BÖLÜM III – AYNADAKİ ŞEY

235 Words
Emmy, sabah uyandığında aynaya bakmadı. Bu, alışkanlık değildi. Bu, içgüdüydü. Gece boyunca rüyasında bir el vardı—ne sıcak ne soğuk. Parmakları camdan yapılmış gibiydi ve adını fısıldıyordu. Uyanırken dudakları kıpırdadı ama ses çıkmadı. Adını söylememesi gerektiğini hissediyordu. Çünkü bazı isimler çağrıldığında gelmez; zaten oradadır. Banyoya girdi. Işığı açtı. Ayna karardı. Yansıması bir an gecikti. Sonra… gülümsedi. Emmy gülümsemiyordu. Kalbi hızlandı. Nefesini tuttu. Aynaya yaklaşmadı; aynanın ona yaklaşmasını bekledi. Camın içinde duran yüz, onun yüzüydü—fazla tanıdık, fazla düzgün. Gözleri biraz daha siyahtı. Kirpikleri, sanki hiç kırpılmamış gibi uzundu. “Geciktin,” dedi yansıma. Ses, Emmy’nin sesi değildi. Ama onun boğazından çıkabilecek kadar yakındı. Emmy geri adım attı. Ayakları soğuk fayansa bastı. “Sen… kimsin?” diyebildi sonunda. Ayna çatladı. Ama kırılmadı. Yansıma başını eğdi, meraklı bir çocuk gibi. “Beni çağırmadın,” dedi. “Ama çağrılmak zorunda değilim.” O anda Emmy anladı. Bu bir musallat olma değildi. Bu bir seçilmeydi. Aynadaki şey elini kaldırdı. Emmy de istemsizce aynı hareketi yaptı. Parmakları camın içinden camın dışına denk geldi. Arada sadece çok ince bir gerçeklik vardı. “Çok güzelsin,” dedi Lilith. “Ve hâlâ çok iyisin.” Camdan bir damla aşağı süzüldü. Kan mıydı, yoksa ışık mı—ayırt edilemedi. Emmy ilk kez şu soruyu sordu: İyilik beni korur mu, yoksa beni bana karşı mı savunmasız bırakır? Ayna cevap vermedi. Ama gülümsemesi genişledi. Ve o anda Emmy’nin arkasında, odada ikinci bir nefes alındı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD