Şervan ve Berfin ilk tanışma ❤️

1426 Words
İki yıl önce… Seyit’in konağında kalabalık vardı. Kadınlar mutfakta, erkekler salonda. İsteme gecesi vardı . Zilan’ın heyecanı her halinden belliydi. Yanında bir kız vardı. Şervan kapıdan içeri girdiği an önce erkekleri selamladı. Ama sonra… Gözleri ona takıldı. Berfin. Kahverengi kalem elbisesi vücuduna oturuyordu. Omuzlarına dökülen uzun siyah saçları ışıkta parlıyordu. Bebeksi yüzü, al yanakları, bal rengi gözleri… Şervan’ın içi bir anlığına boşaldı. Kim bu? Berfin, Zilan’a yardım ediyordu. Çay tepsisini taşırken hafifçe eğildi. Hiç kimseye bakmıyordu. Hiç kimseyi umursamıyordu. Şervan’ın bakışları ise o andan itibaren sabitlendi. Yanındaki biri dirseğiyle dürttü. “Ne oldu ağam pek bir bakar oldun ?” dedi sırıtarak. Şervan cevap vermedi. Sadece izledi. Berfin bir kez bile dönüp bakmadı. Ne o ağır bakışı hissetti, ne de bir adamın o an hayatının kaydığını fark etti. Akşam boyunca Şervan’ın gözü hep onun üzerindeydi. Gülüşünde. Saçını kulağının arkasına atışında. Tepsi taşırken titreyen bileğinde. Şervan o gece ilk kez bir kadına böyle baktı. Ve o gece ilk kez, bir kadını almak istedi. Ama Berfin… Hiç oralı bile değildi. Konağın salonu kalabalıktı. Dualar edildi. Yüzükler takıldı. Alkışlar yükseldi. Berfin, nişan tepsisini iki eliyle tutuyordu. Bilekleri ince, parmakları zarifti. Başını hafif eğmişti. Görevini yapıyordu sadece. Şervan ayağa kalktı. Salondaki birkaç adam ona baktı. Ağanın ayağa kalkması dikkat çekerdi. Ceketinin iç cebinden kalın bir para çıkardı. Adımlarını ağır ağır attı. Tepsiye yaklaştı. Ama gözleri… Parada değildi. Berfin’deydi. Parayı tepsiye bıraktı. Tık. Bir deste , iki deste , üç deste ...Tam bir ağa şovu.... O küçük ses ikisinin arasında yankılandı sanki. Berfin başını hafif kaldırdı. Göz göze geldiler. Sadece bir saniye. Berfin’in sesi ince ve nazikti: “Teşekkür ederim.” "Bu kadarı fazla" O kadar. Ne bir utanma. Ne bir heyecan. Ne bir anlam. Sadece nezaket. Şervan’ın çenesi hafifçe gerildi. O teşekkür onun için fazla mesafeliydi. Seyit uzaktan izliyordu. Şervan geri döndü. Önce Seyit’in omzuna vurdu. “Hayırlı olsun kardesim benim .” " Sağol kardeşim , darısı sana " Berfine bakıp " İnşallah" dedi boğuk ses ile . Sonra Zilan’a dönüp kısa bir tebessüm etti. “Mutluluklar Zilan bacım .” Ama dönerken… Yine Berfin’e baktı. Uzun uzun. Berfin ise tekrar başını eğmişti. Sanki o bakış hiç yokmuş gibi. Seyit o an anladı. Şervan’ın bakışını tanıyordu. O bakış… sahiplenirdi. O bakış… almak isterdi. Seyit’in kaşları hafif çatıldı. “Yanlış yere bakıyorsun ağam o kız olmaz sana …” diye geçirdi içinden. Ama hiçbir şey demedi. Çünkü o bakışın ne anlama geldiğini bilen tek kişi oydu. Ve Berfin hâlâ… Hiçbir şeyin farkında değildi. Misafirler birer birer çıktı. Konağın ışıkları sönmeye başladı. Berfin, Zilan’a sarıldı. Sessizce vedalaştı. Şalını omzuna aldı. Gözleri yerde, adımları hızlı… Geceye karıştı. Şervan kapıdan onu son kez izledi. Arabaya binişini. Gidişini. O an içinde bir şey kıpırdadı. Almak istedi saklamak istedi . Gece olmuştu. Şırnak’ın kenarındaki loş bir mekândalardı . Masa başında iki adam. Seyit ve Şervan. Masada rakı şişesi. Havada ağır bir sessizlik. Şervan sigarasını yaktı. Bir süre hiçbir şey demedi. Sonra… “ Seyit bir şey diyeceğim sana lan…” Seyit göz ucuyla baktı. “Akşamki kız. Nişan tepsisi tutan. Zilan’ın arkadaşı falan mı?” Seyit kaşını hafif kaldırdı. Dudak kenarı kıvrıldı. “Niye sordun Şervan ağa?” Şervan sabırsızlandı. “Hadi oğlum kimdi o?” Seyit bardağı çevirdi parmaklarının arasında. “Zilan’ın ‘kardeşim’ dediği kız… Berfin.” Şervan o ismi tekrar etti. “Berfin…” İçinden geçirdi: Çok güzel lan… Bir yudum aldı. “Evli mi?” Seyit kahkaha attı. “Yok artık. Oğlum dur lan, sana ne?” Şervan bir anda bardağı kafaya dikti. Boş bardak masaya sertçe indi. “ Hadi oğlum, söyle. Araştırmam beş dakika. Uzatma!” Seyit bu kez ciddi baktı. “Değil… ama olmaz oğlum sana o kız.” Şervan’ın kaşı kalktı. “Niye lan?” Seyit içini çekti. “Burda kalmak istemiyor. Buralı biriyle evlenmek istemiyor çünkü.” Şervan hafif geriye yaslandı. “Niyeymiş o? Neyimiz varmış bizim? Mis gibi memleket lan Şırnak!” Seyit başını salladı. “Buranın erkekleri zorbaymış… kıskançmış. Kıskanç istemiyor.” Şervan bir an sustu. Sigaranın dumanını yavaşça üfledi. “Allah Allah… bak sen.” Ama gözleri karardı hafif. Kıskanç istemiyormuş. Zorba istemiyormuş. Şervan içinden geçirdi: İstememek ne demek lan…ister ister beni tanısa ister . O gece masadan kalkarken karar verilmişti aslında. Berfin’in haberi yoktu. Ama Şervan için artık o isim… bir merak değil, bir meseleydi. Ertesi sabah. Şervan kahvaltı yaptı kalktı. Avluda sigara içiyordu. Yanına iki adamını çağırdı. “Akşamki kızı araştırın , Zilan'ın yanındaki .” Sadece bu kadar. İsim bile vermedi. Ama adamları anladı. Berfin. Akşam rapor geldi. Şervan tek başına oturuyordu. Adamı karşısında dimdik. “Anlat.” “Berfin hanım . Liseyi dereceyle bitirmiş. Şu an üniversite okuyor.” Şervan’ın bakışları değişmedi ama dikkat kesildi. “Hangi bölüm?” “İngilizce öğretmenliği istiyor. Dersleri iyi. Aklı başında bir kız.” Şervan sigarasını yavaşça ezdi. “Hayatında biri var mı?” “Yok. Kimseye yüz vermiyor.” Bu cümlede bir şey vardı. Şervan’ın dudak kenarı çok hafif kıpırdadı. “Devam et.” “Ablası var. Narin. Evli. İki çocuğu var.” “Babası?” “Mahmut Ağa.” O an Şervan’ın kaşı hafif kalktı. “Ağa kızı yani…” “Evet. Bir de on beş yaşında erkek kardeşi var. Amcaları var. Aile kalabalık.” Şervan arkasına yaslandı. Ağa kızı. Okuyor. Gitmek istiyor. Kimseye yüz vermiyor. İngilizce öğretmeni olacakmış. Gidecek yani. Şırnak’tan. Şervan’ın çenesi sertleşti. “Ne zaman mezun oluyor?” “İki senesi var.” İki sene. Şervan içinden geçirdi: İki sene uzun lan… Bir süre sustu. Sonra tek bir cümle söyledi: “Gittiği yerleri öğrenin.” Adam başını eğdi. “Emredersin.” O gece Şervan ilk kez Berfin’i hayal etti. Kürsüde. Öğrencilere İngilizce anlatırken. Giderken. Başkasının yanında. İçinde bir şey sıkıştı. O kızın gitmesine tahammül edemezdi. Berfin hâlâ hiçbir şey bilmiyordu. Ama artık biri… Her adımını biliyordu. Bir Ay Sonra Şervan’ın odası karanlıktı. Masasının üzerinde birkaç fotoğraf. Berfin üniversite çıkışında. Berfin ablasının çocuklarıyla. Berfin kitap okurken kütüphanede. Şervan elindeki fotoğrafı uzun uzun izledi. Bir ay olmuştu. Ama his azalmamıştı. Artmıştı. Seyit karşısında oturuyordu. Şervan ilk kez bu kadar açık konuştu. “Lan… ilk defa birine aşık oldum lan ben.” Seyit sustu. Şervan devam etti. “Bak yirmi yedi yaşındayım. Aşk nedir bilmem. Hayatımdan tonlarca kız geçti. Hepsi tek gecelikti… Ama bu başka lan.” Fotoğrafı masaya bıraktı. “Kur’an çarpsın bu başka.” Seyit gözlerini kıstı. Bu sefer ciddiydi. Adamın gözleri yanıyordu. Bu heves değildi. Bu takıntı da değildi artık. Bu… saplantılı bir aşktı. Seyit ilk kez inandı. Birkaç Gün Sonra Şehir merkezinde küçük bir kafe. Zilan ve Seyit masada oturuyordu . Zilan kahvesini karıştırırken kapı açıldı. Berfin içeri girdi. Sade kot pantolon, beyaz gömlek. Saçları açık. Yüzünde makyaj yok denecek kadar az . Zilan heyecanla el salladı. “Berfin!” Berfin şaşırdı ama yanlarına geldi. “Aa sizde burdaydınız , burdan geçiyordum bende bir kahve içeyim dedim .” "Hoşgeldin Berfin bacım " dedi Seyit. Zilan sarıldı kıza " Otur canım birlikte içelim " " Olur canım " diyerek gülümsedi kız .Sohbet başladı. O sırada Seyit masanın altında telefonu çıkardı. Şervan’a mesaj attı. “Berfin yanımızda. Burdan geçiyormuş da görmüş gibi yap bizi . Gel tanış kızla.” Mesaj gider gitmez… Şervan neredeyse koşarak çıktı bulunduğu yerden. Beş on Dakika Sonra Kafenin kapısı açıldı. Şervan içeri girdi. Gözleri direkt onu buldu. Berfin. Kalbi hızlandı ama yüzü sakindi. Masaya yaklaştı. “Vay kardeşim, tesadüfe bak.” Seyit sırıttı. “Gel ağam otur , bugün tesadüf üstüne tesadüf desene .” Zilan neşeyle tanıştırdı. “Berfin bu Şervan abi . Seyit’in çocukluk arkadaşı.” Berfin başını hafifçe salladı. “Memnun oldum.” Mesafeli. Nazik. Soğuk. Şervan elini uzattı. Berfin tokalaştı ama elini hemen çekti. Şervan oturdu. Gözleri ondaydı. Berfin göz teması kurmaktan kaçıyordu. Sordu: “Üniversite nasıl gidiyor?” “Kötü değil.” Kısa cevap. “Ne okuyorsun?” “İngilizce öğretmenliği .” Şervan hafif kaş kaldırdı. Kız duvar örüyordu. Zilan araya girdi: “İngilizce öğretmeni olacak, çok yakışır benim güzelime .” Şervan bakışını Berfin’den çekmeden konuştu. “Güzel meslek.” Berfin kahvesini yudumladı. “Evet.” Seyit ortamı yumuşatmaya çalıştı ama Berfin belli ki mesafeyi koruyordu. Şervan ilk kez zorlanıyordu. Kız ona hayran değildi. Korkmamıştı da. Etkilenmemişti da. Sadece… Uzak durmuştu. Bu da Şervan’ı daha çok çekti. Berfin kısa süre sonra ayağa kalktı. “Ben çıkayım , ablam bekliyor.” Zilan sarıldı. Berfin hafifçe başını salladı Şervan’a. “İyi günler.” "Görüşürüz Seyit abi " "Görüşürüz bacım " dedi Seyit. Ve çıktı kız . Kapı kapandı. Şervan arkasından baktı. Seyit hafifçe güldü. “Kolay değil ağam .”dedi sessizce Zilan duymadı . Şervan sigarasını yaktı. Gözleri kapıda. “Kolay olsun diye istemedim zaten.” "Zor olanı severim..."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD