*** Güneş, uçsuz bucaksız bozkırın ortasındaki eğitim kampının üzerine adeta bir alev topu gibi çökmüştü. Sıcaklık saniyeleri bile ağırlaştırırken, Canfeza üzerindeki tam teçhizatlı kamuflajın içinde nefes almaya çalışıyordu. Alnından süzülen ter damlaları gözlerini yakıyor, sırtındaki çanta her adımda omuzlarına biraz daha saplanıyordu. Ama durmak, seçenekler arasında yoktu. "Hızlan, Canfeza! Yapabildiğin sadece bu kadar mı?" Yüzbaşının sesi, sıcak havanın rehavetini bıçak gibi böldü. Canfeza dişlerini sıktı, elindeki tüfeği daha sıkı kavrayarak engelli parkurun en zorlu etabına, sürünme hattına doğru kendini bıraktı. Tozun, toprağın ve keskin dikenlerin arasında, dirseklerinin üzerinde bir komando gibi ilerlerken sadece hedefini odaklanmıştı. İdmanlı oluşu bir artıydı. Ciğerleri yan

