Elif Yılmaz Toprağa karışan her dua, içimde bir başka yerimi kazıyordu. Babam hâlâ hastanede, hâlâ yaşamla ölüm arasında savaş verirken ben… burada, şehitlerin arkasından yeminler ediyordum. Tüm o acının, karanlığın, kanın ve sessizliğin içinde… içimdeki başka bir Elif uyanıyordu. Savaş gibi, babam gibi… yemin eden, ülkesine hizmet eden biri olmak istemiştim hep. Ama engellendim. Kendimi bastırdım. Kardeşim istemediği için, ailem çok zorlanır diye vazgeçtim. Ama şimdi? Şimdi gözümün önünde askerlerimiz toprağa veriliyordu. Ve ben hiçbir şey yapamıyordum. İçimdeki boşluk o kadar büyüktü ki… bastıramıyordum artık. Yumruklarımı sıktım. Dişlerimi sıktım. Gözlerim kararmaya başladı öfkeden. “Bu işi kim yaptıysa… hayatı onlara dar edeceğim,” diye geçirdim içimden. “Ne biliyorsam kullanaca

