EREN ...... Arkasından Burak'ın gidişini seyrettim. Adam haklıydı bekledi, sabretti ama artık sınıra gelmişti. Nil'in ne halde olduğunu merak edip yukarı çıktım. Nil salonda tekli koltukta dizlerini karnına çekmiş, kollarıyla bacaklarını sarmış oturuyordu. Yanağını koltuğa yaslamış ne ağlıyor ne de konuşuyordu. Deniz'e baktığımda ellerini iki yana açıp omuzlarını kaldırıp indirdi. Yanına gidip dizlerimin üzerine çöktüm. Yüzüne düşmüş bir iki tutam ıslak saçı arkaya ittim. -Nil güzelim ne oldu, neden bu hale geldiniz? Başını oynatmadan sadece gözleriyle bana bakıp tekrar cama sabitledi. Onun bu tükenmişlik bakışını çok iyi tanıyordum. Günlerce konuşmadan, ağlamadan tepkisiz bu şekilde oturduğuna şahit olmuştum. Tekrar olmasına izin vermeyecektim. -Nil konuşmak zorundasın, aklından geç

