"Bak bir sene sonra Nisan yapacağız, sonra da evleneceğiz. Çok mutlu olacağız Ilgın, lütfen böyle yapma."
Ilgın yalvardı. "Ne olursun bırak gideyim." Hıçkırdı sonra. "Lütfen ülkeme döneyim. Söz ayrılmayacağız. Sadece buradan gitmek istiyorum."
Gabriel sinirli bir nefes aldı. "Biraz sakinleşmen lazım düzgün karar vermek için. Ama gerçekten her şeyin güzel olacağına söz veriyorum." Diz kapaklarını yavaşça öptü. "Hadi uyu."
**
Ilgın yatakta uzanırken asla uyuyamıyorudu.
Ne yapacağını bilmiyordu.
Lanet olsundu.
Gözü odanın her bir yanında gezerken telefona çarptı. Aklına gelen fikirle uzanıp komidinden telefonu aldı.
Ona mesaj attı.
"Yardımına ihtiyacım var." Dedi.
İhtiyacı vardı.
Hemde çok vardı.
Ana sevgilisi tuvalete gitmişken ekranın yanıp durmasıyla dikkatlice baktı.
Matthew 'e yakalanmak istemiyordu.
Mesaj atan o lanet kızdı!
Sinirle sildi mesajı.
Okumadı bile yazan şeyi.
Ne gereği vardı ki?
Ilgın öylece baktı ekrana.
Adamın çevrimiçi olup mesajına bakmamasını izlerken gözleri doldu.
Ilgın ölmek istiyordu.
Adam onu kapı dışarı ettikten sonra yazmazdı tabii.
Hak etmişti yaşadığı her şeyi.
Aklına gelen ikinci isme yazdı.
'Bana yardım eder misin?'
Raoul çevrimiçi olduğundan gördüğü mesaja direkt cevap verdi.
'seve seve kardeşim.'
Ilgın burnunu çekerek gülümsedi. Hâlâ birileri onun iyiliğini koşulsuz istiyebiliyordu.
'Ben gitmek istiyorum Raoul ama hiç param yok. Bana borç verebilir misin?'
Raoul mesajı okuyunca anlamadı. 'nereye gitmek istiyorsun?'
Ilgın iç çekti. 'memleketime.'
'neden?'
' Öyle gerekiyor Raoul. Matthew 'e yazdım umursamadı. Sen de eğer istemiyorsan yardım etmek zorunda değilsin.'
'Ederim. Ne kadar lazımsa söyle, hesabına aktarırım.'
' Teşekkür ederim.'
**
Raoul karşısında düşünceli düşünceli espressosunu içen arkadaşına bakarak,"Ilgın mesaj atmış neden yanıtlamadın?"diye sordu. "Kız gece benden yardım istedi."
Matthew şaşkınlıkla fincanı masaya bırakarak,"Saçmalama, ne cevap vermemesi."dedi. "Öyle bir şey yapsa sence cevap vermez miyim?"
Ana pizzasını ısırıp yutkundu. Onun yaptığı ortaya çıkmamalıydı.
Raoul,"Ne bileyim lan."dedi. "Kız söyledi. Senden yardım bulamayınca benden istedi yardım."
Matthew kız arkadaşına döndü. "Sen mi sildin yoksa Ana mesajı?"kaşlarını çatmıştı.
Ana,"Saçmalama!"diye kızdı. "Biri yardım isteyecek ve bunu saklayacak mıyım?"
Matthew tekrar arkadaşına döndü. "Sana ne dedi? Nasıl bir yardım istedi?"
"Para istedi."diyerek iç çekti Matthew. "Ülkesine dönmek istiyormuş."
Matthew oflayarak elini saçlarından geçirdi. "Bu kız ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum."
Telefonuna uzanarak alınca Ana şaşkınlıkla bağırdı."ne yapıyorsun sen?"
Matthew anlamayarak nişanlısına baktı. "Ona mesaj atacağım?"
"Sebep?"
Matthew kaşlarını çattı. "Yardım istiyor farkında mısın?"
Ana elini sallayarak,"Olabilir?"dedi. "Ona mesaj falan atmayacaksın, Raoul yardım etmiştir." Genç adama döndü. "Ettin değil mi Raoul?"
Raoul kafasını sallayarak,"İstediği parayı yolladım evet."dedi.
"Bak,"diyerek gülümsedi Ana. "Yardıma ihtiyacı falan yok. Mesaj atmayacaksın."
Matthew inanamıyordu. "Ne diyorsun Ana sen?"
"Olması gerekeni söylüyorum Matth!"dedi sinirle. "Nişanlınım ben senin farkında mısın? Bu rezalete devam etmeyeceksin."
Matthew gözlerini yumdu. Sabır diledi Tanrıdan. Sabır istedi.
Raoul arkadaşının halini görerek,"Endişelenme."dedi. "Ben işi yakından takip edeceğim. Sakin ol."
Matthew ofladı. "Gerçekten kıskanmakta sınırı aştı Ana."dedi sinirle. "
**
Ilgın eşyalarını toplayarak biletine baktı. Gabriel gelmeden gitmek istiyordu.
Bavulunu kaldırarak yavaşça kapıya gitti.
Salona geçmişken anahtarla açılan kapıyla dona kaldı.
Gabriel şaşkınlıkla kıza baktı. "Nereye hayırdır?"
Ilgın yutkundu. "Gidiyorum Gabriel."dedi korksada.
"Sebep?"
Ilgın iç çekti. "Tartışmak istemiyorum."
Gabriel sinirle anahtarı yere atıp,"Nereye gidiyorsun Ilgın sen?"diye bağırdı.
Ilgın istemsiz geriye doğru bir adım attı. "Ben kalmak istemiyorum Gabriel burada. Evime gitmek istiyorum. Ülkeme gitmek."
Gabriel,"Hiçbir yere gitmiyorsun."dedi. "Sinirlendirdin yine beni!"
Ilgın bir cesaret sesini yükseltti. "Gidiyorum! Paranı da istemiyorum seni de!"
Gabriel sinirle kızı omzundan tutarak,"Seni kendime mahkum ederim Ilgın!"diye bağırdı yüzüne doğru. "Duydun mu beni! Seni kendime mahkum ederim!"
Ilgın sinirle adamı itip,"Edemezsin!"diye bağırdı. "Gidiyorum, ne yaparsan yap kalmayacağım!"
**
Gabriel kızın üstünden kalkıp pantolonunu çekerken Ilgın hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Yerde iki büklüm yatıp,"Allah bin kere belanı versin!"diye hıçkırdı. "Allah seni kahretsin!"
Gabriel sinirle güldü. "Ne dediğini anlamıyorum sevgilim. Yakında çocuğumuz olduğunda konuşuruz bu konuları."
Bavuluna tekmeyi koydu. "Bu siktiğimin bavulunu yaktırma bana. Git üstüne adam akıllı şeyler giyin."
Ilgın yırtılmış elbisesini düzelterek,"Allah belanı versin."dedi İtalyanca. "Bana tecavüz ettin!"
Ilgın daha önce çok üzülmüştü ancak,
İlk defa nefes alırken ölmüştü.
Ilgın yaşamıyordu.
Ilgın kasıklarındaki ağrı ile delirecekti.
Cinsellikten korkan biri için tecavüze uğramak...
Bunu size nasıl anlatabilirdim bilmiyorum ama.
Ilgın yoktu.
Gabriel kızın yanına eğilerek saçlarına bir öpücük kondurdu.
"Bunca ay, bunca yıl siktiğimin iki bacak arasını nasıl ihtirasla bekledim inanamazsın, bugün istediğimi aldım ve söylemeliyim ki büyük hayal kırıklığına uğradım."
Sonra da siktir olup gitti.
Ilgın delirecekti.
Yumruklarını yere vura vura ağladı.
Delirecekti.
Delirecekti!
Onu aradı.
Yapacağı başka bir şey yoktu.
Matthew direkt açtı. "Ne oldu, iyi misin?"
Ilgın hıçkırdı. "Matthew beni kurtar."diye fısıldadı. "O-o ba-bana tecavüz etti." Bunu söylerken canından can gitti.
Matthew'in kanı çekildi. "Ne yaptı dedin!"
"Ben- gel."daha fazla konuşamadı. Ağlamaktan içi çıkmıştı.
Matthew,"Tamam, geliyorum."diyerek ayağa kalktı.
Ana sevişmek üzere olduğu sevgilisi aniden kucağından kalkınca,"Ne oluyor?"diye sinirle sordu.
Matthew hızla pantolonunu giydi. Odadan çıkarken tshirtini başından geçiriyordu.
Ilgın tüm eşyalarını geride bırakarak çıktı evden.
Ancak çok yürüyemedi.
Ilgın'ın bacakları arasına dökülen bir damla kan midesini bulandırdı.
Her zaman haberlerde duyduğu o lânet kendi başına gelmişti.
Yirmi dakika sonra evin önünde arabayla duran Matthew koşarak bahçe kapısında oturan kıza giderek,"Ne oldu sana!"diye bağırdı.
Ilgın hüngür hüngür ağlıyordu. "Matthew, o bana zorla sahip oldu."diye fısıldadı. Genç adam kızın yırtık elbisesine, yer yer morluklarına ve bacak arasındaki kana bakarken gözleri doldu.
Kızı hızla kucaklayarak arabaya götürdü ve ön koltuğa oturtup alnına bir öpücük kondurdu. Sonra hızla sürücü koltuğuna giderek arabayı çalıştırdı.
Yol boyunca susup ağlayan kızı izledi.
Kanı çekilmişti.
Gözünden bile sakındığı kadına tecavüz edilmişti.
Ilgın tecavüze uğramıştı.
**
Raoul koşarak arkadaşının evine geldiğinde,"Ne oldu!?"diye bağırdı.
Matthew dizlerine başını koymuş uyuyan kızı gösterip,"Şişt!"diye kızdı. "Uyandırma."
Raoul nefes nefese kafasını salladı. "Mesaj doğru mu?"diye sordu. Fısıldadı. "Gabriel, Ilgın'a tecavüz mü etti?!"
Matthew dolan gözleriyle kafasını salladı. "Evet,"dedi burnunu çekerek. "Etti." Yanağına damlayan yaşı hızla silip burnunu çekti. "Şimdi ben nasıl katil olmayayım Raoul?"
"Katil olmayacaksın "diyerek kızdı Raoul. "Ama o orospu çocuğuna dava açacağız."
Matthew kafasını salladı. "Ilgın,"diye fısıldadı. "Çok kötü durumda Raoul. Cinsellikten her zaman nasıl korktuğunu biliyorsun,"
Raoul kafasını salladı. "Korkmasa dahi bu çok zor bir şey Matth."dedi. "pezevenk herife bak ya! Kız ondan kaçmak istemiş belli ki!"
Matthew burnunu tekrar çekti. "Telefonuna baktım, gerçekten bana mesaj atmış ama bana öyle bir mesaj gelmedi Raoul."dedi. "Ana silmiş belli ki!"
"Ana kıskançlıktan kafayı yedi iyice."
"Yedi."
"Ee ne yapıyoruz şimdi, plan ne?"
**
Yorum yapın beni yalnız bırakmayın...