Bölüm 4

1191 Words
Günseli Beni bir odaya getirmişlerdi. Bir yatak, iki kapaklı bir kıyafet dolabı, bir masa, sandalye ve odanın içine açılan banyo dışında boştu. Kapıyı ardımdan kapattıklarına çok memnun oldum. Umarım uzun süre geri gelmezler. Babamlar fark etmiş miydi acaba? Gündüz gözüne İstanbul’un göbeğinden aldılar beni, şu an haberlere bile düşmüş olmalıyım. Babam bu işi onların yanına bırakmaz. Ama annem... O çok üzülür, kahrolur. Neler kuracak şimdi kafasında kim bilir. Ki kurmakta da haksız sayılmaz. Başıma gelenleri düşününce... Mahir’den nefret ediyorum! İğrenç bir insan. Gözümün önünde adamı öldürmeye kalktı. Beni korkutmak için hiç çekinmeden yapacaktı bunu. İplerimi elinde tutmak için her şeyi yapardı. Böyle adamlarla çok davalık oldum, genelde hayatına sıçmadıkları insan görmedim. Bana ne yapacaklardı? Babam davayı almayı kabul etmezse bana ne olacaktı? Davayı almayı kabul etse bile babasını çıkartamayabilirdi, o zaman ne olacaktı? Öleceğim kesindi. Umarım onurumu lekelemeden yaparlar bunu. Odayı gezinmeye başladım. Banyoda duşakabin ve klozet vardı. Dolabın içi boştu. Geri çıktım. Yatağın sağını solunu kontrol ettim, şifonyeri çekip ardını inceledim. Gerektiğinde kendimi koruyabileceğim minicik bir şey bile olurdu. Gidip çalışma masasını asıldım, vidalarına baktım tek tek. Bir vidayı bana saldıran birinin gözüne sokabilirdim bence. Bulamadım bir vida. Sandalyeden de çivi falan çıkmadı. Ne kadar güvenli bir ev. Pencereyi açıp yarı belime kadar sarktım ve dışarıya baktım. Evin etrafında beton bir kısım vardı ama bunun dışında bahçenin geri kalanı çimle ve çiçeklerle süslenmişti. Taş yoldan ulaşılan bir İmparatorluk Ağacının altına masa ve sandalyeler atılmış, oturma alanı yapılmıştı. Havuz asimetrik tasarlanmıştı ve kocamandı. Yüksek duvarların ardı görülmüyordu ve üzeri de tellerle çevriliydi. Hüsranla eve girdim. Yere çöktüm, çökerken başım pencere pervazına çarptı, canım acıdı. Elimi başıma götürüp ağlamaya başladım. Ölecektim burada. Daha hayatımı yaşayamamıştım ama ölecektim. Uzun ağlamalarımda odaya giren biri olduğunu fark etmemiştim. Beni sikseler ruhum duymayacak yemin ederim. Berbat bir hayatta kalma skillim var. Gündüz gördüğüm genç kız, Mahir beni korkutmaya götürüp geri getirirken merdivenin başında dikilen kız gelmişti. Adına Meryem mi demişti acaba? Elinde bir yığın eşya vardı. “Sana kıyafet getirdim. Bir de duş almak istersen diye şampuan ve havlu. Aç mısın? Sandviç falan da getirebilirim,” dedi merhametli bir sesle. Şefkati daha çok ağlamama sebep oldu. Dizlerimi kendime çektim, kollarımı etrafına sardım ve yüzümü oluşan boşluğa kapattım. Adım sesleri yaklaştı, küçük eli saçlarımda gezindi. “Çok üzgünüm.” “Yardım et o zaman,” dedim başımı kaldırıp. Bana tepeden bakıyordu ama fazla yakındı. “Annem çok korkmuştur. Annen vardır senin de, korkmaz mıydı senin için? Sen kaçırılsan delirmez miydi? Söyle bana?” “Ben kaçırılmam,” dedi büyük konuşarak. “Abim bunun için her şeyi yapıyor.” “Ama aynı abin babanı koruyamamış. Baban kendini koruyamamış. Bak işlemediği iddia ettiği bir suç için içeride. O kadar güvenme bence.” Sessiz kaldı. Babasına üzülüyor olmalıydı. “Bak benim ailem böyle şeylere alışık değil. Lütfen bırak beni.” “Olmaz,” dedi sert bir sesle. Başını iki yana salladı. Saçını kulağı ardına sıkıştırdı. “Kıyafetleri giy, duş al. Biraz iyi gelir.” “Şu ortamda bana ne iyi gelebilir sence geri zekalı!” diye bağırdım. Göz bebekleri titredi. Bu kadarcık bir ses yükseltmesinden bile korktu mu yani? “Ne oluyor burada?” diye sesi duyunca ikimizin de bakışları kapıya döndü. Topuklu ayakkabımla kafasını yardığım çakır gözlü dikiliyordu kapıda. “Merve ne yapıyorsun burada?” “Kıyafet falan getirmiştim Çakır abi,” dedi Merve ve kapıya, yanına ilerledi. “İyi, zırt pırt girme yanına, sana bir zarar verir cani.” Ben miydim cani? Çenem acıyor hala attığı tokat yüzünden. Yerimden kalktım, kalçama kadar toplanmış eteğimi düzeltmedim. Masanın ardındaki sandalyeyi aldım elime. “Siktirip git!” diye bağırdım yüzüne. Sonra sandalyeyi kaldırıp üzerilerine koştum. Kendimden bunu beklemiyordum aslında. Odadan çıkarlar ve blöfle kalırım diye ummuştum. Ama korku insana neler yaptırıyor işte. Çakır Merve'yi ardına aldı ve indirdiğim sandalye sırtında parçalandı. Parçalar odanın içine dağıldı. “Lan!” diye bağırdı Çakır. Korkuyla titredim ama yaptığım şey bana bir cesaret vermişti. “Siktim belanı orospu!” “Çakır abi yapma nolur! Nolur yapma abi!” diye zırlamaya başladı Merve. Sandalyenin elimde kalan parçasını da savurdum, Çakır koluyla korudu kendini. “Siktirip git dedim!” diye çığlık attım. Çakır üzerime yürüdü, ensen kökümde ki saçları kavradı. “Bana bak orospu, seni inlete inlete sikerim! Belanı benden bulma. Uslu uslu otur şurada.” Saçlarım kopacakmış gibi acıyordu ama pes etmedim. Gözlerim sulansa da gözlerimi bile kırpmadım karşısında. Beni yere savurdu ve Merve’yi alıp çıktı odadan. Kilidin yuvasında döndüğü sesini duydum. Yerde, fırlatıldığım yerde ağlamaya başladım tekrar. Az önce gözlerinde beni öldürmesine ramak kaldığını an be an görmüştüm. Merve’nin verdiği hiçbir şeyi kullanmadım. Sadece yırtık külotlu çorabımı çıkartıp çöpe attım. Aslında etekle çok zor oluyordu ama onların verdiği hiçbir şeyi istemiyordum. Hem babam beni bir şekilde kurtarırdı. Kapıya polis yığar yine kurtarırdı. Yatağa sızmışım. Uykumdan ne uyandırdı bilmiyorum ama sıçrayarak uyandım. Kapıda sesler duydum, gözlerimi açtım ama kıpırdamadım. Sonra kapım aralandı ve biri girdi içeri. “Hay sikeyim,” dedi öfkeli bir sesle. “Ne oldu burada?” Fısıldıyordu. “Merve hanım kıyafet falan getirdi, Çakır abi de gördü. Merve hanıma buraya gelmemesini salık verirken avukat hanım saldırdı. Çakır abinin sırtında sandalyeyi kırdı.” Güldüğünü işittim. “Avukat fena,” dedi keyifli bir sesle. “Çakır’ın canına ot tıkıyor.” Aynen öyle, ayağını denk al. Yavaşça döndüm, Mahir odadan çıkıyordu. Hızla kalktım yataktan ve koşarak peşinden gittim. Kapıyı kapatmasına fırsat vermeden geri açtım. Şaşkınlığından faydalandım diyebiliriz, yoksa benden çok güçlü. Sırtından iki elimle ittiğimde sendeledi, koridor duvarına çarptı. “Şerefsiz köpek!” diye bağırdım. “Allah belanızı versin! Hepinizin!” Yüzünü bana döndüğünde yaptığıma pişman olmuştum. Beni öldürmeden parçalayıp hala canlıyken parçalarımı köpeklere yedirecekmiş gibi bakıyordu. Kapımı bekleyen adamlar bile gerilmişti. İki bileğimden kavradığı gibi ardımdan birleştirdi ve tek eliyle sabitledi, bedenimi bedenine yasladı. Sonra çenemi kavradı. “Bana bak avukat,” dedi hırıltılı buz gibi bir sesle. Bütün bedenim titredi. “Baktım mafya bozuntusu!” dedim soğuk bir sesle. Sol kaşı üzerindeki yara izinde, geniş alnında, kısık gözlerinde ve kıvrımlı kirpikleri arasından görünen kahve irislerine, hafif kemerli burnunda, ince ama kıvrımlı dudaklarında, kavisli çenesinde gezindi gözlerim. Saçları koyu kahveydi, teni açık bronz. “Günseli!” dedi tane tane. “Sabrımı zorlama. Uslu uslu otur ve başına bir iş gelmesin. Bak ben sabırlı adamımdır ama Çakır değil.” “Köpeğinin tasmasını tutamayacağını mı söylüyorsun?” dedim, güldüm kibirle. Deli gibi korkuyordum. “Bu küstağhlığın, hırçınlığın bana sökmez avukat hanım. Elimde ateş topu tutmaya alışkınım ben. Senin gibi bir ateş parçası yakamaz beni.” Üzerime bir adım attı. Ürperdim. Güçlü bedeni sertti. Bedenime yaslı göğsü tüm üst bedenimi ezecek kadar güçlüydü. Bu adam seni tek eliyle parçalar Günseli, daha fazla göze batma. Zekice planlar yap. Odanın içine girdiğimizde derin bir nefes aldım. Chanel no.5 kokusu doldu burnuma. Biliyorum çünkü en sevdiklerimden. Bir kadının yanından geliyordu Mahir. “Çık odamdan!” dedim hırsla. Çırpındım. Daha sıkı tuttu beni. “Zorlama beni Günseli!” diye bağırdı. “Bırak beni Mahir!” diye bağırdım. Çığlık atmaya başladığımda bıraktı. Geri kaçtım, olabildiğimce uzaklaştım. Şimdi ona vuracak bir sandalyem de yoktu, keşke Çakır’la ziyan etmeseydim. Ama korktuğum gibi olmadı. Mahir kapıyı ardından kapattı ve kilitledi. Yine kalmıştım yalnız. Bölüm Sonu. Çatışma severizzz aşdlsaidş İki alfanın savaşını izleyeceğiz, biz çok keyif aldık siz ne düşünüyorsunuz? Beğenmeyi, yorum yapmayı ve arkadaşlarınıza önermeyi unutmayın!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD