" Ben Ömer varsa varım, madem o yok bende!" ağlarken dik durmaya çalışıyor, onun olmadığı dünyaya kafa tutuyordum. Herkes üzerime gelirken, diğer bileğimi es geçmiş, bıçağı karnıma tutmuştum. "Kimse yaklaşmasın! Ölümümden korktunuz değil mi? Ben hiç korkmuyorum. " derken hepsine meydan okuyordum. Ölüme bile... Kanlar, bileğimden hızla akmaya başlamıştı. Hepsi üzgün ve ağlıyordu. Bende ağlamıştım, Ömer'de, ama sesimizi duyan olmamıştı. Bende onları duymuyordum. Duymak değil, anlaşılmak istemiştim. " Kızım Feride yapma!" "Baba, ben ölmek istiyorum. Ömer'siz yaşamak değil! " her bir kelimemi vurgulayarak söylemiştim. Anlasınlar... "Kızım sakin ol, tekrar konuşalım. Bak, kanın durmuyor, akıyor, doktora götürmeliyiz! " endişe dolu gözlerle bakıyorlardı. "Anne, konuşacak bir şey kalmadı.

