Ertesi sabah Ateş işe gitmedi.
Sevda ise Ateş’in her zamanki gibi erkenden işe gittiğini düşünüyordu. Kahvaltı hazırlıkları başlamadan önce onun odasını toparlamak için yukarı çıktı. Evlilik teklifini kabul etmiş olsa da henüz hiçbir şey değişmemiş gibiydi onun için. Hâlâ evin işlerine yardım ediyor, odaları topluyor, kendisini bu evin hizmetlisi gibi görmeye devam ediyordu.
Kapıyı çalmadan içeri girdi.
— Ateş Bey...
Cevap gelmeyince odanın boş olduğunu düşündü.
Tam yatağın üzerini düzeltmek için birkaç adım atmıştı ki banyodan gelen sesle başını çevirdi.
Ateş dışarı çıktı.
Duştan yeni çıkmıştı. Belinin altında bir havlu vardı. Üstü çıplaktı. Saçlarından süzülen su damlaları, boynundan aşağıya, kaslı göğsüne doğru ilerliyordu.
Sevda bir anda olduğu yerde kaldı.
Gözleri kocaman açıldı.
Bir saniye boyunca ne yapacağını bilemedi.
Sonra hızla arkasını döndü.
— Hıı!
Ağzından çıkan küçük çığlıkla birlikte yüzü kıpkırmızı oldu.
Ateş ise kendini tutamayıp kahkahayı bastı.
— Sevda!
— Ben... Ben bilmiyordum!
Sevda hâlâ arkasını dönmüş, ellerini birbirine kenetlemişti.
— Sizi... işe gittiniz sandım. Kahvaltıya da aşağıya inersiniz diye...
Kelimeleri birbirine karışıyor, ne söyleyeceğini bilemiyordu.
Ateş gülümseyerek ona doğru yürüdü.
Sevda ne olduğunu anlamadan Ateş arkasından yaklaşıp onu incitmeden, sıkmadan sarıldı.
Sevda ikinci kez şok oldu.
Olduğu yerde kaskatı kesildi.
Ateş, kulağının yanında gülümseyerek konuştu.
— Dün Ateş olmuştum, bugün yine Bey mi oldum oğlum?
Sevda şaşkınlıkla yutkundu.
— Şey... Ben alışkanlık...
Yüzü artık ateş gibi yanıyordu.
Ateş, onun ne kadar utandığını fark edince hemen geri çekildi.
— Bekle Sevdam.
Hiç zorlamadan yanından ayrıldı ve giyinme odasına geçti.
Sevda ise olduğu yerde kalmış, başını önüne eğmişti.
Az önce yaşananları düşündükçe yüzü daha da kızarıyordu.
Birkaç dakika sonra Ateş giyinip odadan çıktı.
Sevda hâlâ aynı yerdeydi.
Başını kaldırmaya bile utanıyordu.
Ateş onun karşısında durdu.
— Sevdam...
Sevda yavaşça başını kaldırdı.
Ateş gülümsedi.
— Niye utanıyorsun?
Sevda cevap veremedi.
Ateş yumuşak bir sesle devam etti:
— Artık burası senin de odan olacak. Burada birlikte kalacağız. Korkma Sevda. Sen istemeden sana hiçbir şey yapmam. Bunu sana daha önce de söyledim.
Sevda başını salladı.
— Ben... siz işe gittiniz sanmıştım.
Ateş gülümsedi.
— Gitmedim, güzelim.
— Neden?
— Çünkü bugün hastaneye gideceğiz.
Sevda şaşkınlıkla baktı.
— Hastaneye mi?
— Evet. Nikâh işlemlerini başlatacağız.
Sevda'nın gözleri biraz daha açıldı.
Ateş sanki çok sıradan bir şey söylüyormuş gibi devam etti:
— Bir haftaya düğünümüz var. Daha yapacak çok işimiz var. Gelinlik alacağız, alışveriş yapacağız...
Sevda'nın gözleri kocaman oldu.
— Ne gelinliği, Ateş Bey?
Ateş kaşlarını kaldırdı.
— Bey demek yoktu hani?
Sevda yine kızardı.
— Alışkanlık...
Ateş gülümsedi.
— Hadi bakalım, alış yavrum.
Sevda ellerini birbirine kenetledi.
— Ama... benim için gelinlik olmaz ki.
Ateş'in yüzündeki gülümseme biraz yavaşladı.
— Neden olmasın?
Sevda başını eğdi.
— Benim çocuğum var artık. Benden geçti.
Bunu söylerken içinde küçücük bir sızı oluştu.
Aslında içinden geçen bambaşka bir şeydi.
Keşke ben de gelinlik giyebilsem...
Ama bunu söylemeye utanıyordu.
Ateş onun yüzüne baktı. Sonra yumuşak bir sesle konuştu.
— Sevdam...
Sevda başını kaldırdı.
— Sana da gelinlik alınacak, Aydan'a da.
Sevda şaşkınlıkla baktı.
Ateş gülümsedi.
— Kızımız, annesiyle babasının düğününü görecek. Öyle değil mi?
Sevda'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Aydan'ın adını duyunca gözlerinin içi güldü.
Ateş de o gülümsemeyi görünce dayanamadı.
— İşte... Şöyle gül.
Sevda hafifçe başını eğerek gülümsedi.
Ateş onun yüzüne birkaç saniye baktı.
Sonra aklına başka bir şey gelmiş gibi sordu:
— Gökhan'a da damatlık alalım mı?
Bu kez Ateş'in kendi içi eridi.
Sevda'nın yüzünde sıcacık bir gülümseme oluştu.
— Alalım.
Ateş gülümsedi.
— O zaman tamam. Kızımız annesiyle babasının düğününü görecek, oğlumuz da damatlığıyla yanımızda olacak.
Sevda'nın gözleri doldu.
Daha dün evlenmeyi kabul etmişti.
Bugün ise karşısında düğününden, gelinliğinden, çocuklarından söz eden bir adam vardı.
İlk kez bu düşünce ona korkutucu gelmiyordu.
Ateş, Sevda’nın yüzündeki gülümsemeye bakarak ona biraz daha yaklaştı.
— Şimdi bak güzelim...
Sevda başını kaldırıp ona baktı.
— Düğünümüz bir haftaya olacak. Ama biliyorum, sen dinine bağlı bir kadınsın. İstersen bu akşam imam nikâhımızı da kıydıralım. Olur mu? İster misin?
Sevda’nın yüzünde utangaç bir gülümseme oluştu.
Başını eğdi.
— Olur, Ateş Bey...
Daha cümlesini tamamlayamadan Ateş elini hafifçe onun ağzına koydu.
— Bey yok.
Sevda şaşkınlıkla ona baktı.
Ateş gülümseyerek elini çekti.
— Sadece Ateş. Ben de sana Sevda Hanım derim.
Sevda’nın yanakları yeniden kızardı.
— Sevda Hanım mı?
— Evet.
Sevda istemsizce güldü.
— Çok resmî oldu.
Ateş de güldü.
— O zaman Sevdam derim.
Sevda gözlerini kaçırdı.
— O daha güzel.
İkisi de gülümsedi.
Sevda hem utanıyor hem de içindeki mutluluğu saklayamıyordu.
Ateş odanın içinde etrafına bakındı.
—Sevdam, odamıza iyi bak. Alışverişe de çıkacağız. Bu odada ne varsa değişecek. Her şey senin sevdiğin şekilde olacak.
Sevda şaşkınlıkla etrafa baktı.
— Benim sevdiğim şekilde mi?
— Evet. Burası artık senin de odan. Sen nasıl rahat edeceksen, nasıl güzel hissedeceksen öyle olacak.
Sevda biraz çekinerek konuştu.
— Şey... Aydan da bu odada yanımızda kalsa... O çok küçük daha.
Ateş hiç düşünmeden başını salladı.
— Sevdam, bunu söylemene bile gerek yok. Kızımız zaten yanımızda kalacak.
Yatağın yanındaki boş alanı gösterdi.
— Bak, beşiğini şuraya koyarız.
Sevda'nın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
Ateş devam etti:
— Ama kızımın odası da yapılacak. Ne zaman senin için rahat olursa, o zaman kendi odasında uyur. Acelemiz yok. O zamana kadar da odasında oyuncakları olur, orada oynatir. İstediği gibi vakit geçirirsin
Sevda'nın gözleri doldu.
Ateş'in Aydan'dan “kızım” diye söz etmesi hâlâ kalbine dokunuyordu.
— Teşekkür ederim...
Ateş gülümsedi.
— Teşekkür etmek yok.
Sevda şaşkınlıkla baktı.
— Neden?
Ateş hafifçe gülerek cevap verdi:
— Kocaya teşekkür edilmez.
Sevda'nın yüzü bir anda kızardı.
— Daha kocam olmadın ki...
Ateş kahkahayla güldü.
— O da bu akşamdan sonra hallolur.
Sevda da dayanamayarak güldü.
Odanın içinde ilk kez bu kadar rahat, bu kadar sıcak bir neşe vardı.
Ve Sevda, o an bu odanın gerçekten kendisinin de odası olabileceğine ilk kez inandı.
Tam tersine...
İçinde, yıllardır hiç hissetmediği kadar sıcak bir heyecan vardı.