Bölüm 6: Sekssizlik

1008 Words
“Böyle bir şeyi nasıl yaparsın? Böyle bir aptallığı nasıl yaparsın Nil?” diye bağırıyordu Bora tepesinde. Nil çok bitkindi ve kendini toparlayamıyordu. “Aptal olduğu için aptallıklar yapması normal değil mi?” Asım’ın sert sesi bolca kinaye içeriyordu. İkisi de tepesinden çekilemez miydi? “Bunları yarın konuşsak?” dedi mırıl mırıl. “Başka isteğiniz de var mı prenses hazretleri?” diye bağırdı Bora. Boğazı acıyordu artık. “Sen nasıl Metin’le yatarsın ya! Sen ne biçim bir insansın. Benim hayatımdaki her şeyi mahvetmek zorunda mısın sen?” “Bu seninle alakalı değil!” dedi Nil hemen savunmaya geçerek. Oysa tam da onunla akalıydı. Atiye’ye olan sevgisizliği abisine olan sevgisinin önüne geçmiş, Metin’in yaralayan sözlerinden sonra hırsla hareket etmişti. “Metin Atiye’nin kuzeni. Kardeş gibi onlar. Nasıl benimle alakalı değil. Şimdi ben kardeşimi s*kmiş bir adamın yüzüne nasıl bakacağım geri zekalı!” “Umurunda mı sanki? Ben senin umurunda bile değilim. Hem sen kendin, tanışalı bir hafta olmadan Atiye’yle sikişmedin mi?” “Nil!” “Bağırma bana! Çiftliğe bile getirdin bütün çiftlik öğrendi sizin sürekli seks yaptığınızı. Sen ne hakla bana böyle söylersin.” “Metin’le yattın geri zekalı! Başka adam mı kalmadı? Gidip tüm İstanbul’u sikseydin ama o adamdan uzak dursaydın.” Nil sindi. Abisinin anlamasını istiyordu, anlaması gerekiyordu. “Kaya’dan kurtulmamın tek yoluydu o. İnanmazdı, vaz geçmezdi. Ama Metin’le olduğumu görünce benden vaz geçecek.” Bora altında yatan mentaliteyi anlıyordu. Nil’in sebeplerini, onu buna iten şeyleri. Aptal değildi. Kaya’yı Metin’le terk etmek Kaya’nın Atiye’ye attığı iftiranın bir karşılığıydı. Ama tek sebep bu değildi. Nil sadece Kaya’yı cezalandırmamıştı. Aynı zamanda Atiye’yi de cezalandırmıştı. “Dedeme anlatacağım,” dedi Bora Nil’in gözleri içine bakarak. “Bu mesele beni aşar. Metin bizim akrabamız. Onlar düşünsün.” Nil’den uzaklaşan bakışları kendilerini sessizce izleyen abilerine döndü. Asım elindeki telefona bakıyor ve harıl harıl bir şey okuyordu. Gözleri ekranda satır satır geziniyordu. Okumayı bitirince başını kaldırdı. “Dedem öğrenecek zaten. Medya öğrenmiş.” Medya öğrenmişti ama haberi yazan gazeteci dedesinin müdahele etmesine fırsat bile vermeden haberi yayınlamıştı. Bir Aşkı Memnu Masalı Daha Sona Eriyor... Haber başlığı günlerce trendlerde kalmış, Kaya’nın akıl hastanesine kapatılması balla kaymak olmuştu adeta. Nil o günden sonra Kaya’yı yaşarken hiç görmemişti. Hızır bey çok kızmıştı. Nil’i ve Metin’i karşısına oturtup Nil’e saatler gibi gelen bir süre azarlamış. Ne Tarık ne Güler hiçbir şekilde müdahele etmemişti. Asım birkaç kez araya girecek olmuştu da Tarık susturmuştu. Nil’in arkasında durmaya çabalamıştı genelde ama bu kadarı da fazlaydı. “Evleneceksiniz,” diye bitirmişti Hızır cümlesini. Nil Metin’den daha büyük bir dehşetle reddedince de “Onu böyle bir oyun çevirmeden düşünecektin. Bu da sana bir ders olsun. Bir daha oyun çevirirken sonuçlarını da düşünürsün.” demişti. “Sonuçlarını düşündüm zaten. Kaya’dan kurtuldum. Yakalansın diye abimleri çağırdım. Sayemde akıl hastanesinde. Ödülüm bu mu?” diye karşı çıkmıştı Nil. “Evet, bu bir ödül senin için. Kaya’yı Haliç’in sularına süpürmeni sağlayan yakışıklıyla evlendiriyorum seni, daha ne istiyorsun?” diyerek çıkan haberlere bir ithafta bulunmuştu Hızır bey. Metin’e fikri sorulmamıştı bile babası daha o an kabul etmişti evliliği. Paşazade’lerle bir kez daha dünür olma fikri dolarlar sterlinler demekti onun gözünde. Nil koltukta yaslanarak pencereden dışarıyı izlemeye devam etti. Çalışma odasının penceresi yan bahçeye bakıyordu ama duvarların ötesindeki yol da görünüyordu. Metin o yoldan geçip de geliyordu eve. Gece yarısına yaklaşıyordu, gelmesi an meselesiydi. Kitaba döndü ama okuyamıyordu. Satırlar çok yüzeyseldi, harfleri seçemeyecek kadar aklı doluydu. Bütün evlilik sürecinde nasıl da kahrolmuştu onu evlendirdikleri için. Oysa evlilik onun kurtuluşu olmuştu. Kendi evine çıkmış, istediği gibi yaşıyordu. Bazı keskin çizgiler dışında Metin ona hiç karışmıyordu. İstediği saatte girip çıkabileceği, istediği arkadaşlarını çağırabileceği bir evi vardı. Sorun şu ki hiç arkadaşı yoktu. Kaya ile ilişkisi sırasında bütün arkadaşlarıyla küs olmuş, arası açılmıştı. Sonraki süreçte arkadaşlarını düşünecek vakti olmamıştı. Ulaşmaya çalışanlar olmuştu ama Nil o zamanlar kendi içine öyle bir kapanmıştı ki kimseyi gözü görmüyordu. Evlilik sürecinde yanında arkadaşları olsun istemişti ama onları arayamamıştı. Onları reddettikten sonra geri aramayı gururuna yedirememişti. Ve o soğukluk yıllar yılı büyümüştü. Çoğuyla sosyal medyada bile takipleşmiyorlardı. Nil yalnızdı. Çevresinde onun olan tek şey Metin’di. O da onun sayılmazdı. Üstelik Nil’den hoşlanmıyordu. Tahrik oluyordu ama o da sekssizliktendi. Bazı geceler garip rüyalar görmeye başlamıştı Nil. Hepsinin içeriğinde Metin vardı. Bazen Metin’le gerçekten yatmadığı için pişmanlık duyuyordu ama o zamanlar Metin’den nefret ederken yatmayı düşünmemişti bile. Gerçi hala seviyor değildi. Tüm dünyası Metin’le sınırlıydı. Yine de Metin’le öpüşürken ya da elleri sırtında, belinde gezinirken etkilendiğini inkar edemezdi. Tek tahrik olan Metin değildi. Metin beşyıldır seks yapmıyordu ama Nil Altı yıl olacaktı. Yattığı tek erkeğin de Kaya olduğu düşünülünce... Merak ediyordu. Başka bir adamla sevişmenin nasıl olacağını çok merak ediyordu. Kitabını kayın ağacından yapılma masasının üzerine bıraktı. Metin’in ağzının teninde gezindiğini hissetse... memelerini emse mesela. Elleriyle sıksa, yoğursa. Acaba o da mastürbasyon yaparken Nil’i hayal ediyor muydu? Aletini sıvazlarken Nil’in içinde gidip geldiğini düşünüyor muydu? Ya da ağzında? Ya da ardında? Nil zevkle ürperdi. Elleri ip askılı ipek pijamasının üzerinden memesini kavradı. Dişlerini teninde hissetmek istiyordu. Bacaklarının arasında gidip geldiğini, ağırlığını üzerine verdiğini hissetmek. Eteğinin üzerinden bacak arasına ilerledi ve tepe noktasını sıvazlamaya başladı. Çok fena durumdaydı. Acaba büyük müydü? Hiç görmemişti daha önce ve çok merak ediyordu. Metin onu odasına sokmuyordu. Oysa Nil onu okşamak, ağzına almak isterdi. O ağzının içinde gidip gelirken nasıl mahvolduğuna bakmak isterdi. Sonra sıranın kendisine geleceğini bildiğinden bacaklarının arasında bir alev topuyla ağzına boşalmasını bekleyebilirdi. Elleri eteğinin altına girdi ve çok geçmeden o ateş topunu buldu. Metin’in parmakları içinde nasıl olurdu acaba? Uzun, zarif parmakları vardı. Yemek yaparken defalarca görmüştü. Parmaklarının içine girip çıktığını, onu delirtmek ister gibi kıvrıldığını hayal etti. Dişlerini meme ucuna geçirdiğini ya da diğer eliyle sıktığını. Ağzını Nil’in ağzına örtebilirdi. Çok güzel öpüşüyordu. Azdırıyordu ve yarım bırakıyordu. Nil bıkmıştı elleriyle kendini tatmin etmekten. Şimdi yaptığı gibi kendi parmaklarının içine girip çıkmasından bıkmıştı. O Metin’i istiyordu. Onun ağzını kadınlığına dayamasını ve diliyle, dişleriyle tüm ağzıyla ona sahip olmasını istiyordu. Dilini içine itmesini ve tüm benliğini yalamasını istiyordu. Va.jina kasları onun tadını bilmek istiyordu. “Ah!” Çığlığı çalışma odasındaki kitapların sırtlarına çarpıp geri kendisine döndü. Metin’in hayaliyle bile bu kadar parçalanırken kendisiyle kim bilir ne hale getirirdi?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD