Şervan'ın karısı Dilan ....Oğlu Miran 💣

1045 Words
Kaç saat sürdü bilmiyorum… Defalarca birlikte oldu benimle. Çok vahşiydi. Vahşi bir hayvan gibi. Hazar geldi aklıma… Bana dokunurken bile çekinirdi. İncitmezdi. Dün üç kere bayıldım. Adamın umurunda değildi. Ertesi gün güçlükle duş aldım. Vücudum ağrıyordu hâlâ. Bebeğimi emzirdim. Altıncı ayına girecekti. Yavaş yavaş ek gıdaya geçiş yapalım dedim. Bugün yoğurt vermek istedim ama burada biri laf eder diye düşündüm. Kapıyı çaldı Şervan. İrkildim. “Kahvaltıya in” diyip gitti. Bebeğimi kucağıma aldım. İndim yavaşça. Annesi halime bakıp kaşını çattı. Sonra gülümsedi. “Gel kızım” diyerek. Çekinerek oturdum. Şervan sert yüzü ve tüm heybeti ile oturmuştu. Köşeye oturmak isterken… “Yanıma otur” diye sertçe konuştu. Geçip oturdum. Güzel kızım elini bir şeylere atıyordu. Yavrum benim. Hasret’im. Babası kızına Hasret öldü. Adını Hasret koydu ve gitti. Kayınvalidem gülümseyerek bakıyordu kızıma. O sırada kapı açıldı. Bir kadın, bir çocuk, genç bir kadın girdi. Çocuk baba diye koştu. İki yaşında bir erkek çocuğuydu. Şervan’a “Babacım!” diye koştu. Şervan gülümsedi. “Babacım, aslan oğlum” dedi. Ne yani, oğlu mu vardı? Yaşlı kadın, genç kız girdi. Kız bana baktı. Yaşlı kadın ters ters bakıyordu. “Hala kurban” diyerek Şervan’a gitti. Şervan kadının elini öptü. Kız köşede duruyordu. Yirmi yaşlarındaydı. Şervan kıza doğru yürüdü. Saçını öptü. “Hoş geldin gülüm” dedi. Evli miydi? Ne yani, kuma mı geldim ben? Kız gülümsedi. Hala bana döndü. Elini uzattı. Öptüm, başıma koydum. Hasret’e baktı ve burun kıvırdı. Yavaşça oturdum. Şervan: “Karım, oturacak yanıma, diğer yere geç” diyince… Dönüp baktım. Bana diyordu. Karım… Karısı vardı. Bir şey demedim. Kalktım ve en köşeye geçtim. Kayınvalideme sesizce: “Yoğurt yedirmek istiyorum Hasret’e. Yoğurt alabilir miyim?” “Kızım, ne demek, tabii ki sorma sakın” Hala duydu galiba. “Kendisi yetmedi, bir de enik besleyeceksin Şervan” diyince gözlerim doldu. Yutkundum. Küçük bir bebeğin yiyeceği iki küçük kaşık yoğurt… Laf olmuştu. Allah’ım, şu an al canımı dedim. Kayınvalidem gülümseyerek: “Kızım” dedi. Sakin ol der gibi. Şervan’a baktım. Belki bir umut ne diyecek diye. “Odana çık” dedi. Yavaşça kalktım. Erkek çocuğu baktı bana: “Defol git burdan, pislik kadın!” dedi. Yavaşça yürüdüm ve çıktım. “Bebeğinde sende git!” Karısı baktı bana, boynuma ve bana… Sonra göz devirdi. Sanırım dün ki izleri gördü. Ben çıktım odama. Nereden düştüm buraya ben Allah’ım… Ne yapacağım ben burada? Öğlen oldu. Hasret’e mama yapıp verdim. Uyudu. İçim geçti. Tek lokma yemedim. Yorgundum. Her yerim ağrıyordu. Biraz uzandım ben de. Bir müddet sonra kaynanam bir tepsi yemek ve yoğurt aldı geldi. Gözlerim doldu. Zorlukla yedim. Hasret’e yedirdim. Önce sevmedi. Sonra yedi. Gülerek yedirdim. Tükürmesi bile çok tatlıydı. Evet, evliyim… Karım var. Hiç sevmediğim. Halamın kızı. Dilan… Bir de dünya güzeli aslan oğlum. Miran… Miran’ım… Halamın kızı Dilan. İmam nikahı ile evlendik, halam çok istedi. Bana saygı duyar; “otur” desem oturur, “kalk” desem kalkardı. Soyum için nikah kıydım. O aşıktı bana. Bir de evlat verdi. Ama sevmedim hiç. Annesi ile gitmişti bir hafta boyunca. Berfin’e baktım, şaşırdı ama kıskançlık yoktu… Niye olsun ki… Aşık bile değil… Dilan oturacak dedim, yanımda. Dilan sevindi. Bu kıza çektirecekti belli. Hala küçücük çocuğun yoğurdunu laf etti. Berfin’e “çık” dedim. Halama döndüm: “Bir daha karımın çocuğuna ya da karıma dil uzatan olursa kendisini kapıda bulur” dedim. Dilan baktı. “Bana herkes için geçerli” dedim. Halam bozuldu. Ama bir şey demedi. Oğlum gitsin o diye tutturdu. Anlaşılan dolduruşa getirilmişti. Dilan odaya çıktı. Ben de cüzdanımı almak için çıktım. “Dokunmuşsun ona” dedi. Dilan’a “uzatma” dedim. “Sevdiğin tabi, iyi siktin mi bari” diyince… Boğazına yapıştım, duvara yapıştırdım. “Kendine gel, seni kendine getiririm kadın. Sikerim senin belanı” dedim. "Konuşmalarına dikkat et lan" İlk defa benimle böyle konuşmaya cesaret etti. İlk defa bu şekilde davrandım ona. Gözleri doldu. Sertçe ittirdim. “Akıllı ol, otur oturduğun yerde” dedim. Kafa salladı. "Berfin'den uzak dur .Dilinide kısa tut ! ".... Merdivenlerden inerken Berfin’e baktım. Kapıyı açtım; kız , bebeğiyle derin bir uykuya dalmıştı. İçeri yemek gönderdim, yanında su ve diğer ihtiyaçlarını da bıraktım. Kapıyı kilitleyecektim . Anahtarı Fidana verdim. “Kimseye vermek yok” dedim kendi kendime. Dilan zarar vermek isterdi. O kapının dışındaydı. Bu duruma bir çözüm bulacaktım. Berfin’i bu konaktan götürmek gerekiyordu. Alıp götürseydim… Ama… ben oğlu ve kızı… Of ulan, of… Uyuyan kıza baktım, eğildim. Omzunu öptüm. Bebeği hâlâ derin uykudaydı. Elini tuttum, öptüm. Kız çocuğu çok güzeldi. Hep kızım olsun istemiştim. Mis gibi kokuyordu. Üzerlerini özenle örttüm, yastık koydum kenara, bebek düşmesin diye. Sonra çıktım. Kapıyı kitledi Fidan . "gözün üzerlerinde olsun " dedim . tamam ağam dedi ve çıktım konaktan . Seyit şirketteydi . Bu evliliğe en çok o sevindi . "Kardeşim " "Sonunda aldın kızı .Nasıl aranız " düşündüm . Dün gece koynumda üç kere bayıldı. Oturdum baktım adama . "İlk gecemizde üç kere bayıldı, gayet iyi " diyince kaşını çattı. "İnsan gibi davran kıza oğlum yazık günah" "Öfkem geçmiyor Seyit , " "Yazık günah lan , bebeği var anne .Ne yaptı kız sana .Her şeyi sen yaptın." "Kızı öldürmek bile istedin lan ." doğru söylüyordu . Her kelimesi doğruydu. "Dilan'ı gördü " "Ne yaptı peki ..." "Hiç , hiç bir şey." Seyit sigara yaktı "Oğlum , kız seni sevmiyor kıskanmaması çok normal " Buda doğruydu. Ah ula ah ... Bu aşk beni eritti . Öldürdü bitirdi . Miran var şimdi birde . Gitsin diyor ... "Miran o gitsin , bebek gitsin diyor" "Niye lan , halan doldurmuştur kesin .Kızı tanımıyor bile " Seyit her kelimen mi doğru olur kardeş . Düşündüm… haklıydı. Doğru söylüyordu. Ama içimde bir şey vardı. Berfin’i, Miran’ı, o küçük bebeği … ve kendimi… Her şeyi anlamak… ve kabul etmek… çok zordu. Sadece oturup derin bir nefes alabildim. Seyit de sessiz kaldı bir an. “Lan oğlum,” dedi sonunda. “Bir kere kendine gel, aşkını yaşa. Ama dikkat et… kızın yaraları hâlâ taze.” "Kocasını kaybetti " "Bebeği var " "Sana gelin geldi " "Yaralarını sar , yara açma .Yar ol Yara olma " Gözlerim doldu. Doğru söylüyordu. Her şey hâlâ taze… ve acı veriyordu. İçimde bir fırtına vardı. Ama kabullenmek zorundaydım. Berfin artık evliydi. Ve bu defa benimle evliydi . Ve ben… hâlâ onu seviyordum. Deli gibi, divane gibi . Mal gibi . Öküz gibi . Ve ben biliyordum. Ben adam olmazdım ....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD