Mahir Salonda yankılanan şangırtı sesiyle kan beynime sıçramıştı. Günseli masadaki her şeyi tek bir hamleyle yerle bir etmiş, arkasına bile bakmadan bahçeye fırlamıştı. Uysal bir kedi beklerken aslan olduğunu ve pençelerini her fırsatta bana geçirmekten zevk aldığını öğrenmiştim. “GÜNSELİ!” diye kükredim. Tam peşinden fırlayacaktım ki annemin eli koluma bir kelepçe gibi dolandı. “Otur yerine Mahir!” dedi annem. Sesi kırılan porselenlerden daha keskindi. “Kızın üzerine gittikçe onu daha fazla delirtiyorsun. Bırak bahçede sakinleşsin.” “Masayı yıktı anne! Benim evimde, benim yüzüme karşı…” “Sen de onun hayatını devirdin.” Dedi annem sakince. “O burada köle değil. Babası babana yardım edecek. El üstünde tutulmalı delirtme kızı. Şimdi o öfkeni yut ve git sen de sakinleş.” Dişlerimi bir

