Raoul ağlayan kıza yaklaşarak,"Merhaba."dedi.
Ilgın öfkeyle,"Sende Luciano gibi bana hakaret etmeye geldiysen dinlemek istemiyorum Raoul!"diye bağırdı.
Raoul iç çekerek kızın yanına oturdu. "Onun için gelmedim," sakindi. Kız bu sakinliği şaşkın bir şekilde karşıladı. "Ben seninle konuşmak için geldim çünkü senin suçsuz olduğunu düşünüyorum."
Ilgın çıkıştı."Ben ne yaptım da suçlu görünüyorum ki Raoul?"
"Onu aldattın."
"Ne?!"
Raoul omuz silkti. "O öyle diyor. Yaşadığın o psikolojik sorunlardan sonra, Matthew ile öpüşmeye bile korkar, sevişemezken başkasıyla bir olduğunu söyledi."
Ilgın öfkeyle,"Defol git buradan."dedi. "Bu lanet suçlamalarınızı asla kabul etmiyorum! Hâlâ yenemediğim bir korkumu yenmiş de aşağılık bir kadın gibi davrandığımı söylüyorsun! Ne yapmalı? Hastaneye gidip bakire olduğumu gözünüze mi sokmalıyım!"
Raoul rahat bir şekilde,"Ben sana inanıyorum güzel kız."dedi. "Matthew bir fotoğraf ile inandı ama fotoğraf da ne sen çıplaktın ne de diğeri."
**
Matthew elindeki fotoğrafa bakarak iç çekti. Gabriel ve Ilgın.
Lanet kız.
Dokunduğunda bile korkan, çekinen, sadece bir kere öptüğü kız yavşak Gabriel ile her yerde istediği gibi davranabiliyordu. O gün sahnede kızın adamı öptüğünü gördüğü anda kan beynine sıçramıştı.
Lanet!
Lanet!
Lanet!
Hâlâ o aptal ve riyakar kıza karşı hisleri mi vardı?
Olamazdı!
Ana ile mutluydu.
Mutluydu!
Mut-luy-du!
Yarın ki şarkı töreninde tekrar sahneye çıkacaklardı ve onu yine görürse ne yapacaktı?
Ağh!
Raoul birden telefonunun ekranında çıkınca sıçrayarak kendisine geldi. Hızla açarak boğazını temizledi. "Ne oldu?"
"Bir aşağı iner misin kardeşim?"
Matthew kaşlarını çattı. "Sebep?"
"Bekliyorum."diyerek telefonu suratına kapattı adam.
Matthew küfür ederek ayağa kalktı. Yine ne istiyordu acaba orospu çocuğu?
Evden çıkıp aşağı indiğinde ilk başta kimseyi göremedi. Bu nedenle hafifçe seslendi. "Raoul?"
Sonra onu gördü.
Arabadan çıkan, son üç yılını mahveden o kızı.
Lanet Ilgın'ı!
Ilgın çekingen bir şekilde yutkundu ve kafasını kaldırıp adama baktı.
Ona.
İlk ve tek aşkı,
Hayatını mahveden, onu ailesiz , sevgisiz bırakan o laneti!
Gözlerine bakınca nefesini tuttu. Hâlâ çok güzeldi. Hayır-hayır-hayır.
Güzel falan değildi, iğrenç göz renkleri vardı.
Yumuşak ve içini ısıtacak derecede baka-
Hayır!
Bok gibi bakardı!
Onu asla ama asla affetmeyecekti!
"Ne işin var senin burada?"diye sordu Matthew neredeyse hırlayarak. "Sen nasıl yüzsüz bir insansın böyle!"
Ilgın bilerek İtalyanca cevap verdi.
O dili öğrendiğini fark etsin istedi.
"Benimle düzgün konuş!"
Matthew kızın yanına fırlayarak,"Buraya hayatı bana zehir etmek için mi geldin?"diye sordu.
"Sen utanmıyor musun bana iftira atmaya!"diye ciyakladı hemen Ilgın. "Utanmaz herif! Senin yüzünden çektiğim acılar yetmedi mi benim!"
Matthew kaşlarını çattı ve öfkeyle bağırdı. "Ne diyorsun kızım sen! Senin nasıl kaypak biri olduğunu söyledim, iftira falan atmadım!"
Ilgın öfkeyle adamı göğsünden itti. "Seni aldatmışım!"diye bağırdı. Sonra da hızla adama bir tokat attı. "Seni aldatabilmem için!"dedi nefretle. "Önce cinsel birliktelikten korkmadan, yanıma bir adam almam lazım! İftiracı karakter yoksunu seni!"
Matthew yanağında ki tokata mı şaşırsın, kızın dediklerine mı sinirlendim bilemedi.
"Yatmadın mı sanki onunla?"diye mırıldandı.
Ilgın kafayı yiyecekti."Ne diyorsun Matthew sen?! Senin yüzünden ailem beni kapı dışarı etti, psikolojik sorunlarım ağzına sıçtı ve sonunda bir şeyleri düzeltmişken duyduk-"
Matthew,"Ailen seni neden kapı dışarı etti, ne diyorsun ya sen?"dedi yüzünü buruşturarak. "Ben sana iftira falan atmadım canımı sıkma benim! Kendini o adama verdin!"
Ilgın çantasındaki lanet bakire olduğunu gösteren belgeyi çıkarıp Matthew'in yüzüne attı.
"Al oku!"dedi. "Utanmaz arlanmaz!"
Sonra da arkasını dönüp öylece gitti.
Matthew göğsüne çarpıp düşen kâğıdı eğilerek aldığında Raoul yanına geldi.
"Kardeşim benimle beraber gitti aldı bu belgeyi, yalan değil yani."
Matthew dörde katlanmış kâğıdı yavaşça açıp okudu. Ilgın hâlâ bakireydi.
Kâğıdı elinde yumruk yaparak sıkarken gözlerini yumdu. "Bu hiçbir şeyi değiştirmez."
Raoul yanaklarını şişirdi. "Aslında çok şey değiştirir ama anlayana. Kızın hamile çıkma yalan haberini hatırlıyor musun? Ilgın'ın ailesi bunu duyduğu gibi kızı dışarı atmışlar. Gabrial İstanbul da verdiği bir konser çıkışında görmüş onu. Daha önce seninle olduğu bilindiğinden tüm İtalya tarafından, kızla konuşmak istemiş ve bir sohbet açmış. Onu hayata tutundurma tekrardan Gabrial olmuş. Onunla da çok ileri gidememişler. Öpücüklerden rahatsız olmuyormuş ama daha ilerisi hiçbir zaman kimseyle olmamış Matthew. Ben sana o zamanlar da dedim. Lanet bir fotoğraf ile kızın ağzına sıçtın. Ona sesin berbat, yeteneğin yok dedin diye çok kederlenmiş ve şan dersi almış. Yarın ki gösteride Gabrial ile beraber sahneye çıkacaklarmış."
**
Luciano,"Hadi Matt."dedi. "Bak hareketli ve senin en sevdiğin parcamızı sahneleyeceğiz. Biraz gülümsemek bu kadar zor olmamalı!"
Matthew göz devirip,"Luciano git başımdan."dedi. Sonra kuliste Gabrial ile gülen kıza baktı. İçi keder doldu.
Kalp ve hayal kırıklığı yüzünden nefret kustuğu sevdiği kadın başkasıyla gülüyor, eğleniyor ve...
Gabrial kızın dudaklarına bir öpücük kondurdu. "Hadi sahne bizim."dedi.
Ilgın buruk bir tebessüm ile,"İlk sahnem."dedi. "Ay korktum."
Genç adam kızın beline elini atıp vücutlarını birleştirdi ve dudaklarına fısıldadı. "Rahatlatalım seni o zaman." Dudaklarına uzanacaktı ki kız geri kaçtı.
Ilgın, Matthew'in de burada olduğunu bildiğinden kafasını iki yana salladı. "Sadece sarılsan yeter."
Gabrial kızı sarmalayarak kokusunu içine çekti. "Elbisen sana çok yakışmış."diye de fısıldadı. Ilgın utandığını hissederek,"Teşekkür ederim."dedi.
Menajeri,"Hadi Gabrial."dedi. "Sıra sizde."
Işıklar kapatıldı ve sahne hazırlandı.
İki kişilik bir gösteriydi.
Ilgın ve Gabrial.
Matthew dişlerini sıktı. Luciano şaşkınlıkla,"Oğlum hani bu kızın sesi bok gibiydi?"diye sordu.
Matthew,"Konuşur gibi söyler şarkıyı büyük ihtimalle. Gabrial ve boktan işlerinden biri."diye mırıldandı. Raoul arkadaşının yumruk yaptığı ellerine, kasılmış çenesine baktı. Matthew çok gergindi.
Ve birden şarkı başladı.
Gabrial İtalyanca söylerken Ilgın Türkçe karşılık veriyordu ve sanki bir atışma vardı sahnede. Gabrial'e sıra gelince kızın kolunu tutup üstüne yürüyordu.
Aynı anda Ilgın geri geri kaçıyordu.
Sonra Ilgın'a sıra geldi ve Luciano şok içinde,"Kızın sesi çok iyi oğlum!"diye çığlık attı.
Matthew göz devirip,"Abartma."dedi.
Ilgın'a sıra geldiğinde genç kız adamın göğsüne elini koyarak onu geri geri itti ve birden söz bitip sadece melodi çalmaya başladı.
Gabrial kızın beline yapışarak onunla dans etmeye başladı. Kol kola dönerlerken,'Lay lay lay,'diye ritim tutturmuşlardı.
Sonra şarkı tekrardan başladı ve bu sefer aynı anda söylemeye devam ettiler.
Salondaki herkes ikilinin enerjisine bayılmıştı.
Sözler bittiği gibi Ilgın kaşlarını çattı ve Gabrial'e sert bir tokat attı.
Gabrial tokatı yediğinde gülümsedi ve hızla kızın dudaklarına yapıştı.
Ilgın keyifle karşılık verdi. Sonra aklına o gelince birden yutkunarak geri çekildi.
Gabrial yadırgamadı. Sevgilisinin sorunlarını biliyordu ve bunca insan önünde bu sıkıntılar artabilirdi.
El ele seyircilere teşekkür ettiklerinde sıra Libero grubuna geldi.
Tabiri caizse dünyanın en oynak şarkısını Matthew cenazede gibi söyledi.
Ritimleri kaçırmadı evet ama asla gülmedi.
Onunla dans eden kız dansçıya karşılık vermedi.
Luciano ve Raoul sinirlendiler arkadaşlarına ama sustular.
Nasıl olsa adam müzik ritimlerini kaçırmamış, şarkıyı bok etmemişti.