- Hoş geldiniz Kaya bey, Dilrüba hanım... - Hoşbulduk Gülten hanım. Herkes içeride mi? - Evet efendim. Büyük salonda sizleri bekliyorlar. Hani bir mekana girersiniz, bir kapıdan geçersiniz ya da bir hududu aşarsınız da en dingin havada bile sert bir rüzgar eser, sizi üşütür, bir adım geri gitmek ve kendi güvenli alanınıza kavuşmak için yanıp tutuşursunuz fakat; bir kere o sınır geçilmiştir, elinizden gelen hiçbir şey yoktur. İşte o dakikadan sonra eve sağ salim dönmek adına çetin bir savaşa girersiniz. Şimdi tam da öyle hissediyordum kendimi. Evi biliyordum, eşyalarını, duvar rengini, salonun ya da mutfağın nerede olduğunu. Ama ne hikmetse bildiğim bu yer, bende bilinmezliğe duyulan o büyük korkuyu uyandırıyordu. Bora Soner ile daha önce defalarca karşılaşmış olsam da Ne Baha beyi ne de

