Nil sabah erkenden çıkmıştı evden. Önceki günün aksine Metin’le kahvaltı yapmak ya da yüzünü bile görmek istemiyordu. Sürekli itham edilmekten bıkmıştı artık. Şirkete geldiğinde kendisini odasına kapattı ve asistanı dahil kimseyle görüşmedi. Boş boş oturmak, masasının yüzeyini izlemek ve burada ölüp gitmek dışında yapmak istediği bir şey yoktu. Atiye odasına daldığında öğlen olmak üzereydi. “Şu Emre beyle bir görüşmen lazım mail atmış bana,” diye başladığı cümlesi Nil’in halini görünce yarım kaldı. “Nil, nen var kuzum?” Nil irkildi. Tatlı bir yerden değil de bir repliği tekrarlar gibi alay ederek sormuştu. “Ne oldu? Niye geldin?” Atiye hayatına girdiği günden beri sevdiği herkesi kaybetmişti. “Emre Bey mail atmış. Onu diyecektim ama iyi görünmüyorsun.” Kapıyı ardından kapatıp oda

