ZORUNLU TUTSAKLIK

1258 Words
(Sayın okurlar Kürtçe bilmiyorum, bu nedenle Kürtçe konuşmaların olduğu kısımların başlangıcına"~ " işareti koyacağım. ) Her zamanda insan kendi elinde olmayan seçenekleri kabul etmek zorunda kalabilir ama ben ne geldiğim zaman da ne şu an bulunduğum zaman da gözümü kapatıp bana verilene rıza gelecek biri değildim. Ama şu ana kadar gördüklerim bu kabullenişi ve zoraki tutsaklığı benimseyen insanların kendi bahanelerinin arkasına saklandıklarıydı. Bahaneler değişse de sonucun esaret olduğu gerçeği yerli yerinde duruyordu. İnsan kendi başına gelmeden esareti kabul edeceği durumları anlamaktan ne yazık ki aciz bir varlıktır. Bu yüzdendir ki davulun sesi uzaktan hoş gelir ve bu yüzdendir ki insan kendi başına gelene kadar bunu bir masal zanneder. Benim içinse esaret pek çok şekli ile geçmiş hayatımda karşılaştığım bir işkencedir. Adına töre, çaresizlik, namus ya da pek çok bahanesel isim verseler de esaret yine de esarettir. İnsanın hem bedenen hem de ruhen görünmez zincirlerle istemediği bir hayata bağlanmasını açıklayabilecek daha iyi bir kelime ne yazık ki daha icat edilmemiştir. Aşağıya bakarken içimi kaplayan endişe ve öfke aklımın çözüm üretme çabaları ile birleşince başımın ağrımasına neden olmuştu. Oysa aşağıda benim için yazılmaya hazırlanan senaryoyu biliyordum ve bu senaryoyu değiştirmek için yapabileceğim şeyler sınırlıydı. Rojda'nın kaçışıyla birlikte ben olası berdel kurbanı olacak kişiydim ama bu tek başına sonuç olmayacaktı ki aşağıdan yükselen Baran babanın babasının sesi ile yanılmadığım netleşti. "~ Rojda kaçarak ailemizin adını kirletti. Tez vakit buluna ve cezası kesile." Dedenin sözleri ile karmaşa son bulurken avlu ölüm sessizliğine büründü. O an Aziz'in olduğu yana gözüm kaydı. Az önceki sakin hali kaybolmuş ve kaşları çatılmış, yüzü gerilmişti. Rojda'nın kaçışı ile hem kendini hem de Rojda'yı kurtardığını düşünürken o genç kızı daha kötü bir duruma soktuğunu yeni fark etmişti. Dedenin sözleri avluya bomba gibi düşerken Dilan'ın çığlıkları acı gözyaşlarına dönüşmüştü. Bu kaosun içinde Beyazıt'ın soğuk sesi ile yana döndüm. " Kendi kazdığın kuyuya düşmek diye buna denir ne dersin Asmin?" Ne yazık ki Beyazıt haklıydı, Dilan beni ve annemi tuzağa çekmek isterken kendi hazırladığı tuzağa kendi düşmüştü. Yine de aşağıda dedenin sözleri bir ölüm fermanıydı ve ben genç bir kız için verilen bu fermanı sindiremiyordum. Rojda 16 yaşındaydı, ne kadar bu bölgede bu yaşta evlilikler normal karşılanabilse de ben bunu hiç bir şartta normal bulmamıştım. Daha kendi benliğini bulamamış ve her yönü ile ailesinin korunmasına muhtaç bir çocuğun evlendirilmesi yanlıştı. Ama daha yanlışı bu evliliği istemediği için kaçmaya çalışırken hayatının sona ermesine karar verilmesiydi ki bu kararın hiç kimseye ait olmadığına inanan biriydim "Beyazıt, ne kadar planları ellerinde patladı desende olan Rojda'ya oldu. Her ne kadar bana oyun oynasalar da o kız için verilen bu kararı doğru bulmuyorum." Beyazıt'tın gözleri dehşetle açılırken bakışları ciddiyetimi sorgulamak adına yüzümde dolaştı. Ardından söyledikleri endişemi anlasa da dehşete düştüğünü net bir şekilde gösteriyordu. " Rojda yüzünden berdeli kabul etmeyeceksin değil mi?" Bu işin sonunun bir şekilde beni etkileyeceğini çok iyi bilsem de hem bu kadar erken hem de bu şartlarda olacağını düşünmemiştim. Ama gerekirse berdeli kabul etmek durumunda kalabilirdim. Yine de bu savaşmaktan vazgeçeceğim anlamına gelmiyordu. " Berdel bu şartlarda zaten bana kitlenmiş durumda değil mi dostum? Ama öyle bir durum zorunlu hale gelse bile bu savaştan vazgeçtiğim anlamına gelmez." Beyazıt derin bir nefes alarak eli ile alnını ovaladı. O da biliyordu Rojda'nın kaçışı ile geriye tek seçeneğin ben olarak kaldığımı. Ama belki bu durumu avantaja çevirebilirdim tabi kaçmanın bir yolunu bulamazsam. Ben bu düşünceye yoğunlaşmışken Beyazıt'ın sesi ile ona döndüm. " Şimdi ne olacak Asmin hatun?" Biz konuşurken gelen bağırışlar ile ikimizin de yönü yeniden aşağıya döndü. Bu sefer öfke ve çaresizlik ile bağıran annemdi. "~ Olmaz, kızım olmaz, ne Salih ne de ucube töreleriniz umurumda bile değil. Kızımı size kurban etmeyeceğim." Annemin feryatları ile avlu inlerken babamın dedesi babama döndü ve tahmin ettiğim o cümleyi kurdu. "~ Töre bunu gerektirir, Rojda bulunup cezası kesilecek ve Asmin, Aziz ile evlenecek." Annem hala dövünürken babam başını eğip babasına onay vermişti bile. Bu işten kaçışım olmadığını anlamam zor değildi ama ben de Rafet isem bu berdeli onlara zindan ederdim. Bu değişen durumda aklıma gelen ile Beyazıt'a döndüm. " Aziz'in şirketinde söz sahibi olmam için yüzde kaçlık hisseye ihtiyacım var?" Beyazıt, bakışlarını bana çevirdiğinde neden söz ettiğimi hemen kavramıştı. " Yüzde 7,5 oranında bir hisse şirkette söz sahibi olman için yeterli. Aklından ne geçiyor?" "Narin'in şirkette yüzde kaç hissesi var?" Beyazıt bir süre düşündükten sonra yüzüme tebessüm ettiren o cevabı verdi. " Yüzde 5" " Ya Salih bizim şirkette yüzde kaç hissesi var?" Beyazıt'ın yüzünde hin bir gülümseme oluştu. " Yüzde 5 ama bazı işleri de yasal sınırlar dışında yönetiyor." Sesinin tonu duruşundaki diklik Salih'e karşı Narin'e olduğu kadar nefret duyduğunu açıkça ele veriyordu. Bu benim için avantaj olsa da Beyazıt gibi bir adamın nefretinin sonuçlarına karşı hazırlıklı olmam gerektiğini de daha iyi anlamıştım. " Beyazıt, Rojda'yı bulabilir misin?" " Bulmam onun için verilen hükmü değiştirmeyecektir." Yüzümde hüzünlü bir tebessüm oluştu, ben de Rojda için verilen hükmün değişmeyeceğini biliyordum. Bakışlarım tekrar avluya yöneldiğinde: " Eğer sen Rojdayı bulabilirsen onlarda bulur. Benim merak ettiğim onu aşağıdakilerden önce bulabilir misin?" dediğimde sesimdeki endişe Beyazıt'a ulaşmıştı. Derin bir iç çekip: " Bulurum ama ne yapmamı istiyorsun?" diye sordu ama o da istediğimi çok iyi biliyordu. Yine de bundan emin olup olmadığımı test etmek için bana bunu sorduğunu da ben çok iyi anlıyordum. " Rojda'yı bul ve onu bulamayacakları şekilde ya sakla ya da buralardan uzağa götür." " Sana bu kadar sıkıntı çıkaran birine yardım etmeye çalışmanı anlamıyorum." Kaşlarım havalanırken bakışlarım Beyazıt'ın ifadesiz yüzüne ulaştı. Eğer Asmin olsaydım belki bu şekilde Rojda'yı korumam anlamsız olabilirdi. Ama ben Rafet'tim hala ve o da 16 yaşında hayatının baharında bir çocuktu. İstemediği bir hayatı birileri yüzünden yaşaması zorunlu bir tutsaklıktı ve bu bana yaşattıkları her şeye rağmen onun kurban yapılmasına göz yummamı gerektirmiyordu. Üstelik bulunması bana bir yarar sağlamayacaktı. Ben bu işten kurtulmanın başka bir yolunu bulmalıydım. "Bu saatten sonra Rojda bulunsa da bulunmasa da benim için bir anlam ifade etmiyor. Bu yüzden genç bir çocuğun hayatını nedensiz yere tehlikeye attığıma değmez. Sen Rojda'yı bul ve onun güvenliğini sağla. Berdel konusunda ne yapacağımıza da bakarız. Zaten annem benim için savaşıyor, bu savaşı kaybetse bile mücadeleden vazgeçecek değilim." Beyazıt kararımdan memnun olmadığını belli edercesine kaşlarını çatsa da beni yine de onayladı. Aşağıya yeniden yüzümü döndüğümde annemin buğulanan gözleri ile karşılaşmak beni ayrıyeten hüzünlendirmiş hatta kızdırmıştı. Ama elinden gelenin sınırlı olduğunun farkındaydım. Babam olan adam annemi sakinleştirmeye çalışırken Beyazıt'ın elini omzumda hissettim. Hafif bir tebessümle bakışlarımı ona döndürdüğümde: " Üzgünüm Asmin, keşke sana bu kaostan çıkabilmen için evlenelim diyebilseydim. Ama bu cehennemden kurtulmak isterken ve bunun için fırsat ayağıma gelmişken geri tepemem. Eğer seninle evlenirsem bu kendi elimle..."Beyazıt'ı ufak bir el işareti ile durdurduğumda hafifçe gülümsedim. Konuşurken dudaklarının kenarı üzüntü ve çaresizlikle aşağı düşen dostuma döndüm. " Devamını getirmene gerek yok Beyazıt, seni anlıyorum ve sana hak veriyorum. Eğer şansım olsaydı ardıma bakmadan kaçardım. Senin şansın var ve gideceksin, senden tek istediğim o zaman gelene kadar yanımda durman." Beyazıt beni başı ile onayladıktan sonra aşağıya son bir kez bakıp bana döndü. " Şu Rojda hanımı bulalım bakalım. Onu güvenli bir yere yerleştirip sana haber yollarım. Bu arada dedenin senin için düşündüğü sekreter yarın geliyormuş. O vakte kadar kendi adamı Ali Kemal sana yardımcı olacak. Sana bazı dosyalar hazırladım, ben gelene kadar incelemelisin. Çünkü içinde işine yarayacak çok değerli bilgiler var." Beyazıt'a teşekkür edip uğurlarken merdivenin ağzında dikilen Aziz ile duraksadım. Beyazıt, hiç istifin bozmadan aşağı indiğinde Aziz'in yanında kısa bir an durdu ve bir şeyler fısıldadı. Aziz'in gözleri benden çekilip yeri bulduğunda Beyazıt elini kuzeninin omzuna atıp hafifçe sıkarak yoluna devam etti. Bu ülkede kadına biçilen hayat da değer de insanların yozlaşmışlığının bir ifadesiydi. Ama bazen tek yanan, tek yıkılan, tek tutsak olan kadınlar olmuyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD