüğünde kaşları çatıldı.Burada olmama anlam veremiyordu.
"Ben...."
Kekeleyerek söylediğim şeyle onun her zaman ki sert sesini duydum.
"Ne işin var burada?"
O böyle bakınca daha da yerin dibine giriyordum.Beni korkutuyordu tavrı.Gerçi o hep böyleydi de ben arkama bakmadan kaçmak için bahane arıyordum sanki.
"Diyar ben..."
Ona ilk defa adı ile seslenmiştim.Bunu o da fark etmiş olacak ki biçimli kaşı havaya kalkmıştı.
Yapabilirdim.
Cesaretimi toplayıp yıllardır içimde taşımakta zorlandığım, benden bile büyük sevdamı dile getirdim.
"Ben evlenmeni istemiyorum... çünkü bu sevdayı tek başıma yaşamaktan çok yoruldum..."