Ilgın arkadaşıyla konsere gittiğinde onu kulise aldıklarında şaşkınlıkla çığlık atacaktı.
Keşke daha şık giyinseydi.
Lanet olsundu.
Matthew'in sesi o kadar muazzamdı ki Ilgın bu sese aşık olmuştu.
Arkadaşı Elif,"Kızım!"diye çığlık attı. "Acayip iyiler!!!"
Ilgın kafasını sallayarak gülümsedi,"Gerçekten de çok iyiler."
İki buçuk saat sonunda Ilgın ve Elif'in sesleri kısılmıştı. O kadar çok bağırmış bilmedikleri halde şarkılara eşlik etmeye çalışmışlardı ki ses tellerini hissediyorlardı.
"I love you İstanbul!!"diye bağırdı üç arkadaş ve selam vererek kulise koştular.
Matthew terden ıslanan alnını ona uzatılan havluyla silerken Ilgın 'ın yanına giderek,"Beğendin mi signora?"
Ilgın mutlulukla kafasını salladı. "Ben ilk defa bir konsere geliyorum."diye mırıldandı. "İlk defa bir konseri bu kadar yakından seyrediyorum ve siz üçünüzün sesi, gerçekten de muazzam."
Genç adamlar ceketlerini çıkarırken teşekkür ettiler ve onlara uzatılan suları alıp içmeye başladılar.
Raoul,"Ayaklarımın altı ağrıdı."diyerek gülümsedi.
Ilgın kolundaki saate bakarak,"Çok geç oldu."diye homurdandı. "Ağabeyim bizi almaya gelecekti. Siz çocuklar muazzamdınız. Tanıştığıma memnun oldum Matthew." Adama yaklaşıp yanağına uzanarak bir öpücük bıraktı.
Matthew şaşkınlıkla yanağındaki ufak sıcaklığı karşıladı ve dili tutulduğundan dolayı kısa bir an konuşamadı.
Luciano İtalyanca,"Matthew, adamım cayır cayır yanıyorsun!"diye bağırdı.
Matthew giden kızın ardından yüzünde aptal bir tebessüm ile öylece baktı.
Menajerleri koşarak,"Müthiştiniz!"diye bağırdı ve Matthew ve Raoul'un omuzlarına aynı anda kollarını atarak,"Bravo!"dedi. "Bravo! Matthew, bu nasıl tutkulu söylemektir."
Matthew omuzlarına yüklenen adamı kibarca kendisinden uzaklaştırıp,"Teşekkürler."dedi.
Raoul arkadaşına bilerek sataştı. "Misafiri için sahneyi yaktı geçti,"
Menajerleri şaşırdı. "Kim o misafir? Şu güvenliğin kartsız getirdiği iki kızdan biri mi? Hatırlıyorum o kızı. Restorantta küçük çocuğun peşinden koşan kız." Kocaman gülerek Matthew'in göğsüne vurdu. "Seni hınzır, nasıl buldun o kızı."
Luciano keyifle,"Otelin karşısında oturuyor."dedi. "çöp atarken gördü."
Matthew kuvvetli bir ıslık çalarak,"Tanrı bir araya gelmeniz için elinden geleni yapmış! Üç gün Matthew, üç gün içinde kızı yatağa attın attın. Atamadın artık Romanya'da şansını deneyeceksin. Sıra Romanya'yı sallamakta."
**
Ertesi gün Matthew kız ile buluşmak için o kadar çok ısrar etmişti ki Ilgın ne yapacağını bilemeden ailesinden izin alıp kabul etmek zorunda kalmıştı.
Otelin restoranında oturmuş kızı beklerken Ilgın bu sefer giyinişine daha özen göstermişti.
Matthew kızı kapıdan girerken gördüğünde hızla ayağa kalkıp ceketinin duruşunu düzelterek,"Merhaba."dedi.
Ilgın gülümseyerek,"Merhaba Matthew."dedi. "Nasılsın?"
Matthew oturduğu yerden hızla ayrılarak kızın oturacağı sandalyeye ilerledi ve çekip,"Lütfen otur."dedi.
Ilgın teşekkür ederek oturduğunda Matthew kendi yerine giderken,"İyiyim."dedi. "Sen nasılsın, beni kırmayıp geldiğin için çok teşekkür ederim."
Ilgın utangaç bir şekilde gülümserken,"Ne demek, sadece izin alırken bir tık zorlandığım için ilk red ettim. Üzgünüm"dedi. "Bende iyiyim, sorduğun için teşekkür ederim."
Matthew tedirgin bir şekilde garsonu çağırıp,"Ne yemek istersin?"diye sordu.
Ilgın,"Beni yanlış anlama."dedi. "Yemek yiyerek geldim, hem buranın fiyatları benim gibi öğrenciye biraz tuzlu kalıyor."
Matthew kız ona hakaret etmiş gibi bir halde,"Lütfen Ilgın,"dedi. Kızın ismini çok ilginç söyleyince Ilgın kıkırdayarak sordu."Neye lütfen Matthew?"
"Ben davet ettim ben ısmarlayacağım, güzel bir ahtapot salatası nasıl olur?" Menüyü açarak deniz ürünlerine şöyle bir baktı.
Ilgın şaşkınlıkla,"Bilmem nasıl olur?"diye mırıldandı. Matthew keyifle,"Mükemmel olur."dedi ve garsona dönerek,"İki ahtapot salatası."verdi siparişi.
Garson kafasını sallayarak menüleri adamların önlerinden aldı,"İçecek olarak ne istersiniz efendim?"
"Şarap."diye sordu Matthew. Kıza döndü,"Beyaz şarap mı istersin kırmızı şarap mı?"
Ilgın tebessüm ederek garsona baktı. "Ben sadece su alayım,"
Matthew şaşırdı,"Neden?"
Garson giderken Ilgın omuz silkti. "Ailem içki içtiğimi görürse çok kızarlar, üzgünüm İtalyan Bey. Burası Türkiye."
Matthew gülümseyerek kızın tebessümüne karşılık verdi. "Hiç içki içmedin mi yani?"
"İçtim ama tadını beğenmedim."
Ilgın ilk defa ahtapot yiyecekti. Biraz heyecanlıydı ama çaktırmamaya çalıştı.
Sohbet güzel gidiyordu. Genç kız ingilizceyi bilmediği yerde Matthew internetten İtalyancasını çevirerek kıza okutuyor Ilgın ise kahkaha atarak cevap veriyordu.
Onları uzaktan ve çaktırmadan izleyen Luciano ile Raoul ise Matthew'in bu haline şaşkınlıkla bakıyorlardı.
Raoul sordu. "Bu şerefsiz aşık mı oldu?"
Luciano keyifle kafasını salladı. "Sanırım öyle kardeşim,"
Matthew kızı izlerken derin bir nefes aldı. "Ne okuyorsun, daha doğrusu okuyor musun? Kaç yaşındaydın bilmiyorum."
Ilgın kafasını sallayarak,"Uluslararası ilişkiler okuyorum."dedi. "Yirmi bir yaşındayım."
Matthew tebrik etti."Çok güzel bir bölüm."
Ilgın utanarak teşekkür etti ve salatayı bitirip,"Siz ünlüsünüz."dedi. Matthew gülümseyerek,"Evet biraz öyle."dedi. "İtalya da çok ünlüyüz ancak buralarda neredeyse hiç tanınmıyoruz."
Ilgın kafasını sallayarak,"Evet ama müthiş sesiniz var."dedi. "Çok güçlü, her notaya çıkabiliyorsunuz ve operatik bir pop grubuymuşsunuz. Akşam eve gittiğimde sizi araştırdım."
Matthew,"Teşekkürler."dedi. "Beğenmene sevindim."
Ilgın kıkırdadı. "Aramızda kalsın en çok da senin sesini beğendim." Adamın ela gözlerindeki gururlanmayı fark etmedi. "Senin sesin daha lezzetli. Her şarkıya gider."
Matthew,"Teşekkürler."dedi. "Sana da şarkı söyleyebilirim istersen."
Ilgın şaşırdı. "Sen ciddi misin?"
Matthew kafasını sallayarak şarabı kafaya dikti. "Neden olmasın? Hem videoya çekip durum da atarsın, havan olur. Dün konser veren gençlerden biriyle aynı masada yemektesin ve sana şarkı söylüyor."
Ilgın mutlulukla kabul etti bu teklifi. "Seni de etiketleyebilir miyim? Sevgilin görürse sorun eder mi?"
Matthew dişlerini sıkarak içten küfür etti. Dün gece araştırırken görmüş olmalıydı. "O benim sevgilim değil."dedi birden. "Yani daha doğrusu eski sevgilim."
Ilgın şaşırdı. "Hesabında fotoğrafı olunca ben sandım ki-"
"Ayrıldık."diye sözünü kesti Matthew kızın.
Ilgın,"Yeni mi?"dedi.
Matthew kafasını salladı. Yeni ayrılmışlardı ve bundan Ana'nın haberi yoktu.
**
Günümüz İtalya-Roma
Gabriel sevgilisinin yanına giderek,"Bugün ki davette sahne alacağız, hazır mısın?"diye sordu.
Ilgın durgun bir şekilde kafasını salladı. "Evet hazırım." Sesi fısıltı gibiydi.
Gabriel,"Senin neyin var?"dedi sinirle. Dünden beri sevgilisi hiç iyi değildi.
"İyiyim."dedi Ilgın. "Ben biraz yalnız kalmak istiyorum sevgilim, bahçeye çıkıp yürüyeceğim."
Gabriel oturduğu koltukta kollarını iki yana kaldırıp,"Sen bilirsin."dedi. "Dilediğin vakit ara yanına gelirim."
Ilgın kafasını sallayarak otel odasındaki yataktan kalkıp çıktı.
Otelin bahçesine giderken telefonunu çıkarıp i********:'a girdi.
Ona bakacaktı.
Matthew 'e.
Matthew sanki onun stalk yapacağını tahmin etmiş gibi durum atmış ve Türkçe bir şarkı koymuştu.
Mirkelam, unutulmaz.
Yaşadığımız unutulmaz diyordu adam.
Ama Ilgın 'ı mutsuz eden bu şarkıya sevgilisiyle fotoğrafını koymuş olmasıydı.
Baş parmağını genç adamın gülen yüzünde özlemle gezdirip hıçkırdı.
Lanet adam!
Çok güzel gülümsüyordu!
Gözleri dolarken öfkeyle ekrana bakmayı kesip telefonunu cebine koydu ve bahçedeki bir banka oturarak yüzünü ellerine gömerek ağlamaya başladı.
Çok mutsuzdu.
Luciano 'nun dedikleri aklına gelince delirecek gibi hissetti.
Onu suçlamıştı.
Lanet ailesi bir yalan haber yüzünden onu Matthew yüzünden terk etmişti.
Ilgın kimsesiz kaldığında yanında o olur sanmıştı ancak Matthew kızı yarı yolda çok alçakça bırakmıştı.
Hakaretler etmişti.
Küçümsemişti.
Ilgın tek günde kimsesiz kalmıştı ve buna rağmen o suçlanmıştı.
"Ilgın."
Ona seslenen tanıdık sesle taş kesti ve burnunu çekerek elleriyle yanaklarını kurulayıp yavaşça kafasını kaldırdı.
Tanrım, bu niye gelmişti ki şimdi?
**