Karşımdaki Mete ile bakışmaya başladım. Beni hafifçe itip içeriye girdiğinde Meleğe sarıldı, Mete’nin Meleğe sarılması ile Melek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Olan biteni tek tek Mete’ye anlattığında ben sırtımı duvara yaslamış onları izliyordum ki Mete’nin bakışları bana döndü.
“Sağ ol.”zar zor ağzından çıkanlar ile güldüm.
“Bir şey değil insanlık görevi.”mutfağa ilerleyip çekmeceden bir lolipop aldım ve ağzıma atarken yanlarına geldim.
“Hadi Melek eve gidiyoruz annem yeterince merak etti.”dedi Mete.
“Tamam gidelim.”ikisi de ayaklandığında ilerleyip kapıyı açtım tam çıkarken Melek bana sarıldı. “Görüşürüz.”dediğinde omuz silktim.
“Görüşmezsiniz.”dedi Mete sert sesiyle Meleğin elini tutup evden birlikte çıktıklarında ardından kapıyı çarptım.
“Gıcık herif ama ben sana ne yapacağımı biliyorum hiç beklemediğin bir anda tepene ineceğim.”telefonumu aldığımda dedemin bana çalışan adamlarından biri aradım, telefonu açtığında direk konuşmaya başladım.
“Fethi benim evime gel seninle bir işimiz olacak.”
“Peki abla nasıl istersen.”telefonu direkt kapattım. Benden büyüktü ama bizim alemde hatırlı insanlar kaç yaşında olursa olsunlar abla olarak geçerlerdi. Kafamdaki planı pekiştirmeye başladım mutlak bir anını kollayıp Mete Karan’ı da bitireceğim.
Ve bu mutlak an çok yakında hissediyorum. Avuçlarım kaşınıyor birilerini bir şeyleri parçalamak istesem de kendimi durduruyorum. Evin içinde dört dönüp kendimi sakinleştirmeye çalıştım bu çocuk sebepsizce sürekli benim sinirimle oynuyordu.
Kim olduğumu bilse böyle bir şeyi bir daha asla yapmaya cesaret etmezdi ama nede olsa babası mafya öyle değil mi? Kendisi ne ki babasına güveniyor tabi puşt! Kapı iki kez tıklatıldığında hızlıca gidip kapıyı açtım, Fethi içeriye girdiğinde koltuğa oturmasını işaret ettim.
“Otur Fethi bir işimiz var ama tek yapabileceğim bir şey değil.”
“İş ne abla?”bende karşısına oturdum ve hafifçe öne eğildim.
“Mete Karan’ı takip edeceksiniz ve uygun bir anı kollayacaksınız.”telefonumu çıkarıp internetteki fotoğrafını açıp karşısına koydum. “Bu adam.”
“Kim ki bu adam abla?”
“Ölmesi gereken birisi Fethi.”
“Plan ne?”
“Beni iyi dinle bir defa anlatacağım.”telefonu sehpaya bıraktığımda hafifçe öksürdüm. “Tek araba tek koruma olduğu anını kollayın trafikte boş bir caddede sıkıştırıyoruz. Dört araba arkadan önden yolunu keseceksiniz iki arabada yanlarda olacak ama o kadar yakın olacak ki kapıları açıp inmeye fırsatları bile olmayacak. Korumaları indirin Mete bende Mete’yi depoda istiyorum onu ben indireceğim!”
“Peki abla nasıl istersen adım adım her hareketini izleriz.”
“Aferin git şimdi haber bekliyor olacağım beni fazla bekletmeyin.”kafasını olumlu anlamda salladı.
“Bekletmeyiz.”evden çıktığında sadece arkasından bakmakla yetindim. Birkaç dakika sonra kapıyı kapattığımda içeriye ilerledim, koltuğa uzanıp salonun tavanını izlemeye başladım.
Ne kadar zor bir hayatın içinden geliyoruz insanların çoğu hayat mücadelesi verirken ölüyor bazıları da öldürülüyor. Zayıf olanlar hep bir ezilme hep bir baskı altındayken kendini güçlü görenlerde onları ezme çabasında.
Ben güçlüyüm doğru ama karşımdaki adam da güçlü ben hiçbir zaman zayıf birini ezmedim sadece kendini güçlü gören veya gerçekten güçlü olan insanları ezdim. Bir sürü tecavüzcüyü, çocuk katillerini, kadın katillerini, dolandırıcıları vs akla hayale gelmeyecek bir sürü insanı öldürdüm.
Hak edeni acımasızca suçu hafif olanı kolayca, bazı insanlar ölümü cidden hak ediyorlar. Yaptıklarımdan pek pişman olduğum söylenemez dünya üzerinde bu tür pislikler var ve her pisliğin olduğu gibi bunlarda temizlenmeli.
Sehpada duran telefonumu alıp Berkay’ı aradım ve telefonu kulağıma yasladım birkaç çalıştan sonra telefon açılmıştı. “Alo?”
“Alo, nasılsın Berkay?”boş bırakmaya gelmezdi madem bir iş yapıyorduk güven duvarlarını yavaş yavaş ama sağlam kurmam gerekiyordu.
“İyi diyelim iyi olalım sen nasılsın Karaca?”
“Bende iyiyim ama aklım sende kaldı oradakiler nasıl oldu?”asıl merak ettiğim durumlarıydı tabi ki.
“Bizimkiler iyi diğerleri de bir tek Rüzgar kötü.”
“Üzüldüm umarım iyi olur.”üzülmek mi ben mi? Daha neler.
“Düşünmen yeter.”
“İstersen yanına gelebilirim.”
“Hayır gerekmez ben eve geçeceğim zaten üzerimi değiştirip tekrar hastaneye gelirim ama önce sana uğrarım.”
“Peki beklerim.”
“O halde görüşürüz.”
“Görüşürüz.”telefonu kapatıp sehpaya fırlattığımda ayaklanıp mutfağa geçtim. Ve her cici kızın yapması gerekeni yapıp sıcak bir hasta çorbası hazırlamaya başladım. Güzel bir mercimek çorbası yaptığımda kapı çalmıştı, hızlıca kapıya ilerledim açtığım gibi Berkay her zaman ki güler yüzü ile yanıma geldi.
“Hoş geldin.”
“Hoş buldum çok güzel bir koku geliyor.”dediğinde kollarımı göğsümde birleştirdim.
“Kaç gündür bir şey yememişsindir diye düşündüm sana çorba yaptım.”dediğimde suratı tuhaf bir hal almıştı şaşırmıştı sevinmişti.
“Çok sağ ol yani kimse benim için özel bir şeyler yapmamıştı bu bir çorba olsa bile.”dediğinde kaşlarım çatıldı.
“Annen hiç yapmaz mıydı?”
“Annem pek bu işlerle ilgilenmezdi ona göre söyle hizmetçiye o yapsın.”
“Anladım, gel sana sofra hazırlayayım.”dediğimde gülümsedi.
“Yardım edeyim.”
“Hay hay.”birlikte mutfağa ilerleyip mutfaktaki masanın üzerine tabakları ve kaşıkları koyduk iki de su koyduğumuzda çorba tenceresinden çorba doldurdum tabaklara. Hayatımda ilk kez bu kadar iyi çorba yaptığım için kendimle gurur duymuştum.
Bu yemek işleri de pek benlik değildi ama beceriyordum bir şekilde. Sofraya oturduğumda o çoktan yemeye başlamıştı bile ne kadar aç olduğu çorbayı yiyiş tarzından belliydi neredeyse nefes almadan bir yandan çorba içiyor bir yandan da ağzına ekmek tıkıyor.
Sırtımı koltuğa yaslayıp ağır ağır çorbamı içerken bakışlarımı onda gezdirdim. Aslında dışarıdan bakınca o kadar saf birine benzemiyor ama bu değil ki o da benim gibi safa yatmıyor. Ben hiçbir düşmanımı küçümsemem o yüzde o yanımda olduğu sürece de diken üzerinde olmak zorundayım.
Belki Berkay’da yeni kızı avucunda tutmak istiyordur oda safa yatıyordur kim bilir? Bu alemde kimin kim olduğu kimin gerçek yüzünün ne zaman ortaya çıkacağı hiç belli olmuyordu. İnsanların yüzlerinde türlü türlü maskeler vardır gerçek yüzlerini görmek için o maskeleri indirmek zaman alır.
Bakalım Berkay’ın gerçek yüzünün altından nasıl bir şeytan çıkacak bunu da anca zamanla görebileceğim. Ben bir seri katildim kimsenin şimdiye kadar çözemediği bulamadığı eşkali sadece kadın olarak bilinen bir seri katil.
Arada bir haberlere bile çıktığım olurdu gölge gibi bir katil diye bahsederdi haber spikerleri. Hiçbir gerçeğin sonsuza dek saklı kalmayacağını biliyorum buda kalmayacak, benim gerçeğimin ortaya çıktığı gün yüzüme gülen bütün düşmanlarımın şeytani yüzlerini de görmüş olacağım.
Bunların başını da büyük ihtimalle ailelerini öldüreceğim bu adamlar çekecekler ama umurumda değil. Hiçbir şey intikam duygumun üzerine geçemiyor ne yaparsam yapayım başıma gelen şeyleri unutamıyorum sürekli aklımın bir köşesinde dönüp duruyor.
Bu adam böylece karşımda otururken bile onu param parça etmek istiyorum ailesine olan hıncımı yedi sülalesinden birden çıkarmak istiyorum ama kendimi frenliyorum. Tırnaklarımı avuç içime batırdım gerçekliğimi saklamakta zorlandığım zamanlar çoğu kez bunu yapardım avuçlarım kesilene kadar bastırırdım.
Ama her ne olursa olsun ölmeyeceğim intikamımı alana kadar bana ölmek haram. Ailemin çektiği acıların bir nebze olsun içimde dindiğini hissedene kadar onları mahvedeceğim.
“Bir tabak daha koyar mısın mükemmel olmuş.”sesiyle irkildiğimde kafamı sallayıp hızlıca tabağını aldım ve bir kepçe daha doldurup önüne koydum. Kendi yerime oturduğumda soğumuş çorbamı hızlıca bitirdim.“Benimle hastaneye gelir misin?”sadece kafamı sallamakla yetinmiştim.
O çorbasını bitirdiğinde sofrayı toparladım ve odama çıkıp üzerimi değiştirdim. Tekrar aşağıya indiğimde birlikte evden çıkmıştık, onun arabasına bindiğimizde hastaneye sürmeye başladı.
Birlikte hastaneye girdiğimizde yoğun bakım katına çıkmıştık ki hiç beklemediğimiz bir yüz ile karşılaştık. Mete Karahan birkaç gündür sürekli her yerden çıkıyordu, Berkay’ın karşısına geçtiğinde gülümseyip elini uzattı.
“Geçmiş olsun demek istedim.”Berkay zoraki bir şekilde el sıkıştığında tebessüm etti.
“Sağ ol.”diye mırıldandı, Mete’nin gözleri benim üzerimde gezindiğinde gülümsemesi yüzüne yayıldı.
“Seni burada görmek ne hoş siz sevgili misiniz ne çok yan yanasınız öyle.”kollarımı göğsümde bağladım.
“Bu seni ilgilendirmez.”
“Haklısın hayvan barınaklarını ilgilendirir.”gözlerim şaşkınlıkla açılırken soktuğu lafın altında kalmamak için giriştim.
“Doğru burada senin gibi bir akbaba olduğunu görselerdi hiç vakit kaybetmez gelirlerdir.”karşımdaki Mete de sırıttığında kafasını olumsuzca salladı.
“Burada seninle çocukça atışmaya devam etmek isterdim ama işlerim var.”yanağımdan makas aldığında çok zıt kapmıştım, Berkay’ın da kötü bakışları eşliğinde sanki inadına yapıyormuş gibi tam ortamızdan geçmişti.
“Gıcık herif!”diye söylendiğimde Berkay elini omzuma koydu.
“Siktir et.”
METE (2 Gün Sonra)
“Abi Atlas bizim barı basmış.”diyen Semih’e döndü bakışlarım.
“Bizimkiler?”diye mırıldandığımda kafasını olumsuz anlamda salladı.
“Kaybımız çok.”
“Siktir ya!”
“Eymen amca bu yüzden burnundan soluyordu.”dedi sürücü koltuğundaki Efe, saçlarımın arasından parmaklarımı geçirirken sıkıntıyla soludum.
“Bara gidelim bakalım ne var ne yok sonra da kısa bir ziyaret yapalım bakalım şu heriflere.”
“Reis sensin.”dedi Semih. Ana yoldan çıktığımızda boş bir caddeye girdik sanki bizim caddeye girişimizi bekliyormuş gibi direk arkamızdan iki araba daha çıkmıştı. Tabi kuruntu da yapıyor olabilirdim sonuçta böyle tehlikeli bir hayatın içinde paranoyak olmamak imkansız olurdu.
Önümüzü kesen araba ile paranoyamın yanlış olmadığını anlamıştım ama her şey bir anda olup bitmişti, iki araba yandan o kadar yaklaşmıştı ki kapıya sürtündükleri çıkan çirkin sesten anlaşılıyordu. Daha biz oturduğumuz yerden silahları çekemeden öndeki Efe ve Semih vurulmuştu bile bütün silahlar bana döndüğünde artık çok geç olduğunun farkındaydım.
Belimden çıkardığım silahı sakince arabanın ön tarafına bıraktım. Arabalardan biri kendini geri alınca yanıma birisi gelip kapıyı açmıştı ve silahı kafama dayadı. Benim aklım sadece arkadaşlarımdaydı Semih Hale halamın biricik oğlu vurulmuştu durumuna bile bakamamıştı Efe ise bizim en yakın arkadaşımızdı şimdi ikisi de ölümle burun burunaydı.
Buna sebep olanı ben kendi ellerimle öldürecektim. “Bekle!”dedim adama sertçe elimi öne doğru uzatıp Semihin boynuna dokundum nabzı atıyordu aynı şeyi Efe içinde yaptım ama onun nabzı çoktan durmuştu.
Öfke ile gözlerimi yumarken ellerimi yumruk yaptım, etrafımı saran silahlı adamlar umurumda bile olmamıştı öfkeden gözüm dönmüşken kafama silah doğrultan adama bir hamle yapıp silahı elinden düşürmesini sağladım ve suratına yumruğumu geçirdim.
Ortada bir arbede çıktığında içimdeki öfkeyle bağıra çağıra adamlara girişmeye kalkmak gibi bir delilik yapmıştım. “OROSPU ÇOCUKLARI!”suratıma yediğim yumruğun haddi hesabı yoktu onlar sayıca oldukça üstündüler ve ben tek başımaydım kafama inen silahın kabzasını hissettiğimde yere yığılmam bir oldu.
Son gördüğüm şey yarım yamalak da olsa kurşuna dizilmiş arabaydı sonrasında ise her yer kararmıştı. Kafamda tepişen fillerin ağırlığı ile zar zor gözlerimi araladığımda boş izbe bir depoda bir sandalyeye bağlıydım.
“Lan oğlum insan misafirine böyle mi davranır siz eve gelen misafirin kafasını mı kırıyorsunuz?”diye kafa bulduğumda bakışlarımı üzerlerine çevirdim. “Bir arkadaşımı öldürdünüz dua edin kuzenim ölmesin yoksa sizi zürriyetinize kadar sikerim!”karşımda duran adamlardan biri suratıma yumruğu geçirdiğinde ağzıma toplanan kanı dışarıya tükürdüm.
“Çok merak ediyorum hangi yürek yemiş kimse beni kaçırttı hem de arabamı taratacak kadar gözü dönmüş.”sonra yüzümü buruşturdum. “Daha yaratıcı şeyler beklerdim.”içimdeki tek korku Semihti umarım iyidir eğer Semihi bulup hastaneye götürdülerse beni de bulmaları kolay olacaktır şahsen evimizde yaşanan son felaketten sonra babam herkesi ikna edip ailecek hepimize deri altı çipi taktırmıştı.
İlk başta bu olay hiç birimizin hoşuna gitmese de sonradan tek tek hayatımızı kurtarır olmuştu. Mesela şuan biri benim yokluğumu anladığında eliyle koymuş gibi bulacaktı beni. Melek ile Melike kaçırıldığında onların yerini hemencecik bu şekilde bulmuştuk bunların hepsi teknik merkezdeki babamın adamlarının başının altından çıkıyordu ama iyi bir halta yaramıştı sonunda.
“Eee patronunuz partiye katılmayacak mı?”
“Sabret biraz hanım abla birazdan gelir.”dediğinde şaşkınlıkla gülmeye başladım.
“Ana beni bir de kadın mı kaçırdı vay be ülkemizin kadınları da delirdi en sonunda neyse bari afet bir şey olsa dayak yemenin de bir zevki olurdu orospu çocukları.”insanların sinirleriyle oynamak bana değişik bir zevk veriyordu.
“Merak etme eminim seni beklentinden daha fazla tatmin edeceğim.”diyen sese döndü bakışlarım ve karşımda görmeyi beklediğim en son kişiyle karşı karşıya kaldım.
Kendimden emin adımlarla yanına ilerledim kırmızı saçlarımı savururken tam önünde durmuştum. Yüzünü yüzüme çevirip gözlerim içine derince baktığında iç çekti hiç şaşırmış bir ifadesi yoktu sanki tahmin ediyordu.
“Bu kadarını beklemiyordum doğrusu maşallahın var.”göz devirdim vücut hatlarımdan bahsediyordu. “Fena değilmişsin yani çok dikkatli bakmamıştım önceden.”
“Hala dalga geçiyorsun.”
“Düşmanlarımla taşak geçmek içimde var alışkanlık.”güldüm.
“Son kez bir alışkanlığını yerine getir o halde çünkü inan çok canını yakacağım ne de olsa sonsuzlukta mutlu olmanın bedeli bu olacak.”
“O kadar çabuk karar verme derim.”
“Sinirli olursun sanmıştım?”
“Olmadığımı kim söyledi.”dediğinde kollarımı önünde bağladım.
“İçin için kendini yemekten vazgeç hadi kus bütün öfkeni.”kaşları çatılırken yüz hatları gerildi hafifçe dudağını ısırdığında tehdit saçan sesiyle konuşmaya başladı.
“Kuzenim eğer senin yüzünden ölürse bende seni öldürürüm!”hafifçe güldüm.
“İnan umurumda değil.”ayağını sertçe yere vurdu.
“O HALDE OLSUN!”
“BURADAN ÇIKAMAYACAK BİRİSİ İÇİN FAZLA UKALASIN!”cebimden çektiğim çakıyı ani bir hareketle bacağına sapladığımda o acıyla inlerken ben bir adım geri attım. “Buda sana ders olsun Mete efendi seni zaten öldüreceğim ama ne şekil olacağını sen seçebilirsin bide adettendir son isteğini bir sormak lazım.”diye alayla konuştuğumda suratında acı bir sırıtma vardı.
“Zaman.”diye mırıldandı. “Zamanını boşa harcıyorsun ve inan zamanın kimseye acıması yoktur elindeyken şimdi vur yoksa zaman değişir ve bir bakmışsın biz de seninle yer değiştirmişiz.”hafifçe güldüm.
“Boş ve umut dolu hayaller peki.”
“Seni uyarıyorum kırmızı kafa elini çabuk tut.”kırmızı kafayı sana göstereceğim ben kafasız dingil! Suratına yumruğu geçirdim tekrar tekrar dördüncü yumruktan öfkeden kızarmıştım bağırarak arkaya doğru iki adım attım. Ellerimi saçlarımdan geçirip ona arkamı döndüm ama sonra hızla dönüp karnına bir tekme attım, sandalyeyle birlikte arkaya düştüğünde gür bir kahkaha attı sırf bana inat yapıyordu.
“Hadi öldür beni kızıl afet.”
“Kes sesini gerizekalı!”yanına gelip suratına tekme attığımda durdum. Dudağı ve kaşı patlamış elmacık kemiği morarmıştı sağ gözü de kızarmaya başlamıştı oda büyük ihtimalle morarırdı. Arka düşmesiyle kafasını vurmuş olacak ki düştüğü yere biraz olsun kan sızmıştı.
“Kafamı kırdın gel bende senin kafanı yarayım ödeşelim.”deyip gülmeye başladığında göz devirdim.
“Fazla kaşınıyorsun Mete.”
“Ne derler bilirsin en büyük aşklar kavgayla başlar diye inşallah bana aşık olmazsın.”göz devirdim.
“Sana aşık olacağıma ölürüm daha iyi.”
“Büyük konuşma yavrum bak gör alırım seni.”kenarda duran demir sopayı aldığımda sertçe karnına vurdum.
“Manavdan karpuz mu alıyorsun orospu çocuğu!”
“Yok karpuz değil senden domates olur.”hala dalga geçiyordu. Elimdeki demir çubuğu havaya kaldırıp yüzüne geçirdiğimde acıyla bağırdı o öfkeyle ikinciyi de geçirecekken patlayan bir silah ile kurşunun omzuma saplanması bir oldu.
Elimdeki çubuk yere düşerken etrafımdaki adamları indirmişlerdi sıranın bana da geldiğini düşünüyordum ki Mete bağırdı. “SAKIN! SAKIN KIZA DOKUNMAYIN.”dizlerimin üzerine düştüğümde elimle omzuma baskı uyguladım.
Ben öylece yerde otururken bir tane adam başıma dikilmiş kafama silah dayarken belimde duran silahı almıştı. Ben öylece teslim olmuşçasına dururken diğer adamlardan birisi Mete’yi çözdü ben bana vurup öç almasını beklerken kendi durumuna bile bakmadan yanıma oturup omzumdaki elimi çekti ve omzuma bakmaya başladı.
“Kurşun içerde kalmış.”diye mırıldandığında kaşlarımı çatıp bakışlarımı mahvettiğim yüzüne çevirdim.
“Öldürecek misin beni?”sesimde gram korku yoktu.
“Sana ne söyledim dua et kuzenim ölmesin eğer ölürse seni o zaman öldürürüm.”arkadaki adamların biri Mete’ye bir bez uzattığında alıp omzuma sardı ve baskı uyguladığında dişlerimi sıktım.
“Arkadaşının ölümüne sebep oldum ama.”sözlerimle omzumu inadına sıkıca bağlamıştı ki acıyla bağırdım.
“Her şeyin bir bedeli vardır ama dua et kadınsın yoksa sana neler yapardım.”göz devirdim.
“Şimdide ayrımcılık mı yapıyorsun? Çekinme hadi çıkar acını.”bileklerimi arkamdan tutup bağladığında omzumun acısıyla dişlerimi sıktım, ona onca kez vurmama rağmen umursamazca beni kucakladığında bakışlarımı gözlerine diktim.
“Şeytansın aldığın onca cana hak edersin ama ne şerefsizim ne de cani bir kadına eziyet etmek kitabımda yok.”
“Ama bir kadını öldürürsün.”
“Sen eğer bir adamı öldürebiliyorsan ben neden onun katilini öldüremeyeyim? Ayrıca zararsız birisi olsan mesela masum birisi olsan diyeceğim ama oda yok ki Azrail’in İstanbul distribütörü gibi kadınsın.”
“Tamam o zaman karşılıklı birbirimizin kafasına sıkalım.”
“Ne meraklısın amına koyayım ölmeye öldürmeye.”
“Meslek alışkanlığı.”
“Mesleğini sikeyim senin.”birlikte dışarıdaki arabalara yürüdük dışarıda bile eli silahlı bir sürü adam vardı hepsine sırıtarak bakıyordum Sarp denilen adam yanımıza geldiğinde şaşkınca bana baktı.
“Ulan gelinimiz dedik mercimek dedik süikastci çıktı be.”sonra Mete’ye döndü bakışları ve suratını buruşturdu. “Çocuğun sıfatını kaydırmışsın tipe bak.”bakışlarımı çevirdiğimde hafifçe gülümsedim şaheserime.
“Ayrı bir hava katmış bir kadından dayak yemek.”kıkırdadığımda Mete’nin de bakışları bana döndü.
“Elleri bağlı birini dövmek övünmek değil korkaklıktır.”ağzımın payını alıp susmam gerekirdi pekala omzum da uyuşuyordu zaten daha fazla konuşmak istemiyordum bu yüzden. “Omzun acıyor mu?”
“Ellerimi bağladın acıyor tabi.”
“Bağlamayayım da ne yapayım deli kadın.”güldüm oda haklıydı. Kucağından indirip arabaya oturttuğunda yanıma oturdu.
“Omzum uyuştu.”diye mırıldandığımda omuz silkti.
“Kliniğe gideceğiz dayan biraz.”dikiz aynasından yüzüne baktığında hafifçe öksürdü. “Neyse fazla bir şey yok suratımda daha beterlerini de gördüm.”
“Zaman yetmedi.”diye mırıldandım ama görüşüm bozulmuştu sanırım kan kaybından kaynaklanıyordu sırtımı koltuğa yasladığımda hafifçe yutkundum.
“İyi misin?”
“Gözlerim kararıyor ve kolum uyuştu bile.”beni kendine çekip bileklerimi çözdüğünde gerçekten karşı koyacak halim yoktu. Kafamı dizlerine yatırdığında hafifçe üstümü yırttı ve sardığı yaraya baktı kendi tişörtünden bir parça da yırttığında kanı durdurmak adına biraz daha bastırdı.
“Geçecek sakin ol.”
“Sakinim ama çok terledim.”gözlerim ağır ağır kapanırken ellerini saçlarımın üzerinde hissettim. Ben olsam onu orada öylece bırakırdım ama o beni bırakmamıştı üstüne kliniğe götürüyordu. Birisi benim için değeri olan birinin ölümüne sebep olsaydı onun canını acıta acıta alırdım ama herkes ben değildi üstelik bunu yapan bir erkekti.
Gözlerimi araladığımda kulaklarımda hastane monitörünün sesi vardı. Dikkatlice etrafıma bakındığımda özel hastane gibi bir yerde olduğumu fark ettim. Omzum sargılıydı ve kolumda bir serum vardı çok kan kaybetmiş olmalıyım ki bir de kan takviyesi yapıyorlardı.
Kapımda iki tane adam bırakmışlardı Mete gerçekten benden merhametliydi. Babası kimdi bilmiyorum ama güzel bir evlat yetiştirmişti sanırım. Odanın camından Mete’nin geldiğini gördüğümde şaşkınca baka kaldım birkaç saniye içinde odanın kapısı açılmıştı.
Yanıma geldiğinde kenarda duran sandalyeyi çekip oturdu yüzüne pansuman yapmışlardı. “Nasılsın?”dediğinde yapmacık bir tebessüm ettim.
“İyiyim.”pürüzlü sesimle mırıldandım.
“Neden beni öldürmek istedin?”
“Çünkü işim bu ve sana çok gıcık oluyordum.”
“Öldürmek için bir sebebin oldu peki sen her gıcık olduğunu öldürür müsün sen?”
“Genelde hayır ama teklif gelince reddedemedim.”
“Kimden geldi teklif?”
“Bilmiyorum genelde iş yaptıklarımı tanımam onlarda beni tanımazlar.”
“Anladım.”sıkıntıyla bir nefes alırken bana döndü. “Semih benim kuzenim halamın biricik oğlu.”dediğinde onu dinlemeye başladım. “Bugün sıktırdığın arabada oda vardı göğsü ve karnı olmak üzere üç kurşun yemiş.”
“İyi mi?”vurdurduğum birine dönüp de iyi mi sormak hiç adetim değildi ama ister istemez merak etmiştim.
“Durumu ağır. Halamın çocuğu olmuyordu Semihi evlat edindiler aileye girdiğinde henüz iki yaşındaydı. Halamla eniştem onu kendi çocukları gibi bağırlarına basarak el bebek gül bebek büyüttüler ve şimdi hiç hak etmediği bir şekilde o sedyede yatıyorsa sorumlusu sensin. Sen onların sadece anne baba sevgisi göstermek sarıp sarmalamak istedikleri biricik oğullarını ellerinden alıyorsun o yüzden bir kez daha söylüyorum o ölürse sende ölürsün.”
“O yüzden mi beni burada tutuyorsun?”
“Doğru.”güldüm.
“Umarım iyi olur o halde şayet başladığım işlerimi yarım bırakmak istemem.”dediğimde oda sırıttı.
“Her zaman bekleriz her düşmanım böyle güzel olsa gönlümüz açılacak da hep bir bıyıklı at hırsızı tipli herifler.”kıkırdadım ama canım yandığında durmak zorunda kalmıştım.
“Fena dağıtmışım tipini.”
“Hakkını yemeyeyim karizmamı çizmişsin bir süre kızlar bakmaz artık.”
“Ohh içimin yağları eridi.”dediğimde kaşları çatıldı ben neden şimdi böyle bir laf etmiştim. “Yani hıncımı aldım biraz.”diye düzeltmeye çalıştım ama konuştukça batıyor gibiydim.
“İtiraf etmeliyim ilk defa bir kadından dayak yiyorum.”
“Utandın mı? Yoksa erkeklik gururun mu incindi?”diye dalgaya aldığımda omuz silkti.
“Gurur duydum kendini korumayı beceren kadınları görmek gurur vericidir ama sen bu gücünü daha çok insanları öldürmeye kullanıyorsun.”
“Sen ne biçim bir insansın be?”
“Mesela?”
“İnsan düşmanını hastaneye götürüp tedavi ettirir mi? Öldürüyordum ben seni ya hiç mi bir şey yapmayacaksın?”
“Ne yapayım ya? Saçını başını mı yolayım ne bekliyorsun?”
“Ufakta olsa bir karşılık bekliyorum yaptığım yanıma mı kalsın?”
“Sen bana ne biçim insansın diyorsun da sende bir tuhafsın zorla kendini mi dövdürtmeye çalışıyorsun ne yapıyorsun anlamadım ki?”
“Omzum iyileştiğinde ikimiz adil bir dövüş olsun olur mu?”diye mırıldandığımda hafifçe sırıttı.
“Kabul.”
“Ama geri kaçmak yok gerçekten vuracaksın bende gerçekten vuracağım.”
“Ona da tamam.”
“Bak söz ver adil bir dövüş olacak hile yapmak yok gerçekten vuracaksın?”
“Söz!”
“Tamam şimdi içim rahatladı ne bileyim bir tuhaf oldum ya insan düşmanına da böyle davranmaz ne varmış kadınsam ben seni erkeksin diye ayırt ettim mi vurdum ağzına yüzüne?”
“Aynı şey değil işte tamam iyi vurdun ama benim vurduğumla senin ki bir olmaz Karaca.”
“Sinir ediyorsun beni ya bir an önce iyileşsem de ağzını burnunu kırsam.”gülmeye başladı.
“Çok beklersin.”sırtını sandalyeye yasladığında kollarını vurdu. “Yalnız gevura vurur gibi vurmuşsun ayıp be birkaç defa da olsa bir hukukumuz vardı.”
“Uyuz köpek o birkaç defalık hukukta beni çileden çıkarttın.”
“Pişman değilim.”
“Belli oluyor.”
“Sen asabi misin biraz?”dediğinde sinirli bakışlarımı ona çevirdim.
“Sen insanı kanser edersin yemin ederim ömrümü yedin ya bir defol git şu odadan lütfen.”
“Nereye gideyim hastane bizim.”şaşkınca baktım.
“Hastane sizin mi?”
“Evet, babam yaptırmış inşaat alanında faaliyet göstermeye başladıkları zaman.”
“Maşallah her işi bir tarafta götürüyorsunuz.”
“Ne yapacaksın ekmek parası.”
“Ekmek üç lira yalnız.”güldü.
“Dinlen istersen benim gitmem gerek eğer kaçmak gibi bir düşüncen varsa acilen vazgeç bu halde kaçmanı tavsiye etmem.”
“Dışarıya iki tane izbandut bırakmışsın bu kolla onları devirmeye üşenirim zaten.”
“İyi gidip bir bizimkilere bakacağım son durum ne oldu.”
“Dönüşte de kaderim belli olacak gibi.”
“Aynen.”ayağa kalktığında ağır ağır odadan çıkışını izledim. Kapıyı ardından kapattığında kendimi zorlayarak oturur pozisyona geldim, omzum çok kötü sızlıyordu ama bu tür durumlara alışık olduğum için fazla yadırgamamıştım.
Yerimde oturduğumda ne yapacağımı düşünüyordum. Yarım kalan işimi buradan çıktıktan sonra bitirecektim ama önce iyileşmem gerekiyordu ve bu dövüş işi vardı. Onunla gerçekten kozlarımızı adil bir şekilde paylaşmak istiyordum beni fazla hafife alıyorlardı ama ona istediğinde bir kadının da bir erkek gibi dövüşebileceğini göstermek istiyordum.
Oturduğum yerde onun gelişini bekliyordum saniyeler, dakikalar geçmişti ama görünüşte hala Mete yoktu. Dışarıdaki camdan görüş alanıma girdiğinde çok öfkeli görünüyordu, bir anda odaya daldığında belindeki silahı çıkarıp anlıma doğrulttu.
“SANA O ÖLÜRSE SENİ ÖLDÜRÜRÜM DEMİŞTİM!”bağırdığında ister istemez irkilmiştim hafifçe yutkunduğumda bakışlarımı ona çevirdim.
“Korktuğumu sanıyorsan çok yanılıyorsun.”
“Korkmadığını biliyorum ama sen içeride bir can almadan bir sürü insanın yüreğini yaktın şimdi onun anne babası çocuklarının kanına karşılık istiyorlar onların canı yandı seninki de yansın istiyorlar haklılar. Benim de canım yandı inan bana çaresizlik en çok nefret ettiğim duygudur ikisi de benim en yakın dostumdu biri o arabada öldü diğeri de bu hastanede öldü!”
“Hadi durma öldür de bitsin bunca haltı yiyip gereğinden fazla yaşadım zaten.”
“İyi kızıl şeytan cehennemde görüşürüz!”