Metin oturduğu yerden kalktı ve pencere önüne gitti. Nil’in yüzüne bakamıyordu. Bir sürü sebebi vardı bunun. Öncelikle pişmandı, yani onu orda bırakıp gittiği için. Gitmemeliydi. Kalmalı ve işi bitirmeliydi. Nil de isterken yapmalıydı. Yapamamasının birkaç nedeni vardı, kaçmıştı çünkü pantolonuna boşalmak istememişti. Kaçmıştı çünkü; Nil’in yıkıcı etkisinden uzaklaşmak istemişti. Sadece fiziksel bir etki yoktu ortada ve hisler Metin’i ürkütmüştü. Nil oturduğu yerden aşık olduğunu anladığı adamın sırtını izliyordu. Sırtına bir bıçak saplasa, oyup kalbini alsa ve kendine alsa olur muydu? Mümkün müydü? Korkak! Biraz cesareti olsaydı keşke. Nil’i çekip almaya, istemeye. Nil artık birinin önceliği, vaz geçilmezi olmak istiyordu. Dünya yansa gelip kurtaracak, gidip kurtaracağı birini istiy

