Geldiğimiz yer; önünde kayalıkların kavuştuğu deniz, ardında ise Beykoz ormanlarının bulunduğu sakin, yek başına, tek katlı bir evdi. Genişçe bir mutfağı içine alan büyük bir oturma alanı, asma katta bulunan büyükçe bir yatak ve denizi gören cam duvarlarla adeta rüya gibi bir yerdi. Kaya ilk olarak; şöminenin yanında istifli duran odunlarla çarçabuk bir ateş yaktı. Evi anında aydınlatan ve ısıtmaya başlayan güçlü ateş; aynı zamanda seyrine hayran bırakacak bir görüntü oluşturuyordu. Ateş etkisini gösterene kadar üzerimi çıkarmama izin vermemişti. Hatta beni ateşe yakın olan bir koltuğa oturtmuş ve yerimden asla kalkmamamı tembihlemişti. Açık kat planına sahip olan evde onun yaptığı her şeyi takip edebiliyordum. Aldıklarımızı teker teker mutfak tezgahının üzerine çıkarıyor ve ardından dol

