Sevda gözlerini yavaşça açtığında ilk gördüğü annesinin yüzü oldu.
Ayşe hemen kızının elini tuttu.
— Kızım...
Sevda annesine baktı. Birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalıştı.
— Anne... Neredeyim ben?
— Hastanedeyiz yavrum.
Sevda gözlerini kapattı.
— Ben...
Sesi titredi.
— Ne oldu?
Ayşe'nin gözleri yeniden doldu.
— Korkuttun bizi kızım.
Sevda başını çevirdi. Babasını da görünce gözleri doldu.
— Baba...
Mehmet yatağın yanına yaklaştı.
— Buradayım kızım.
Sevda bir süre babasının eline baktı.
— Neden hastanedeyim Ben neden ölmedim?
Ayşe cevap vermekte zorlandı.
Mehmet karısına baktı. Sonra kızının elini tuttu.
—Allah korusun kızım hemsöylememiz gereken bir şey var.
Sevda'nın yüzü gerildi.
— Ne?
Ayşe kızının saçlarını okşadı.
— Korkma. Şimdi seni üzmek istemiyoruz.
Sevda gözlerini annesine çevirdi.
— Söyle anne.
Ayşe derin bir nefes aldı.
— Kızım... Sen hamilesin.
Sevda bir anda dondu.
— Ne?
— Hamilesin yavrum.
Sevda'nın gözleri büyüdü.
— Ben...
Elini yavaşça karnının üzerine koydu.
— Gerçekten mi?
Mehmet başını salladı.
— Doktor öyle söyledi.
Sevda'nın gözleri doldu.
— Bebek...
Ayşe hemen elini tuttu.
— Bebeğin kalbi atıyor kızım.
Sevda'nın dudakları titredi.
— Yaşıyor mu?
— Evet.
Sevda gözlerini kapattı. Birkaç damla yaş yanağından süzüldü.
— Ben... bilmiyordum.
Mehmet kızının elini sıktı.
— Bundan sonra ne olursa olsun yalnız değilsin.
Sevda ağlamaya başladı.
— Baba, ben ne yapacağım?
— Ne yapacaksan beraber yapacağız.
Ayşe kızının alnından öptü.
— Sen bizim kızımızsın. Bu çocuk da bizim torunumuz. Önce sen toparlanacaksın.
Sevda annesine sarıldı.
— Anne...
Ayşe onu sıkıca kucakladı.
— Buradayım yavrum.
---
Bir süre sonra Ayşe ile Mehmet dışarı çıktığında Havva içeri girdi.
Sevda'nın yanına oturdu.
— Nasılsın kuzum?
— Kafam çok karışık.
Havva elini tuttu.
— Ne yapacaksın diye düşünüyorsun, değil mi?
Sevda başını salladı.
Havva yumuşak bir sesle konuştu.
— Bak, babasız bir bebek büyütmek zor olabilir. Bunu inkâr etmiyorum. Ama sen yalnız değilsin. Ben yanındayım. Annenle baban da yanında. Ne karar verirsen ver, seni yalnız bırakmayacağız.
Sevda gözlerini karnına indirdi.
— Abla...
Bir süre sustu.
— Ben Allah'ın verdiği canımı kıymayı göze aldım. Ama o masum, günahsız bebeğe kıyamam.
Havva'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Kıyma kuzum. Belki de o çocuk sana huzur, bereket getirir. Belki hayatının en güzel yanı olur. Nereden bileceksin?
Sevda sessizce ağladı.
Havva bir süre sonra dayanamayarak sordu:
— Söyle be artık Sevda... Kim yaptı bunu sana?
Sevda'nın yüzü gerildi.
— Ne önemi var abla?
— Olur mu öyle şey? Güzel bacım, şikâyetçi ol. Sana bunu yapan adam sürünsün içeride.
Sevda gözlerini kaçırdı.
Ömer'i söylerse ne olacağını düşündü.
Hayriye'nin yuvası bozulacaktı.
Cemal ile babasının arası açılacaktı.
Ali daha küçüktü.
Sevda yine herkesi düşünüyordu.
— Yok abla, dedi sessizce.
Havva onun yüzüne baktı. Daha fazla zorlamadı.
— Peki kuzum.
Sonra gülümseyerek konuyu değiştirdi.
— Hem benim Erdem'imle büyürler beraber. Belki kız olursa kapını çalarım, "Gelinimi istemeye geldim," derim.
Sevda'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Daha doğmadan gelin ettin çocuğu.
Havva güldü.
— Ne yapayım? Erdem'i şimdiden hazırlayayım.
Sevda da hafifçe güldü.
O an için ilk defa içindeki ağırlık biraz olsun hafiflemişti.
---
Akşam saatlerinde Ayşe, Mehmet ve Sevda eve döndüler.
Sevda odasına geçip dinlenirken Ayşe mutfakta yemek hazırlamaya başladı.
Mehmet salonda sessizce oturuyordu.
Tam o sırada Hayriye geldi.
— Baba, Sevda nasıl?
Mehmet yüzüne baktı ama cevap vermedi.
Ayşe mutfaktan çıktı.
— İyi değil kızım. Çok yorgun. Biraz dinleniyor.
Hayriye başını salladı.
— Zavallı...
Sesi üzgün çıkıyordu ama yüzündeki ifade gerçek değildi.
Bir süre sonra Sevda'nın hamile olduğunu duyunca yüzü bir anda değişti.
— Hamile mi?
Ayşe başını salladı.
— Evet.
Hayriye birkaç saniye sustu.
Sonra ağzından öfkeyle çıktı:
— Olmaz! Aldıracaksınız o piçi! Kimden olduğu da Allah bilir!Elalem ne der nasıl bakarız milletin yüzüne
Salondaki hava bir anda değişti.
Mehmet yavaşça ayağa kalktı.
Hayriye ne olduğunu anlamadan babasının karşısında buldu kendini.
Mehmet'in eli kalktı ve Hayriye'nin yanağına sert bir tokat indi.
Ayşe şaşkınlıkla,
— Mehmet!
dedi.
Mehmet ilk kez kızına böyle öfkelenmişti.
— Allah'ın verdiği canı sadece Allah alır!
Hayriye yanağını tutarak babasına baktı.
Mehmet'in sesi titriyordu.
— Ben kızımı sana emanet ettim. Gittim. Döndüğümde olanlar ortadaydı. Sen sahip çıksaydın bacına! Niye o gece hiç gelmedin Hayriye niye sevdaya bakmadın.Nasıl görmedin kimin girdiğini evler karşı karşıya fısıldassak duyuluyor ordan
Hayriye hemen savunmaya geçti.
— Ben kimi eve aldı da ne bileyim ben? Sevda kendi kendine...
Mehmet'in eli bir kez daha kalktı.
İkinci tokattan sonra Hayriye susup kaldı.
Mehmet'in gözleri dolmuştu ama sesi hâlâ sertti.
— Bu güne kadar senin hakkında Sevda'ya tek kelime etmedim. Ne yaptığını bilsem de sana laf getirmedim. Ama bir daha kardeşinin çocuğuna dil uzatırsan, seni karşıma alırım.
Hayriye'nin gözleri doldu.
— Baba...
— Yeter!
Mehmet kapıyı gösterdi.
— Defol git evimden, Hayriye.
Hayriye birkaç saniye babasına baktı.
Sonra başını eğip sessizce kapıya yöneldi.
Ayşe ise olduğu yerde kalmış, gözyaşları içinde kocasına bakıyordu.
Mehmet derin bir nefes aldı.
— Kızımın bundan sonra çekeceği tek bir acıya daha izin vermeyeceğim.