Bölüm:56 Kanla Yazılmış Dave’in bedeni hâlâ yerdeydi. Göğsüne saplanan bıçağın soğuk kabzası, göğüs kafesinin son titremesiyle birlikte hafifçe kımıldamıştı. O kımıldama, ölümün aciz bedenindeki son yankısıydı. Gömleğinin üzerinden yavaşça sızan kan, sıcak ve koyu bir nehir gibi parke taşlarının arasına sızıyor, zamanla her bir taşın kenarını kırmızıya boyuyordu. O an, zaman sanki camdan bir fanusun içine hapsedilmişti. Ne bir ses, ne bir nefes: Yalnızca ölümün mutlak sessizliği. Elvira, ayakta dikilmiş, gözünü bile kırpmadan onu izliyordu. Baktığı şey bir cesetten çok daha fazlasıydı. Bu, geçmişin intikamıydı. Bu, yılların sessiz öfkesinin, bastırılmış hayal kırıklıklarının ve söylenmemiş kelimelerin, kanla yazılmış bir bildirgesiydi. Gözleri sabitti ama içi bir fırtına gibiydi. Duda

