7.Bölüm

1307 Words
Doğum günü geldiğinde Sevda'nın hayatı bir anda değişti. Sabahın erken saatlerinde başlayan sancılar kısa sürede sıklaşmış, Ayşe ile Havva'nın yardımıyla Sevda hastaneye götürülmüştü. Saatler süren doğumun ardından nihayet bir bebek ağlaması duyuldu. Kızdı. Hemşirenin kucağındaki küçücük bebeği gören Sevda'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. Bütün acısına rağmen yüzünde ilk kez uzun zamandır görülmeyen bir ifade vardı. Bir anne olmuştu. Bebeğini kucağına aldığında titreyen elleriyle onun küçücük yüzüne dokundu. “Ben buradayım,” diye fısıldadı. “Annen burada.” O sırada Mehmet ile Ayşe hastanenin dışında kızlarından gelecek güzel haberi bekliyordu. Fakat o gün eve dönemediler. Ömer, aylardır korktuğu şeyin gerçekleşmesinden endişe ediyordu. Sevda bir gün konuşursa her şey ortaya çıkacaktı. Artık kendi hayatını kurmuştu. Köyün en varlıklı ailelerinden birinin kızıyla evlenmiş, düğününü yapmıştı. Üstelik karısı üçüzlere hamileydi. Gerçeği öğrenirlerse karısının dört ağabeyinin onu yaşatmayacağını biliyordu. Sevda'nın bir gün konuşacağından korkuyordu. Üstelik Mehmet'in kızına sahip çıkması bütün planlarını bozmuştu. Ömer, Sevda'nın kendisine boyun eğeceğini, bir gün gelip onunla evlenmesi için yalvaracağını sanmıştı. Hatta kuma olmayı bile kabul edeceğini düşünmüştü. Merkezde ayrı bir ev tutar, Sevda'yı orada yaşatır, arada yanına giderdi. Ama Mehmet buna izin vermemişti. Kızını korumuş, arkasında durmuştu. Ömer'in en büyük korkusu da buydu. Sevda'nın arkasında artık güçlü bir baba vardı. Bu yüzden kendi kurduğu hayatı korumak için korkunç bir karar verdi. Mehmet ile Ayşe'nin köy yolunda geçirdiği gece, köyde herkes için bir felaket olarak kaldı. Sabah haber geldiğinde kimse ilk başta inanamadı. Sevda'nın annesiyle babası hayatını kaybetmişti. Kazanın nasıl olduğu tam olarak anlaşılamamıştı. Fakat Ömer'in istediği olmuştu. Artık Sevda'nın arkasında onu koruyacak annesi ve babası yoktu. Hastanede bebeğini kucağında tutan Sevda'ya haberi vermek Havva'ya kaldı. Havva'nın yüzü bembeyazdı. Odaya girdiğinde Sevda hemen onun yüzündeki değişikliği fark etti. “Abla?” Havva cevap veremedi. Sevda'nın içine bir korku düştü. “Ne oldu?” Havva'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. “Sevda...” “Ne oldu abla?” Havva yatağın kenarına oturdu ve Sevda'nın elini tuttu. “Annenle baban...” Sevda'nın yüzündeki bütün renk çekildi. “Ne olmuş?” Havva ağlamaya başladı. “Bir kaza olmuş.” Sevda birkaç saniye hiçbir şey anlamadı. “Ne kazası?” Havva başını eğdi. “İkisini de kaybettik.” Sevda'nın elindeki bebeğe bakışları dondu. Sanki odadaki bütün sesler bir anda kesilmişti. “Hayır...” Havva onun elini sıkıca tuttu. “Başın sağ olsun kızım.” Sevda başını iki yana salladı. “Hayır... Babam dün buradaydı.” Sesi gittikçe küçüldü. “Annem de... Annem beni arayacaktı.” Havva sarılmak için yaklaştığında Sevda bir anda ağlamaya başladı. “Ben daha onlara bebeğimi gösterecektim.” Bebeğini göğsüne bastırdı. “Babam torununu görecekti.” Hıçkırıkları arasında konuşmaya çalışıyordu. “Annem daha onu kucağına bile alamadı.” Havva artık kendini tutamıyordu. Sevda'nın yanında günlerce kaldı. Doğumdan yeni çıkmış bedeni zaten güçsüzdü. Şimdi yaşadığı acı bütün bedenine çökmüştü. Birkaç gün sonra köye döndüğünde anne babasının evinin kapısından içeri girmek bile ona ağır geldi. Ama Hayriye'nin ona ayırdığı yer çoktan belliydi. Hayriye kapının önünde duruyordu. Sevda'yı ve kucağındaki bebeği görünce yüzünü buruşturdu. “Ne yapmaya geldin?” Sevda şaşkınlıkla ona baktı. “Abla...” “Bana abla deme.” Sevda'nın gözleri doldu. Hayriye'nin sesi sertti. “Senin yüzünden anne babam öldü.” Havva hemen araya girdi. “Hayriye, kendine gel. Kız daha yeni doğum yaptı.” “Umurumda değil!” Hayriye Sevda'ya baktı. “Senin bu piçin yüzünden evimizde huzur kalmadı. Anne babam da öldü.” Sevda bebeğini daha sıkı tuttu. “Bebeğime öyle deme.” Hayriye küçümseyerek güldü. “Al çocuğunu da git buradan.” Sevda etrafına baktı. Burası yıllarca annesiyle babasının evi olmuştu. Ama artık ona ait değildi. Hayriye devam etti. “İstemiyoruz seni. Seni de çocuğunu da.” Havva öfkeyle karşılık verdi. “Bu kız daha yeni doğum yaptı. Nereye gidecek?” “Beni ilgilendirmez.” “Hayriye!” “Gitsin. Yoksa bu evi başına yıkarım.” Sevda artık tartışacak gücü bile bulamıyordu. Anne babasının ölümünün acısı hâlâ içindeydi. Üstelik doğumdan sonra ayağa kalkmakta bile zorlanıyordu. Bebeğinin birkaç parça eşyasını, kendi kıyafetlerinden birkaçını aldı. Annesinin yıllardır sakladığı küçük bir eşyayı da çantasına koydu. Başka hiçbir şey istemedi. Kapıdan çıkarken bir kez daha arkasına baktı. Çocukluğunun geçtiği ev... Annesinin mutfağı... Babasının oturduğu sandalye... Hepsi arkasında kalıyordu. Sevda gözyaşlarını silip bebeğini göğsüne bastırdı. Sonra Havva'nın desteğiyle evden ayrıldı. Köydekiler onun tamamen gittiğini sandı. Hayriye ise kapının önünde uzun süre arkasından baktı. Sonra içeri girip derin bir nefes aldı. “Çok şükür kurtulduk.” Kendi kendine konuşuyordu. “Gerçekler ortaya çıksaydı benim yuvam dağılacaktı.” Bir süre sustu. Sonra evin ve arazilerin kendisine kaldığını düşünerek yüzünde memnun bir ifade belirdi. “Bütün tarlalar da artık benim.” O sırada Sevda, Havva'nın evine götürülmüştü. Havva ile Ahmet onu kapıda görünce hiç düşünmeden içeri aldılar. Sevda'nın yürümeye bile hâli yoktu. Doğumunun üzerinden henüz çok az zaman geçmişti. Havva onu yatırdı, bebeğini kucağına verdi. “Burada kalacaksın.” Sevda itiraz edecek hâlde değildi. “Abla, size yük olmak istemiyorum.” Havva hemen elini tuttu. “Sen bize yük değilsin.” Ahmet de kapının yanında duruyordu. “Burası senin de evin.” Sevda hiçbir şey söylemeden gözlerini kapattı. Yaklaşık bir hafta boyunca evden hiç çıkmadı. Geceleri bebeği uyurken hep anne babasına ağlıyordu bu hayattaki en büyük dayanağı anne babasını kaybetmişti. Geriye sadece bebeği kalmistiBütün dünyası bebeğiydi. Bazen saatlerce onu kucağında tutuyor, bazen uyurken yüzünü seyrediyordu. Bir gün bebeğinin yüzüne bakarken fısıldadı: “Senin adın Aydan olsun.” Havva gülümsedi. “Aydan mı?” Sevda başını salladı. “Annemle babamı hatırladığımda seni de hatırlamak istiyorum. Sen benim hayatımda kalan en güzel şeysin.” Bebeğini öptü. “Aydan.” O sırada Ahmet de bebeğin yanına yaklaşıp onun kulağına adını okudu. “Adın Aydan olsun küçük kız.” Sevda onları izlerken gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. Havva ise bir süre sessiz kaldı. Sonra akşam Ahmet'le baş başa kaldığında içindeki korkuyu dile getirdi. “Ahmet'im, ne yapacağız biz bu kızı?” Ahmet karısına baktı. “Ne demek ne yapacağız?” “Bırakamayız onu.” Havva'nın gözleri dolmuştu. “Anne babası yok. Bebeğinin kimliği bile yok. Parasız, yersiz yurtsuz kaldı. Buraları bırakıp nereye gidecek? Yer bilmez, iz bilmez.” Ahmet sessizce düşündü. Havva devam etti. “Burada da kalamaz. O Hayriye bu kıza da bebeğine de rahat vermez.” Bir süre sustu. “Bir de düşün Ahmet... Bunu Sevda'ya yapan kişi bizim içimizden biri. Ya tekrar kıza zarar verirse?” Ahmet'in yüzü ciddileşti. Haklıydı. Sevda'nın başına gelenler tesadüf değildi. Birileri onu susturmak istemişti. Ahmet bir süre düşündükten sonra yavaşça konuştu. “Aslında benim aklımda bir şey var.” Havva ona baktı. “Ne?” “Benim çalıştığım malikânenin sahibi var ya... Ateş Özmen.” Havva sessizce dinledi. “Onunla konuşsam?” “Ateş Bey'le mi?” “Evet.” Ahmet başını salladı. “Çok iyi bir adamdır. Ben yıllardır yanında çalışıyorum. Kimseyi ezmez, kimseye haksızlık etmez. Üstelik bir süredir malikânede yardımcı arıyorlardı.” Havva'nın gözleri doldu. “Sevda için mi düşünüyorsun?” “Evet.” Ahmet devam etti. “Eğer kabul ederse Sevda orada hem çalışır hem kalacak bir yeri olur. Bebeğiyle birlikte güvenli bir yerde yaşar.” Havva derin bir nefes aldı. “Ya kabul etmezse?” “Bilmiyorum.” Ahmet karısının elini tuttu. “Ama konuşmadan bilemeyiz.” Bir an durdu. “Ben gündüzleri zaten oradayım. Sevda'nın başında da olurum. Ateş Bey güvenilir bir adam. Kızın kimsesiz kalmasına izin vermez.” Havva'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. “Umarım kabul eder.” Sonra odada uyuyan Sevda'ya baktı. “Bu kızın daha başına ne kadar kötülük gelecek?” Ahmet karısının omzuna elini koydu. “Belki de bundan sonrası kötü olmayacak.” Havva ona baktı. “Nasıl?” “Çünkü artık yalnız değil.” Ahmet odadaki Sevda'ya baktı. “Biz varız.” Bir süre sonra Havva başını salladı. “Öyleyse yarın konuş onunla.” Ahmet kararlı bir şekilde cevap verdi. “Konuşacağım.” O gece Sevda, yanında küçücük Aydan'la uyuyordu. Anne babasını kaybetmişti. Evinini kaybetmişti. Köyünü terk etmek zorunda kalmıştı. Ama henüz bilmiyordu... Hayatının bundan sonraki kısmının, hiç tanımadığı bir adamın malikânesinde yeniden başlayacağını.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD