Arkadaşlar lütfen oy ve yorum atmayı unutmayınız 💗🦋
.
.
.
.
Her zaman umut olurdu elzemde, lakin onun babası bütün umutlarını tekrar öldürdü.
"Ne güzel bir kısmet bu bey" Hacer teyze haberi verip aldığı cevap ile kalkmıştı. Hacer teyze gittikten yarım saat sonra elzemin annesi Hatice gelmişti. Ona genellikle kara Hatice derlerdi.
"Öyle öyle Allah yüzüne bakıyor uğursuzun amma benim korkularım vardır"
"Ne korkuları bey" Muhsin efendi'yi korkutan şey mühim bir şey olmalıydı.
"Büyük köy ağası diyoruz biliyorsun bizim kız bozuktur eee bu adam ne diye bozuk ister hanım ben bunu anlamış değilim" Muhsin efendi'yi korkutan şey ortaya çıkmıştı. Yıl olmuş 1962 köy ahalisine sorsa herkes ona haklı der idi.
"Ağam bizim kız namussuzluk etmiş olmasın. Belli işte koskoca ağa'ya kuyruk sallayıp adamı delirtmiş adam da istiyor işte hem adamın karısı da varmış bizimki yapmışsa'ya bir namussuzluk" Hatice'nin ağzından fütürsuzca çıkan şeyler Muhsin efendi'yi delirtmeye yetmişti.
"ELZEM ELZEM gel kız buraya" Muhsin efendi bağıra bağıra elzemi çağırıyor du. Elzem ise ağlayarak dışarıyı izliyordu. Oğlu olmasa karşı dağlardan kendini atardı.
Ama bu sefer kaderine boyun eğmeyecekti. Güçsüz olan bu sefer o olmayacaktı.
Babasının olduğu odaya giderken göz yaşlarına sildi.
"Efendim baba ne oldu" elzem sanki hiç bir şey duymamış gibi davranıyor du.
"Sen bu ağayı tanıyormusun ne demeye seni istemeye geliyor kuyruk salladın dimi adama zor tutuyorum kendimi" Muhsin efendi zor tutuyordu kendisini yada tuttuğunu sanıyordu.
"Baba boşandığımdan beri dışarıya adımı mı atmadım laf söz olmasın gelmesin diye çeşmeye bir yudum su doldurmaya gitmedim nasıl kuyruk sallayacam anamın dolduruşlarına gelme" babası bir an düşün dü. Haklıydı evden hiç dışarı çıkmamış'tı. Bu sefer karısına sinirle dönüp bağırmaya başladı .
Elzem keyfi ile odadan çıkmıştı. Öyle yapana böyle yapardı.
Saat gece yarısını geçmişti. Ve zaman gelmişti.
Elzem son kez eşyalarını kontrol etti. Her şey tamamdı.
Elzem evden çıkalı 4 veya 5 saat oluyor du. 3 köy geçmişti. 4 veya 5 saate anca 3. köyün sonuna gelinirdi ama elzem yürümek yerine koşuyor du.
Elzem 3. köyün sonunda bulduğu ağaç dibine oturdu. Evden çıkıldığından beri uyuyan oğluna baktı ardından hala yağan yağmura umarım dedi elzem içinden 'umarım hasta olmazsın oğlum affet anneni' dedi.
Az ileride. Gelen araba elzemin önünde durdu.
Elzem kalkıp ağacın diğer tarafına oturdu ağaç dibine hiç yağmur gelmemişti şanslıydı.
Adam arabadan indiği gibi elzemin önüne geldi.
"Kimsin sen? ne işin var burada? kimlere geldin? misafir olarak mı geldin?"
Adam kaşlarını çatıp konuşuyor du. Elzem adamın bu halin den, görüntüsün den korksada korksada belli etmedi.
"3 veya 4 köy aşağıdan biriyim gideceğim şimdi sadece yürümekten yorulduğum için için dinleneyim dedim"
Elzem hemen eşyalarını eline alıp kalktı.
"Sen kılıçlılar köyündenmisin hatun" köylerde 'hatun' kelimesini yalnızca köy de ağalar söylerdi.
"Evet ağam o köydenim"
Elzem bildiğini belli edercesine konuşup gitmek için çekilecek Ken ağa önüne geçip gitmesine izin vermedi.
"Anladığıma göre gecenin bir yarısı evi terk ettin kucağında bebeğin var kılıçlılar köyündende hiç bir insanın diğer köylerle bağı yok ne demeye çıktın dışarıya hatun-" adamın gözleri bir anlığına bebeğime gitti ardından devam etti konuşmaya
"Birde bu havada küçücük bebeği yanında mı sürükledi hiç mi akıl yok sende hatun bebek üşütüp hasta olacak bu hava da"
Elzem utançla başını eğdi.ona hesap soran adamı haklı buluyor du ama onunda nedenleri vardı.
Yağmur yaş dinlemeden evden kaçmıştı.
"Yürü bin araba ya"
"Ne münasebet ne hakla nasıl laf çıkar ağam senin haberin var mı"
"Eminim bir kaç saat sonra evden kaçtığına dair bol bol laf çıkacak dır" elzem adama diyecek bir şey bulamadı.
"Böyle susarsın işte Hatun hadi bin şu arabaya"
"Neden size güvenip inanayım"
"Bebeğin için" adam bunu dedikten sonra arabaya bindi.
Elzem bir bebeğine birde arabaya baktı. Eğer bebek bu havada biraz daha kalırsa ölecekti.
Elzem çaresizce ilerleyip arabaya bindi.
Ağa ben demiştim bakışını atarak arabayı çalıştırdı.
"Nereye götüreceksiniz bizi"
"Büyük şehire" ağa nın dediği ile gözleri büyüdü elzem in.
"Nasıl ama çok büyük orası"
"Gittin mi daha önce" adamın sorusu ile elzem
"Hayır" dedi
"Merak etme şehre gitmiyoruz aşağı köye ineceğiz"
Uzun bir yolculuk sonrası araba nihayet büyük bir konağın önünde durdu.
Elzem eşyaları almak için bebeği bırakacakken ağa konuştu.
"Sen bebeği al ben eşyaları alırım" elzem kafa sallayarak sadece bebeğini aldı kucağına.
Ağa klasik araba'dan eşyaları alarak indi. Ve elzemin yanına yürüdü.
"İçeride anam kardeşlerim var haberin olsun"
"Ananın kardeşinin olduğu konağa mı getirdin beni" elzemin şaşkınca sorduğu soruya güldü.
"Evet anamın kardeşlerimin olduğu konağa getirdim seni"
"Yanlış karşılanır ama" elzem şaşırmıştı hemde çok şaşırmıştı.
"Yanlış karşılanmaz ben ne yaparsam yapayım ne edersem edeyim yanlış karşılanmaz" elzem peki anlamında kafasını salladı.
O sırada arkadan bir kadın sesi geldi.
"Asaf ağam bu kadın kimdir neyin nesidir" bu kadın Asaf Ağa'nın karısı Ayşe idi.
"Bir tanıdığım sen içeri geç"
2. B Ö L Ü M S O N U

Yiğit Asaf Karahan