Zarftan bir parça kağıt çıkardım. Ellerim hâlâ titriyordu; parmak uçlarımda hafif bir ürperti vardı. Kağıdı açarken kalbim göğsümde deli gibi atıyordu. Mutfağın sessizliği, tavanın köşelerine dolan ışık huzmeleri, her şey bir anda gerilimi katlayan bir sahneye dönüşmüştü. Nefesimi tutmuş, her an bir şey olacağı korkusuyla bekliyordum. Kağıtta kısa bir mesaj vardı. El yazısı öylesine özenli, kimi zaman zarif, kimi zaman keskin bir çizgi gibi gözüme çarpıyordu. “Dikkat et, her şey göründüğü gibi değil.” Bir an duraksadım. Kağıt elimde ağırlaştı; sanki küçük bir bomba taşır gibi içimi sıkıştırıyordu. Gözlerimi kısarak yazının her harfini ezberlemeye çalıştım. Kalbim boğazımda atıyor, nefesim kesiliyor, ellerim hâlâ titriyordu. Ama merakım korkumu bastırıyordu; bir yandan da içimde ürkek bi

