- 17 -

3143 Words
Bu hayat kesinlikle benim sabrımı sınıyordu. Peyamı Safa’nın da dediği gibi; Sabırlı insanlara dikkat edin. Onlar sabırları tükendiğinde gemileri değil, limanları yakarlar. Az sonra sabrım tükenecek ve bende bütün gemileri yakacaktım. Şimdi bu Mete’nin burada ne işi vardı? Hayır yani ben ne yapacaktım? Neyse yapacak bir şey bulurum artık. Hayır yani bir insan neden gecenin ikisinde samimiyeti olmayan birinin evine gelir ki? Lan acaba karakol olayını mı çözdü bu? Yok canım onu benim adamlardan ayarladık konuşurlarsa ne olacaklarını biliyorlar hayatta öğrenemez hem Eymen amca da izin vermez öğrenmesine sonuçta onun da parmağı var. Hızlıca Egemen’in yanına gelip omzundan tuttum ve onu dürtmeye başladım, uykulu gözlerini araladığında bana şaşkınca baktı. “Kalk lan kalk Mete geldi.” “Mete kim amına koyayım gece gece?”diye soluduğunda göz devirdim hala ayılamamıştı, sehpanın üzerindeki bir bardak suyu aldığımda suratına fırlattım. “Kalk lan kalk Mete geliyor benim Metem.” “Niye geliyor ya babasının evi mi burası? Gündüzler torbaya mı girdi söyle gitsin.”deyip kafasını tekrar koltuğa yasladığında sert bir tokat patlattım. “Kalk gerizekalı!”en sonunda bana dayanamayıp kalktığında göz devirdi. “Git içeriye saklan bende bakayım ne istiyor.”kapıya doğru ilerlerken de söylenmeyi ihmal etmedi. “Manyak mıdır nedir gece gece tövbe ya!”arkasından geçip içerideki odaya girdim ve kapıyı kapattım kulağımı son sürat kapıya yapıştırdığımda onları dinlemeye başladım. Kapı çalınmıştı sadece birkaç saniye sonra Egemen’in kapıyı açtığını duydum ve Mete’nin o yalpalayan sarhoş sesini. “Merhaba biliyorum gece yarısııı ama konuşmalıyız!”diye ağzını yaya konuştuğunda kaşlarım çatıldı. “Mete iyi misin?”dedi Egemen. “İyi gibiiii mi görünüyorum avukat!” “Bok gibi görünüyorsun.” “İyii çekil o haldeee.”anladığım kadarıyla Egemen’i itip içeriye geçmişti kapı kapandığında Egemen’de salona geçmiş olmalıydı. Kapıyı aralayıp odadan çıktığımda salonun girişinden usulca onları izlemeye başladım birlikte koltuklarda karşı karşıya oturduklarında Mete elindeki içki şişesini kafasına diktikten sonra tekrar konuştu. “Bana onuu anlat.”dediğinde Egemen çok gereksiz bir soru sordu. “Kimi?” “Karacayıı Karagülümü sen onun taaa çocukluğundan beri varsın onu anlat banaaa!” “Tamam anlatayım nasıl istersen de acaba daha münasip bir saatte ayık mı gelseydin?” “Kız istemeye gelmedim herhaldeee sikerim münasip anını!”göz devirdim ve çalışma odasına girdim salonun başında yakalanmak istemiyordum. Yanlışlıkla çalışma masasına çarptığımda ayağımı ovmaya başladım, çalışma masasının üzerindeki kahverengi zarf yere düştüğünde Mete’yi gözetlettiğim bütün fotoğraflar ortalığa saçılmıştı. Yere eğilip toparlamaya başladığımda Mete’nin bir kızla çekilen fotoğraflarını fark ettim. Sarılırken, barda içerken, yemek yerken ve onu kendi evine götürdüğünde! Yedim seni Mete insan bir kırkımın çıkmasını bekler orospu çocuğu. Ani bir öfke ve bir hışımla çıktım odadan hızlıca salona daldığımda Egemen’in gözleri dehşetle açılmıştı. Mete o kadar sarhoştu ki çakmağı yüz metre ötesinden çaksam alev alırdı ayrıca kafası fena iyiydi beni hatırlayacağını bile sanmıyordum ve bu işime geliyordu. Suratına tokadı yapıştırdığımda bir an sersemlemişti zaten sarhoş olduğu için dengede duramamış ve yere yapışmıştı. “Seni pislik kim lan o kız gebertmez miyim ben seni insanın biraz sevdiği insana saygısı olur göt!” “Aaaa Karacaaa!”yayık ağzıyla adımı bile zar zor söylüyordu. “Karaca ne yapıyorsun?”diyen Egemen’e döndüm. “Çık dışarı hatta evden çık ben söyleyene kadar da geri gelme!”öylece durduğunu gördüğümde onu yaka paça kendi evinden attım. Kapıyı kapatıp tekrar salona döndüğümde yere düşen Mete’yi kaldırıp koltuğa ittim ve suratına sert bir yumruk attım. “Kim o kız evine getirdiğin!”yakalarından tutup silkelemeye başladığımda sırıttı. “Seeen beni kıskanıyorsun!” “Kıskanmıyorum!” “Kıs- ka- nı- yor- sun!”diye tek tek hecelediğinde sinirle tırnaklarımı avuçlarıma batırdım içimdeki ona kafa atma isteğini içime gömüp karşısına oturdum ve sakince sordum. “Kim o evine aldığın kız Meteciğim?” “Hiçbir arkadaş sadece.” “Arkadaş ha ala ala Yaren’i mi aldın evine gerizekalı!”kalçasına sert bir tekme geçirdiğimde acıyla inledi. “Seni gebertirim yarın sabah o kız o evden gidecek duydun mu beni?”tekrar yakalarına yapıştığımda yanaklarımı okşadı. “Çok güzelsinnnn seni o kadar özledim ki.” “Lafı değiştirme yavşak!” “Tamam senn istiyorsan eğer gideceek!”tamam kafası sandığımdan daha da uçmuştu hatta çakılmak üzereydi. “Ne kadar içtin sen?”dediğimde parmağıyla birazcık işareti yaptı. “Azıcık.” “Tabi tabi kesin azıcıktır.”eliyle ağzını kapattığında kaşlarımı çattım. “Sanırım kusacağım.”diye mırıldandığında hızla kalktım ve koluna girdim. “Kalk banyoya gidiyoruz eğer üzerime kusarsan yemin ederim seni camdan atarım!”onu sürükleyerek banyoya soktum ve kusmasına yardımcı oldum. Allahım neden sürekli hep tam tersi şeyler neden benim başıma geliyor. Normalde aşırıya kaçırıp kusan ve ona yardımcı olan yakışıklı seksi erkekler olurken neden kusan ben değil de Mete pekala kafası ayık olsaydı kesinlikle yerin dibine geçmişti. Kusmasını bitirdiğinde onu kaldırıp elini yüzünü yıkadım ve salona götürdüm. Onu salona götürdüğümde bir tane naneli sakız verdim, çiğnemeye başladığında koltuğa uzandı tam yanından geçecekken belimden tutup beni kucağına çekmişti. Anın verdiği şaşkınlık ile karşı koyamamış ve üzerine bodoslama düşmüştüm. “Bırak ulan yapıştın gene sakız gibi.”elleriyle sıkı sıkı tuttuğunda gözlerimi gözlerine çevirdim. “Biliyorum çoook sarhoş olduumm ve sende rüyasınnn ama rüya da olsan kall benimle lütfen.”gözleri dolduğunda dudaklarımı ısırdım bakışları dudaklarıma indiğinde yaklaşıp dudaklarımı onunkilerle birleştirdim. Ağzındaki nane tadı benimde ağzımı doldurduğunda ellerini kalçalarıma çıkardı normalden daha tecrübesiz gibi davranıyordu buda sarhoş olduğu içinde. Arada yalpalıyordu ama kendimi ona bıraktım bunu ona borçluydum o beni seviyordu ve ben onun sevdiği kadını onun için öldürmüşken o kadını için de de lekeleyemezdim. Gerçekler ortaya çıktığında o kadın zaten kalbinde ölecekti ama şimdilik yaşarken birbirimize doyabilirdik her ne kadar ayıldığında hatırlamayacak olsa bile eğer hatırlarsa da bunu bir rüya zannedecektir. Dudaklarımı dudaklarından ayırdığımda hafifçe kaldırıp üzerinden tişörtünü çıkarttığımda bana baygınca baktı. “Niye gittiiin? Benim yüzümden değil mi?”dediğinde ellerimle yanaklarını okşadım ve dudaklarına ufak bir öpücük kondurdum. “Senin yüzünden değil öyle gerekiyordu.”ellerini tişörtümün diplerine götürdüğünde üzerimden çıkardı. Ona yardım edip südyenimin koçasını da çözdüğümde yer değiştirmiştik ben alttaydım o üstteydi. Dudaklarını boynumdan başlayıp aşağıya doğru götürdü dokundurduğu her öpücük içimdeki ateşi de acıyı da katlanarak arttırıyordu. Mete’ye çok fena tutulmuştum şimdi ona uyandığında gördüğünü düşündüğü en güzel rüyayı yaşatıyordum ama benim cidden yaşadığımı öğrendiğinde olacakları kestiremiyorum bile. Ellerini göğüslerime çıkartıp dokunduğunda dudaklarımı ısırdım dudaklarını tekrardan boynuma çıkartıp emerken eş zamanlı olarak göğüslerimi sıkmıştı. “Gerçek olamayacak kadar güzel bir rüya bu.”diye mırıldandığında gözyaşlarımı tutamamıştım, yanaklarımdan süzülen her damla yaşı öpmeye başladığında titreyen sesiyle konuştu. “Ağlama yalvarırım.” “Özür dilerim.”diyerek ellerimi yanaklarına çıkartıp okşadığımda burukça gülümsedi. “Sorun değil yeter ki ağlama dayanamam.”gözyaşlarımı elleriyle sildiğinde dudaklarını tekrardan dudaklarıma bastırdı. Kollarımı sıkıca ona sardığımda elleri vücudumda dolanıyordu pantolonumu çözdüğünde dudaklarımdan ayrılıp hızlıca üzerimden çıkardı. Elleri iç çamaşırım üzerinde durduğunda bana bakıp yayık ağzıyla gülümsedi. “Bizzz seninle ne zaman kavga etsek ardından sevişmeye başlıyoruzzz ne kadar garip.”hafifçe güldüğümde oda güldü. “Benimle daha sık kavga et o zaman.”diye mırıldandığımda iç çamaşırımı çıkardı kendi pantolonunu da dengede kalmayı bir şekilde başarıp çıkardığında baksırını fırlatıp atmıştı. Sarhoşken onu bir şeye zorlamamıştım yani benimle kendi isteğiyle sevişiyordu bu ondan istifade ettiğim anlamına gelmez öyle değil mi? Saçmalama Karaca. Üzerime yerleştiğinde yüzümden istemsiz bir tebessüm oluştu elimle yanaklarını okşadım ve parmaklarımı yüzünde dolaştırmaya başladım. Gözlerim tekrardan dolu dolu olurken sertliğinin içimi doldurduğunu hissettim oda ellerini yüzüme çıkardığında gözlerini tüm yüzümde gezdirdi yüzümün bütün hatlarını ezberliyor gibiydi. Beni incitmekten korkarcasına dokunuyordu sanki üzerimde hareket etmeye başladığında gözlerini yumup anlını anlıma yasladığında bende gözlerimi kapatıp sıktım, gözyaşlarım bir bir yanaklarımdan sızarken ağlamamak için dudağımı ısırdığımda kulağıma gelen sesi ağzımdan bir hıçkırık kaçırmama sebep oldu. “Lütfen rüya olmasın lütfen içkiyi fazla kaçırmış olmayayım lütfen yalvarıyorum sana.”benim ağladığımı duymasıyla gözlerini açmıştı hızlıca yanaklarımı silerken anlıma kısa bir öpücük kondurdu. “Tamam söylemedim say ağlama ne olursun ağlama.”elimi kalbinin üzerine götürdüğünde kendi kalbimin teklediğini hissettim. “Dayanamıyorum canının yanmasına ağlama.”ona daha fazla acı çektirmeye hakkım yoktu. “Kalk üzerimden.”titrek sesimle konuştuğumda hızlıca kalkmaya çalışmıştı ama yere düştü. Olduğum yerde kalktığımda yere attığımız çamaşırları alıp giyerken şaşkınca beni izliyordu. “Canını mı yaktım?”diye masumca sorduğunda kendimi tutamamıştım ellerimle sehpaya vururken bağırdım. “Sorun da bu canımı yak! Çünkü ben bunu hak ediyorum sana yaptıklarımı bak şu halimize bak ben çok iğrenç bir insanım çok iğrenç bir insanım!”çığlık çığlığa ağlarken sehpanın üzerindeki her şeyi yere fırlattım. Yerdeki kıyafetlerini alıp üzerine geçirdiğinde beni öfkeyle yumruk yaptığım elimi salondaki cama vurmuştum. Cam paramparça olup etrafa saçılırken benim kendime olan öfkem yüzümden acıyı hissedemiyordum bile. Mete yalpalayarak yanıma geldiğinde elime dokundu. “Elini kestin.”dediğinde elimi avucundan çektim. “YETER YETER YETER! BAĞIR ÇAĞIR BANA NEFRET ETTİĞİNİ SÖYLE İĞRENDİĞİNİ SÖYLE.”yerdeki kırıp camı alıp eline verdim. “AL BUNU BANA ZARAR VER ÇÜNKÜ BEN ŞEREFSİZİN TEKİYİM DUYGULARINI GÖREMİYORUM SANA ACI ÇEKTİRİYORUM BEN NE YAPIYORUM!” Elindeki cam parçasını düzgün tutamayıp yere düşürdüğünde onu yavaşça koltuğa oturttum ve kafamı kucağına yasladım. Hiç hak etmediğim bir şekilde saçlarımı okşadığında kendini tamamen koltuğa bırakmışken konuştu. “Ben senden nefret edemem insan her şeyden nefret eder ama kalbinden edemez.”tırnaklarımı avuç içlerime bastırdım kesik olan avucumun kanaması umurumda bile değildi sadece onun yanında acımı yaşıyordum bu oyunun daha fazla sürmesine izin veremezdim bütün kartları bir anda açmam gerekiyordu ve az bir zamanım kalmıştı. Tek bir çare vardı hepsinin canını okuyacaktık! Kafamı kaldırıp bakışlarımı Mete’ye çevirdiğimde çoktan sızdığını fark ettim. Onu az önce seviştiğimiz koltuğa yatırdığımda içeriden kırmızı bir battaniye alıp geldim. Battaniyeyi üzerine örttüğümde yanına oturup saçlarını karıştırdım ve anlına güzel bir öpücük kondurdum. “Seni seviyorum.”diye mırıldandım ve dudaklarına da bir öpücük kondurdum. “Ben gerçeğim sevgilim buradayım ve bütün bunları yaşadık yemin ederim rüya değildi.” Bazı kadınlar sevilmez, ellerine şiirler yazılmaz, saçlarına türküler söylenmez, yollarına çiçekler ekilmez, avuç içleri öpülmezmiş. Yalnızca sevgileri sevilir, sevilenlerin bütün yaraları iyileşince unutulup, tozlu raflarda kaybolurlarmış. Bizim sonumuz da böyle olmazdı değil mi? Bizde tozlu raflarda kaybolmazdık. Egemen kesilen elimi sarma işlemini bitirdiğinde salondan çıkmadan hemen önce durmuştu. “Söylemek istediğinden emin misin?”dediğinde kafamı sallamakla yetindim. “Vereceği tepkiyi kaldıra bileceğinden emin misin?” “Bilemiyorum.”diye mırıldandım sadece, kafamı kucağımda hala ayılmamış Mete’yi izledim sadece. Uyanınca delirecekti büyük ihtimalle sinirle bana ağzına geleni söylerdi ne bekliyorsam sanki beni sarıp sarmalayacak hali yoktu sonuçta. Kıpırdandığını hissettiğimde derin bir nefes aldım ve gözlerimi yumdum gözlerimi tekrar araladığımda şaşkınca bana baktığını fark ettim. Bir anda irkilerek kucağımdan kendini yere attığında dudağımı ısırdım. Bana gözlerini açarak baktığında yerde sürünerek birkaç adım geri gitti, haklıydı sanırım ya hortlak gördüğünü ya da hala rüya gördüğünü sanıyordu. “Mete.”dediğimde elini kaldırıp susmamı işaret etti ve kendine sert bir tokat attı. “Allah belamı versin ölüm uykusuna mı yattım lan ne bitmez rüya bu.”dediğinde gülmemek için kendimi zor tutmuştum ama kesinlikle gülmemeliydim zaten durum yeterince ciddiydi. “Rüya değil Mete ben yaşıyorum buradayım dün olan her şey de gerçekti sonuna kadar.”yerden kalkıp karşıma dikildiğinde önce hafifçe güldü. “Ama nasıl?” “Sana oyun oynadım onları bulmak için ama daha fazla öldü bilmene dayanamadım.” “Dün gece olmasa yani bana hiçbir şey anlatmayacaktın salak yerine koymaya devam edecektin ve bencilce oynadığın oyuna tek başına devam edecektin.”elleriyle alkış tuttuğunda öfkeyle güldü bu kez. “Her seferinde daha neler yapabilirsin ki diye düşünürken bambaşka iğrenç bir yüzünü görüyorum! Nasıl sevmişim, güvenmişim demekten alıkoyamıyorum kendimi. Aynı yanlışın aynı duygunun sürekli heba olmasından bıktım bu yaptığın var ya insan insana yapmaz lan! Sen ne sevmeyi bilirsin ne de kıymet bilmeyi.”sözleri o kadar ağrıma gitmişti ki gözlerim dolup taşarken yağmur damlaları gibi bir bir inmişti yanaklarımdan durum daha ne kadar kötüleşe bilir ki diye düşünürken ilk defa duymadığım o hakareti onun ağzından duymak kalbimi param parça etmişti. “Bazı insanların huyunun değişmesini beklememek gerek neticede yılan sadece derisini değiştirir huyunu değil!”kızaran gözlerimi gözlerine çevirdiğimde hafifçe yutkundu onun da gözleri kızarmıştı, başımı ellerim arasına aldığımda hafifçe hıçkırdım. “Özür dilerim.” “Özür dilemen bir sikime yaramıyor ama Karaca kıranı toparlamıyor! Lan ben öldüm öldüm sen benim yüzümden intihar ettin diye vicdan azabından kalbimin her atışında bana çektirdiği acıda öldüm. Ölmeyi düşündüm o herifi öldürdükten sonra peşinden gelmeyi düşündüm, sen o gün öylece bileklerinden kanlar süzülürken benim kucağımdaydın ya ben nefes alabildim mi sanıyorsun? Ama hayır Karaca hanım planını kurar şovunu yapar sonra da ast solist gibi sahneye en son çıkar öyle değil mi? Bencilsin kızım sen BENCİL!”yüzüme yüzüme bağırması beni incitmiyordu ama sözleri balyoz gibi üzerime iniyordu. Dövseydi bile canımı bu kadar yakamazdı bazı sözler dayaktan bile beterdi. Dedem hep acı hissetmek hiçbir şey hissetmemekten iyidir derdi ama öyle değil çok kalbim acıyor dede. “Yeter biliyorum suçluyum ama bir kez olsun sordun mu nedenini?”ayağa kalkıp tam karşısına geçtiğimde gözlerime nefretle baktı bana öyle bakması ruhumu ezip geçmesiyle eş değer bir şeydi. “Eğer gerçekten zafer istiyorsan yürüdüğün yolda ayaklarının kanamasına da yara almaya da hazırlıklı olursun. Ben seni kaybetmek istemedim ama asla bu şekilde rahat olamayacağımızı da biliyordum anladın mı? Hedeflerindeydik birimizin hedeflerinden çıkmamız gerekiyordu ve bunu ben yaptım kartları kapattım ve oyunu arkalarından çevirmeye başladım ne sanıyorsun gerçekten? Bir oyunu herkesin senin gibi namertçe oynayacağını mı? Hayır!” “Bana söyleye bilirdin.” “Söyleyemezdim çünkü ailenden hiç kimseye güvenmiyorum!” “O halde bana da güvenmiyorsun.” “Alakası yok Mete.”                “Eğer bana güvenseydin arkamdan iş çevirmezdin bana söylerdin bunlar bahane Karaca, bana bu gerçeği söyleseydin ben bunu kime söyleyecektim ki? HA!” “Bağırma!”diye sinirle soludum. “Hep aynı şeyi yapıyorsun hatalı sensin susman gerek hatanı kabul etmen gerek ama her zamanki Karacalağını yapıyorsun karşı çıkıyorsun inat ediyorsun ve gereksiz yere öfkeleniyorsun zeytin yağ gibi üste çıkmaya çok alışmışsın ama şunu bil bitti.”parmağını uzatıp göğsüme bastırdığında hafifçe ittirdi. “BİTTİ! Bir ilişkiyi götüren sevgi, sadakat ve güvendir bunlardan biri bile eksik olursa o ilişkinin temeli sarsılır bizim birbirimize bu saatten sonra da güvenmemiz imkansız ne sen bana güveniyorsun ne de ben sana artık güvene bilirim bundan sonra ölün ölüme anladın mı?” “Mete ne demek bitti?” “Duydun işte hani demiştin ya seninle evleneceğime ölürüm diye artık ölsen bile umurumda değil, artık senin tarafında fırtına çıksa burada yaprak kımıldamaz.” “Son sözün bu mu?”dedim içimdeki kazılmış çukurun içinde bulurken kendimi üzerime karanlık çökmüştü sanki kalbimin attığını bile hissedemiyordum ya da kalbimden kalan parçaları ben onu o beni ustaca paramparça etmişti. “Bu elveda.”gözlerini gözlerimden ayırdığında kalbimin titrediğini hissettim ama arkasından gidip yalvaracak değildim. Hatalı ben de olsam ona yalvararak kendimi alçaltmayacaktım ayrıca istemediği bir şeye onu zorlayacak da değildim kendi bilirdi. Bundan sonra belli ki ikimizde kendi yolumuza bakacaktık. Kendimi koltuğa bıraktığımda kapanan kapının sesi ile istemsizce hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım. Ellerimle yüzümü kapatırken bacaklarımı karnıma çektim ve içimdeki acıyı söküp atmak istercesine bağırarak ağladım. Her çığlığımda sanki rahatlıyordum ağzımdan fırlayan her bağırış benim özgürlüğüm gibiydi. Egemen’in beni yalnız bırakmak için yanıma gelmediğini biliyordum içeride bile olsa yanımda hala beni seven birinin kaldığını bilmek içime bir nebze su serpiyordu. Ben gerçekten de sevilmeyi hak etmeyecek kadar kötü müydüm? Mete’nin dediği gibi bencilin tekiydim onun güvenini de sevgisini de param parça ettim yaşadığım her şeyi hak ettim belki de. İlahı adalet dedikleri bu muydu yani yediğim her halta karşılık olarak canım böylesine yanacak mıydı hep? Mete’nin peşinden koşturmayacaktım istediğini ona verecektim bir daha karşı karşıya gelmemeye çalışacaktım benim intikamım kendime onun ki kendine olacaktı. Ne zaman o bana gelmek isterse kapım ona sonuna kadar açıktı ama ben o kapıdan çıkmayı kendime yediremiyordum işte. Galiba Mete haklıydı yılanlar sadece deri değiştirirlerdi bende bir yılan olduğuma göre huyum hiçbir zaman değişmeyecekti ve ben beni seven değer veren insanları mahvetmeye devam edecektim. Olsun onları korumak istememi anlamasalar da olur ama ben onları benden nefret etmeleri pahasına bile korurum yeter ki yaşasınlar. Bir annem ve babam olsaydı eğer onların da canını böyle yakar mıydı acaba? Evlatlarından nefret ediyorlar mıdır öteki tarafta? Benden nefret eden insanları normalde asla bir tarafıma takacak değildim ama seni sevenler senden nefret ediyorlarsa işler orada karışırdı. Mete Ona o sözleri ettikten sonra pişman olmam kapının ardına çıkmam kadar sürmüştü tabi bu saatten sonra ve bunca söylediğim şeyden sonra asla geri adım atamazdım. İçimdeki acı içimde kalmaya devam ettikçe ben Karacayı sevmeye devam edecektim bunu hiçbir güç hatta ben bile değiştiremezdim sadece zaman değiştire bilirdi. O apartmandan çıktım başımdaki ağrı umurumda bile değildi üstüm başım leş gibiydi ama umursayacağım son şey bile değildi. Sahile kadar koşmuşumdur herhalde kayalıklara kadar indim kendi bedenimi kumlara bıraktığımda üzerimden gelip geçen serin dalga iyice ayılmamı sağlıyordu. Sahilin kenarda duran arabadan gelen müzik sesine kulaklarıma çalındığında şuan ki durumum ile ne kadar eşdeğer olduğunu fark ettim. Öyle kolaysa gel başımdan  Kaldır at sevdanı  Dertli saz bu boşa çalınmaz Çaldığın reva mı? Öyle kolaysa gel başımdan  Kaldır at sevdanı  Dertli sazdım boşa çalınmazdım Çaldığın reva mı? Ne yaparsam yapayım o anı aklımdan çıkaramıyordum. Eve geldiğimde onu bulduğum o hali gözümün önünden gitmiyordu sevdiğim kadının intihar mesajını sonra bilekleri kesilmiş halde koltukta öylece yatıyor oluşu üzerime kanının bulaşması. Hiçbir şeyi unutamıyordum belki de hak etmiştim benim yüzümden asla anne olamayacaktı benden bu şekilde intikam alıyordu belki de? Ama bu çok ağırdı yemin ederim benimki kazaydı ama onun yaptığını ben nasıl unutacaktım? Öldüğünü sandığım için günlerce kendimi toparlayamadım intikamını almak istedim ama kendimi nedensizce cezaevinde buldum her şey o kadar karmaşıktı ki. Kucağında uyandığımda gözlerim gözlerine değdiğinde tekrar bir rüya olduğunu düşünmek kalbimi o kadar acıtmıştı ki rüya bile olmamasını istemiştim. Sonrasında ona sarılmak istedim her ne kadar öfkeli olsam da sımsıkı sarılmak istedim o kadar sıkı sarılmak istedim ki yanlışlıkla kemiklerini çatırdata bilirdim ama yapamadım öfkem yüzünden yapamadım. Bana hissettirdiklerini yüzüne kusmak istedim onun öldüğünü düşündüğüm için yaşadıklarımı hissettiklerimi kalbimin acıyışını oda hissetsin istedim. Çocuk olayında da kazada da yeterince suçluydum biliyorum bunların yükünü zaten taşıyordum her gün altında eziliyordum. Bir ailem olacaktı ve ben ona bile sahip çıkamamıştım bir erkek için bunun ne kadar ağır olduğunu nereden bilebilirdi ki? Üstelik sevdiğim kadına telafisi bile olmayan bir kaza ile zarar vermiştim peki ya bunun yükünü bile taşıyamazken onun bu bencilliği? Yaptığını affeder miydim bilmiyorum ama kolay kolay olmayacağı kesindi yaptığı şeyi sindirmem gerekiyordu buda bizim çocuk yapma süremizden daha fazla sürecek gibiydi. İnsanlar kendi şanslarını kendi yarattıkları gibi kendileri mahvederler bizim şansımızda her şeye rağmen kurmaya çalıştığımız ilişkiyi param parça etmekti. Sanırım en iyisi asla birbirimizin olmamaktı çünkü biz bir arada olduğumuz sürece birbirimize geri dönülmez zararlar veriyorduk. Tanıştığımız zamandan bu zamana birlikte yaptığımız tek güzel şey sadece sevişmekti başka hiçbir şey değildi ama birbirimize verdiğimiz zararlar her şeyden daha fazlaydı. Bu yüzden bir daha asla Karacayla birlikte olmamalıydık o haklıydı bu ilişkide ikimizde mutlu olamazdık çünkü ikimizi de rahat bırakmazlardı düşmanlarımız bıraksa belli ki hayat bırakmayacak. O herifleri öldürdükten sonra buradan çekip gidecektim ikimiz içinde en iyisi bu olacaktı kimse bilmeyecekti. Sadece gidecektim kimsenin bilmediği ve kolay kolay ulaşamayacağı bir yere tek başıma habersizce ama gitmeden önce Karacanın da bana yaptığı gibi bende onunla yüzleşecektim ve bu yüzleşme baya acı olacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD