Bölüm 6: Şok Cihazı Ne İşe Yarar?

1416 Words
Çayıma kattığım ikinci şeker de sıcakta çözünmeye başladığı esnada ellerini çırparak odadan çıkan Taner derin bir nefes bıraktı. Yanıma doğru gelirken "Taşınmak kadar zor bir şey yok bu hayatta!" diye söyleniyordu aynı zamanda. Başımı belli belirsiz salladığım sırada çayımı elimden aldı ve "Teşekkürler!" dedi. "O benimdi!" "Belli zaten!" dedi çayı yeniden elime verip. "Kaç şeker koydun? Şerbet mi içiyorsun?" Bardağı ondan alıp lavaboya döktükten sonra bardağı kenara bıraktım. Yaptığımı kaşları havada izledi ama bir şey demedi. "Yardım edebileceğim bir şey var mı?" "Aslında..." demişti ki aniden onu susturdum. "Sadece nezaketen sordum. Yoksa yardım etmeyeceğim, ona göre!" Alenen göz devirdi. Ona aldırmadan koltuğa çöktüm ve televizyonu açtım. Pazar pazar ekranlarda sadece dizi tekrarları ve dedikodu programları vardı. Yok Beren Saat'in Netflix dizisi, yok Kıvanç Tatlıtuğ'un ilk uluslararası işi, yok Bülent Ersoy'un yemek yedikten sonra ödediği miktar... Hiçbirini dinleyecek kafada olmadığımdan herhangi bir dizinin tekrarını izlemeye karar verdim. Bu süre zarfında ise bir süre söylenen Taner, en sonunda pes edip odasına döndü. Daha yerleştirmesi gereken tonla kıyafeti, ve kitapları olmalıydı. Eve gelirken getirdiği kolilerin üstünde tam olarak bu yazıyordu. Kitaplar ve kıyafetler... Bir süre sakince televizyon izledim fakat bir yanımda Taner'in halini merak ettiğinden kulağım arka odadaydı. Durum bu olunca en sonunda pes ettim ve televizyonu açtığım hızla kapattım. Tam ayağa kalktığım sırada telefonumun sesi tüm evi doldurmaya başladı. Önce odama geçtim ve telefonumu buldum. Bir görüntülü arama... Funda'dan. Odadan çıkarken telefona cevap verdim ve telefonu kendimden uzaklaştırdım. "Betül!" dedi bana el sallarken. "Bebeğim bakıyorum da bir güzellik gelmiş yüzüne!" Alenen ima ettiği şeyi bildiğim için ona acır bakışlar attım. "Sen yoksun ya, gençleştim işte!" Göz devirdi. "Her şey benim suçum! Sizin saadetiniz için uğraşıyorum burada!" "Saadet kim?" diyerek odadan çıkan Taner, etrafa bakındı. "Funda'nın sesi mi o?" Telefonu ona doğru çevirdim. "Kendisi burada!" Funda, Taner'i görür görmez çığlık attı ve sevgi methiyeleri düzmeye başladı. Bense hayretle büründüğü bu sevgi yumağı haline telefonu kendime çevirerek yanıt verdim. "Alınıyorum ama artık ya!" dedim. "Bu nasıl bir tepki?" Taner kolunu omzuma atıp telefonu kendi yüzünü de görecek şekilde uzaklaştırken elimi tutmuştu. Tam kızacağım esnada ise elimi bırakıp bana "Kıskanıyor görüyor musun Funda?" diyerek yanıt vermiş oldu. "Bak gözlerim dolu dolu oldu!" dedi Funda. "Bende gelmek istiyorum. Bu karede acilen benim de olmam lazım! Neden ben eksiğim?" Taner gülümsedi. "Hele bir gel bol bol fotoğraf çekiniriz." "Söz verdin." dedi Funda hevesle. Ardından güldü. "Taşındın mı sonunda Betül'ün yanına?" "Daha geleli iki saat olmadı." dedi. Kolu hala omzumdaydı ve telefon düştükçe kendisi düzeltiyordu beyefendi. "Odaya yerleşmeye çalışıyorum. Çok kalmadı ama işim." "Bende mi gelsem?" dedi Funda. "Üçümüz birlikte yaşarız! Olmaz mı?" "Seni de kiracım yaparım." dedim araya girerek. "Taner söylesin, eski tanıdık manıdık dinlemiyorum. Hele seni hiç tanımam!" "Hain!" dedi gözlerini kısıp. Ekran kısa bir an dondu, telefonum da ısınmaya başlamıştı hani. Birkaç saniye sonra ekran düzeldiğinde tekrar görüntü netleşti. "Dost dedik kalleş çıktın." Başımı salladım. "Beğenmiyorsan kapı orada." "Yerim seni!" dedi aniden Taner. Yanağımı sıkıp "Kıskanma tamam." dediğinde hayretle ona döndüm. "Kimi kıskanmışım ben?" Kolunu omzumdan çekmeden düşürdüğüm telefonu kolumu düzelterek yeniden kaldırdı. "Funda'yı!" Duraksadım. Gözlerim yeniden ekrana döndü ve "Evet!" dedim. "Funda'yı çok seviyorum ben." "Bende!" dedi Taner. Ardından "Çok seviyorum Funda'yı diye ekledi." Durum gittikçe garipleşiyordu. Bundan bir haber olan Funda ise ekrandan bize tatlı tatlı baktı. "Bende sizi çok seviyorum. Ay benim acilen gelmem lazım! Yok, ben daha fazla duramayacağım. Uçak bileti bakayım en iyisi yarına." Taner en sonunda telefonu elimden aldı ve kolunu da omzumdan çekip Funda'yla konuşmaya devam etti. Ona arkadan bakıp başımı iki yana salladım. Bu adam fazla mı şımarıktı ne? Koridorda boş boş durmak yerine odama döndüm. Evde oturmak yerine boş mutfağımı doldurmak için markete gitmem gerekecekti. Üstümü değiştirdikten sonra kredi kartımla birlikte odadan çıktım ama telefonum ortada görünmüyordu. Sanırım Taner konuşurken odasına götürmüştü. Tam odasının kapısını çalacaktım ki kapı aniden açıldı ve beni görünce duraksadı. "Telefonunu getirecektim." Telefonu bana uzattığında elinden aldım ve "Ben markete gidiyorum." dedim. Başını salladı. "İnternetten sipariş edecektim. Senin alacaklarını da ekleyebilirim istersen." "Biraz hava alacağım." dedim reddederek. "Sonra görüşürüz." Taner itiraz etmedi. Telefonumun arkasına kartımı koyup cebime attım. Ardından da kapıya gidip ayakkabılarımı giydim. Evden çıktığım an derin bir nefes aldım. Asansörün düğmesine bastıktan sonra beklerken kattaki diğer üç daireden birinin kapı sesini işittim. Başım refleksle sesin geldiği yöne döndüğünde bir adamla göz göze geldim. Açıkçası pek komşuculuk oynamayı sevmezdim, o yüzden hiçbir zaman yan dairede kim oturuyor diye merak etmemiştim. "Merhaba." dedi yanıma geldiğinde. Tebessüm ettim. "Merhaba." Gelen asansörün kapıları açıldığında önden binmem için nazikçe yol verdiğinde itiraz etmedim. Giriş katın düğmesine bastıktan sonra aynaya doğru yaslandım. O da otoparkın kat düğmesine basmıştı. İnene kadar ikimizde sessiz kaldık. Asansör giriş katta durduğunda inmeden önce adama dönüp nezaketen "İyi günler." demeyi unutmadım. Annem olsa nazik olduğumu görüp gözyaşlarına boğulurdu. Eğer yukarıda bana merhaba dememiş olsa hiç ses etmezdim bile. Siteden çıktıktan sonra yakınlardaki markete doğru ağır ağır yürümeye başladım. Etraf sakindi. Sanki herkes pazar gününü evinde geçirmiş gibi, tüm yol sağlı sollu arabalarla çevrelenmişti. Serin bir rüzgar sırtıma doğru eserken dağılıp görüşümü kapatan saçlarımı iki elimle toparladım. Tokamı yeniden takmaya çalıştığım esnada koşar adım yaklaşan birinin adım seslerini işittim. Kim olduğunu görmek için arkama döndüğüm esnada yanımda duran Taner, nefes nefese kalmış vaziyette ellerini dizlerine koyup soluklandı. "Hayırdır?" diye sordum onun bu telaşına anlam veremeyip. "Ne bu acele?" "Sana yetişmek için..." derken üç kelimenin arasında birer nefes almayı ihmal etmedi. "Bir şeye mi ihtiyacın vardı? Mesaj atsaydın, alırdım." dedim. Zaten internetten alışveriş yaptığını söylememiş miydi? "Yok..." dedi. "Sana eşlik etmek istedim." Kaşlarım havalandı. Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü? "Neden aramadın? Seni bahçede beklerdim." "Aklıma gelmedi." dedi. "Ne işgillendin be? Alt tarafı seninle gelmek istedim." Başımı iki yana salladım. "Seni cidden hiç anlamıyorum." "Boşver." dedi elini havada sallarken. Etrafa bakınıp kısa bir an sonra bana döndü. "Burası hep bu kadar sakin midir?" Ellerimi cebime sokup omuz silktim. "Genelde evet." dedim. "Sessiz bir muhit." "Metro nerede?" "Bu yolun sonunda bir durak var. On dakika falan sürüyor yürümek." Başını belli belirsiz salladı. "Kamera falan var mı yolda?" Anlamsız sorularına bir anlam aramaktan vazgeçeli çok olmadığından buna da cevap verdim hiç düşünmeden. "Burası çoğunlukla sitelerden oluşuyor. Bildiğim kadarıyla yol üstünde siteleri görecek şekilde kameralar var." "Hep yalnız mı gidiyorsun durağa?" Başımı ondan tarafa çevirdim. "Durduk yere neden merak ediyorsun ki? Senin araban yok mu zaten?" "Sadece..." diye mırıldandı. "Senin için endişelendim." Göz devirdim. "Sen gelmeden önce de ben bu evde yaşamaya devam ediyordum. Endişelenecek bir şey yok." "O yüzden mi ayakkabılıkta bir şok tabancası duruyor?" "Ya!" diyerek ona döndüm. "Kişisel eşyalarımızı karıştırmıyorduk!" "Kişisel eşya dediğin odanda olur, banyo da olur! Ayakkabılığın kişisel kısmı ne?" Derin bir nefes alıp omuz silktim. "Önemli bir şey değil. Sadece bir tedbir." "Ne tedbiri?" Adımlarım aniden durdu. O da bu anı bekler gibi durup tamamen bana döndüğünde gözlerinde bariz bir merak vardı ama o şok tabancası sadece bir tedbirdi sahiden! Birkaç sene önce sosyal medyadan saçma bir sapık hayatıma dadanmıştı. Başta bunu saçma bir ergenlik olarak görsem de sanki beni hayatımın her anında takip eder gibi mesajlar atması ve tüm mesajların tutarlı olması ürkmeme sebep olmuştu. Elbette polise başvurmuştum fakat o kişi bulunamamıştı. Polise başvurduktan sonra bulunamamış olsa da gözü korkmuş olacak ki bir daha ne mesaj ne de rahatsız edici bir şey olmuştu. İşte o sıralar alıp yanımda taşıdığım bir aletti. Zamanla tehlikenin geçtiğine inandığımda ise evde, kenarda bırakmayı uygun bulmuştum. Yalnız yaşıyor olmamın en rahatsız edici kısmı buydu. Kendimi çoğu zaman savunmasız hissedebiliyordum. "Eğer yalnız yaşayan bir kadınsan, bazı dönemlerde böyle tedbirler alırken bulabiliyorsun kendini Taner." dedim. Omuz silktim. O dönemi hatırlamak beni bir kez daha huzursuz etmişti. "Eski bir olay." "Ne olayı?" derken yeniden yürümeye başladığımda kolumu tutup durdurdu beni. "Betül!" "Bir ara hayatıma bir sapık dadandı!" dedim pes edip. "Bende kendimi korumak için tedbir amaçlı şok cihazı taşıyordum yanımda. Sonrasında tehlike geçince, evde saklamaya başladım o kadar." Kolumu elinden kurtardıktan sonra yürümeye devam ettim. Durumun dramatikleşmesine ya da acımaya evrilmesine gerek yoktu. Bu dünya tam olarak böyleydi! Her kadın hayatı boyunca en az bir kere tacize uğrarken oturup ağlayacak değildim. Elimden ne gelirdi kendimi korumaktan başka? Biber gazı da taşımıştım uzun süre! Daha önceden oturduğum semt çok tekin değildi ve ben işe alındığım ilk dönemlerde sık sık mesaiye kalırdım. Eve dönüşüm bile saat on birden önce olmuyordu mesafeden dolayı. "Bekle beni!" diyerek yanıma geldiğinde adımlarımı yavaşlattım. Elini omzuma atıp "Strong woman seni!" dedi. Tebessüm ettim. Ardından omzumdaki kolunu ittim ve "Eyvallah!" dedim. "Bunu sormak için mi takıldın peşime?" "Yok! Etrafta ne var diye merak ettiğimden takılayım dedim peşine!" "İyi madem!" diye mırıldandım. Bundan sonra onun varlığına alışmam gerekecekti. En azından akşamdan akşama onu görüp sık sık bir arada olmam gerekecekti...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD