13.Bölüm

969 Words
Sevda, sabah işlerini bitirdikten sonra bir süre evin içinde dolaştı. Aklında Havva ablası vardı. Dün Ateş’le yaptığı konuşmadan sonra onunla mutlaka yüz yüze konuşmak ona danışmak istiyordu. Telefonun başına geçip Havva’nın numarasını çevirdi. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra Havva’nın sesi duyuldu. “Efendim?” “Havva abla, benim. Sevda.” “Sevda kuzum, ne oldu?” Sevda bir an sustu. “Abla... seninle görüşmek istiyorum.” Havva’nın sesi hemen değişti. “Hayırdır kızım?” “Önemli bir konu var. Ama telefonda konuşmak istemiyorum. Seninle yüz yüze konuşmam lazım.” “Ne oldu Sevda?” “Bir şey olmadı abla. Merak etme, iyiyiz.” “Aydan nasıl?” “İyi. O da iyi.” Havva biraz rahatlamıştı ama merakı geçmemişti. “E o zaman söyle bakalım, ne var?” Sevda hafifçe gülümsedi. “Telefonda olmaz abla. Sen gelirsen anlatırım.” “Sen köye mi geleceksin?” Sevda bir an durdu. “Ben köye gelmek istemiyorum aslında. Hem... Ateş Bey’den izin alabilir miyim, onu da bilmiyorum.” Havva hiç düşünmeden cevap verdi. “Sen gelme kuzum, ben gelirim.” “Gerçekten gelir misin?” “Gelirim tabii. Ben de seni çok özledim. Aydan’ı görmeyeli aylar oldu. Yarın gelirim.” Sevda’nın yüzü aydınlandı. “Tamam abla. Seni beklerim.” “İyi, ama şu ‘önemli bir konu var’ lafını da unutma. Şimdi daha çok merak ettim.” Sevda güldü. “Yarın anlatacağım.” “Tamam kuzum. Yarın görüşürüz.” “Görüşürüz abla.” Telefonu kapattıktan sonra Sevda derin bir nefes aldı. Şimdi sıra Ateş’ten izin istemeye gelmişti. Bir süre düşündükten sonra onu bulmak için dışarı çıktı. Ateş, bahçede Gökhan’la ilgileniyordu. Sevda birkaç adım uzakta durdu. Ateş onu görünce başını kaldırdı. “Sevda, bir şey mi oldu?” “Yok beyim. Bir şey söyleyecektim.” Ateş, Gökhan’a baktı. “Oğlum, sen biraz şu tarafta oyna. Ben Sevda’yla konuşacağım.” Gökhan başını sallayıp uzaklaşınca Ateş yeniden Sevda’ya döndü. “Ne oldu?” Sevda ellerini önünde birleştirdi. “Ben... Havva ablayla görüşmek istiyorum.” Ateş başını hafifçe salladı. “Havva mı?” “Evet beyim. Az önce aradım. Yarın buraya gelmek istiyor.” “Gelsin. Ahmet de burada zaten. Görüşmenizde bir sakınca yok.” Sevda birkaç saniye sessiz kaldı. Ateş onun yüzüne baktı. “Başka bir şey mi var?” “Yok beyim.” “E o zaman?” Sevda çekinerek konuştu. “Sizden izin istemek için geldim.” Ateş’in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. “Sevda, Havva’yı tanıyorum. Ahmet de yıllardır yanımda çalışıyor. Havva’nın buraya gelmesinde neden bir sakınca olsun?” Sevda başını eğdi. “Bilmiyorum beyim. Yine de size söylemek istedim. Çünkü burası sizin eviniz.” Ateş birkaç saniye ona baktı. “İyi yapmışsın. Ama artık burası senin de evin, Sevda.” Sevda başını kaldırdı. “Yani... gelebilir mi?” “Tabii ki gelebilir.” Sevda bir an öylece Ateş’in yüzüne baktı. Ateş gülümsedi. “Ne oldu?” Sevda mahcup bir şekilde cevap verdi. “Ben de cevabınızı bekliyordum.” Ateş kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Cevabımı mı?” Sevda başını salladı. “Evet.” Ateş kısa bir kahkaha attı. “Ben de sana ‘gelmesin’ diyeceğimi sandın galiba.” Sevda hemen gözlerini kaçırdı. “Öyle demedim beyim.” “Demesen de yüzünden belli.” Sevda istemsizce gülümsedi. “Alışmışım.” Ateş’in gülümsemesi biraz daha yumuşadı. “Sevda, Havva yarın istediği gibi gelsin. Sen de onunla istediğin kadar konuş. Bunun için benden çekinmene gerek yok.” Sevda başını salladı. “Teşekkür ederim beyim.” Ateş ona bakarken bir an sustu. “Bir de...” Sevda yeniden ona baktı. “Efendim?” “Bundan sonra her şeyi benden izin almak zorunda olduğun için yapıyormuşsun gibi hissetmeni istemiyorum.” Sevda cevap vermedi. Ateş sakin bir sesle devam etti. “Senin de kendi hayatın, kendi kararların var. Ben sadece sana saygı duyduğumu bilmeni istiyorum.” Sevda’nın gözleri dolacak gibi oldu ama gülümsedi. “Tamam beyim.” Sevda birkaç adım geri çekildi. “Ben o zaman işlerime bakayım.” “Tamam.” Sevda arkasını dönüp yürümeye başladı. Birkaç adım sonra Ateş seslendi. “Sevda.” Sevda dönüp baktı. “Efendim beyim?” Ateş ona bakarak konuştu. “Ben senin evlilik için karar verdiğini, kabul ettiğini sandım.” Sevda gözlerini yere indirdi. “Beyim... kabul etmekten başka çarem yok ki. Aydan daha beş aylık. Kimliği yok. Siz olmasanız ben kızımı hastalandığında doktora bile götüremem.” Ateş bir süre sustu. “Sevda, kendini mecbur hissetme bana.” Sevda başını kaldırdı. Ateş devam etti. “Ben seni Aydan için istemiyorum. Seni... sen olduğun için istiyorum.” Sevda’nın gözleri doldu. Ateş biraz yaklaştı. “Ben sana âşık oldum, Sevda. Bunu bil yeter.” Sevda şaşkınlıkla ona baktı. Gözlerinden sessizce yaşlar süzülmeye başladı. “Senin çekincelerini anlıyorum. Ama rahat ol. Nikâh olunca ben değişmem. Aydan’ı şimdi nasıl seviyorsam öyle seveceğim. O benim kızım olacak.” Sevda dudaklarını birbirine bastırdı. “Senin de Gökhan’a iyi bir anne olacağına inanıyorum.” Ateş bir an durdu. “Bir de... korkma. Sen istemediğin sürece sana yaklaşmam. Sana zorla dokunmam. Ama beni sev diye elimden geleni yaparım.” Sevda ağlayarak fısıldadı: “Ben bir erkeği nasıl seveceğimi bilmiyorum ki, beyim. Anne babam dışında kimse sevmedi beni.” Ateş’in bakışları yumuşadı. “Ben severim, Sevda.” Sevda ona baktı. “Sen yeter ki bana bir şans ver. Gerisini ben hallederim.” Bir süre ikisi de konuşmadı. Tam o sırada Gökhan yanlarına geldi. “Sevda abla...” Sevda hemen gözlerini sildi. “Ne oldu kuzum?” “Acıktım.” Sevda gülümsedi. “Canın ne istiyordun kuzum? Hazırlayayım.” “Makarna istiyorum ama Aydan’ı da getir. O benim kardeşim. Beraber yiyelim.” Ateş gülümseyerek oğluna baktı. “Aslanım, Aydan daha küçük. Öyle yemek yiyemez ki. Biraz daha büyüsün.” Gökhan hiç düşünmeden: “Ama kardeşim.” “Evet,” dedi Ateş gülerek. “Kardeşin.” Sevda onları izlerken gözleri yeniden doldu. Bu kez içindeki duygu korkudan çok başka bir şeye benziyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD