11.Bölüm

1444 Words
Ateş arabayı malikânenin önüne yanaştırdığında Sevda hâlâ Aydan’ı kucağında sıkıca tutuyordu. Bebeğin yüzü ateşten kızarmıştı. Ateş hemen arabadan indi. — Ver bana biraz. Sen de rahat otur. Sevda tereddüt etti ama sonra Aydan’ı dikkatlice Ateş’e verdi. Ateş bebeği kucağına alırken yüzündeki endişe daha da belirginleşti. — Hadi kızım… biraz sabret. Sevda arka koltuğa oturdu. Ateş direksiyona geçti ve hiç vakit kaybetmeden hastaneye doğru sürdü. Sevda yol boyunca Aydan’a bakıp durdu. — Ya bir şey olursa? Ateş gözlerini yoldan ayırmadan konuştu. — Olmayacak. — Ama çok ateşi var. — Biliyorum. O yüzden hastaneye gidiyoruz zaten. Sevda ellerini birbirine kenetledi. — Ben çok korkuyorum. Ateş bu kez ona baktı. — Sevda, seni anlıyorum. Sevda gözlerini kaldırdı. — Anlayamazsınız beyim. Ateş kısa bir süre sustu. — Anlarım. Sevda şaşkınlıkla ona baktı. — Ben de Gökhan’ı tek başıma büyüttüm. Sevda sessizleşti. Ateş devam etti. — Bakıcısı vardı tabii. Ben çalışıyordum, her zaman yanında olamazdım. Ama Gökhan’ın yanında hep ben oldum. Hastalandığında, ilk adımını attığında, ilk kelimesini söylediğinde… Her şeyinde yanında olmaya çalıştım. Sevda sessizce dinliyordu. Bir süre sonra dayanamayarak sordu: — Annesi nerede? Ateş’in yüzündeki ifade değişti. Gözlerini bir an yoldan ayırmadan derin bir iç çekti. — Gitti. Sadece bunu söyledi. Sevda, Ateş’in daha fazla konuşmak istemediğini anladı. Başka bir şey sormadı. Ateş de konuyu uzatmadı. — Onun başına bir şey gelecek diye geceleri uyuyamadığım çok oldu. Çocuk hastalandığında insanın aklına bin türlü şey geliyor. Hele yanında başka kimse yoksa… Sevda’nın gözleri yeniden doldu. Ateş yumuşak bir sesle konuştu. — O yüzden korkunu küçümsemiyorum. Ama şu an Aydan için yapabileceğimiz en doğru şeyi yapıyoruz. Sevda başını salladı. — İnşallah. — İnşallah. Hastaneye vardıklarında Ateş hemen içeri girdi. Durumu anlatır anlatmaz Aydan’ı muayeneye aldılar. Kimlik meselesi konusunda Sevda’nın korktuğu gibi bir sorun çıkmadı. Ateş’in tanınan ve güçlü bir iş insanı olması sayesinde hastanedeki işlemler hızla ilerledi. Sevda bir kenarda ellerini ovuştururken Ateş bütün işlemleri takip etti. Bir süre sonra doktor yanlarına geldi. — Endişe etmeyin. Ateşi yüksek ama gerekli müdahaleyi yaptık. Bir süre burada gözlem altında tutacağız. Sevda derin bir nefes aldı. — İyi olacak mı? — Şu an için ciddi bir durum görünmüyor. Takip edeceğiz. Sevda’nın gözlerinden yaşlar süzüldü. — Çok şükür… Ateş onun omzuna hafifçe dokundu. — Duydun. Şimdilik korkulacak bir şey yok. Sevda başını salladı. Bir süre sonra doktor ilaçları yazdı. Sevda reçeteye baktı. — Ben… bunları alırım. Ateş hemen elini uzattı. — Ver. — Olmaz beyim. Benim param var. Ateş ona baktı. — Sevda. — Gerçekten var. — Biliyorum. Reçeteyi aldı. — Ama sen kendi paranı Aydan’ın ilacına harcayacağım diye düşünmeyeceksin. Ben alacağım. Sevda başını eğdi. — Ama… — Ama yok. Ateş sakin bir şekilde devam etti. — Sen zaten burada çalışıyorsun. Kazandığın para senin. Onu biriktir, Aydan’ın ihtiyaçlarına harca. Bu ilaçları da ben alırım. Sevda mahcup oldu. — Teşekkür ederim. — Teşekkür edecek bir şey yok. Ateş dışarı çıkıp ilaçları aldı. Geri döndüğünde Sevda hâlâ Aydan’ın başındaydı. Ateş bebeği bir süre kendi kucağına aldı. Aydan’ın ateşi biraz düşmüştü. — Bak, biraz rahatladı. Sevda bebeğin yüzüne baktı. — Evet. Ateş Aydan’ın küçücük elini tuttu. — Sen anneni de korkuttun küçük hanım. Sevda ilk kez hafifçe gülümsedi. Ateş bunu görünce ona baktı. — İşte böyle. — Ne? — Gülünce daha güzel oluyorsun. Sevda hemen gözlerini kaçırdı. Ateş de konuyu uzatmadı. Bir süre sessizce Aydan’ı kucağında tuttu. Sevda onu izliyordu. Ateş’in bebeği tutuşunda garip bir güven vardı. Sanki Aydan kendi çocuğuymuş gibi dikkatli davranıyordu. Sevda dayanamayarak sordu: — Siz Gökhan’ı da böyle mi büyüttünüz? Ateş’in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. — Evet. — Hiç kolay olmamıştır. Ateş gözlerini Aydan’dan ayırmadı. — Değildi. Bir süre sessiz kaldı. Sevda, biraz önce annesini sorduğunda Ateş’in yüzündeki değişikliği hatırladı. Daha fazla kurcalamak istemedi. Ateş de geçmişinden bahsetmedi. Sadece Aydan’ın küçücük elini avucunun içinde tuttu. Sevda sessizce yanında oturdu. Ateş bir süre sonra ona baktı. — Sen de korkuyorsun, biliyorum. Sevda gözlerini kaldırdı. — Çok. — Korkabilirsin. Ama yalnız değilsin. Sevda hiçbir şey söylemedi. Ateş devam etti. — Aydan şu an burada. Sen yanındasın. Ben yanındayım. Doktorlar ilgileniyor. Şimdilik buna bak. Sevda derin bir nefes aldı. — Sağ olun. Ateş Aydan’ı ona uzattı. — Al kızını. Sevda bebeğini kucağına aldı. Ateş ayağa kalktı. — Biraz daha burada kalacağız. Ateşi tamamen düşsün, sonra eve döneriz. Sevda başını salladı. Ateş yanındaki sandalyeye oturdu. O gece ilk defa Sevda, bütün yükü tek başına taşımadığını hissetti. Ve Ateş de karşısındaki genç kadına baktığında, onun yalnızca malikânesinde çalışan bir kadın olmadığını düşünmeye başlamıştı. Aydan’ın ateşi gece boyunca birkaç kez kontrol edildi. Sevda bir an olsun başından ayrılmadı. Ateş de bütün gece hastanede onun yanında kaldı. Sabaha karşı doktor yeniden kontrol ettiğinde Aydan’ın ateşinin iyice düştüğünü söyledi. Sevda derin bir nefes aldı. — Çok şükür… Ateş de ilk kez o gece rahat bir nefes aldı. — Hadi artık eve gidelim. Sevda başını salladı. Aydan’ı kucağına aldı. Ateş de onların yanından ayrılmadan hastaneden çıkardı. Sabaha karşı malikânenin önüne geldiklerinde Feride Hanım onları bekliyordu. Gece boyunca oğlundan haber almıştı ama yine de içi rahat etmemişti. Ateş arabayı durdurur durdurmaz yanlarına geldi. — Oğlum, Aydan nasıl? Sevda bebeği kucağında tutuyordu. — İyi anne, çok şükür. Ateşi düştü. Feride Hanım derin bir nefes aldı. — Çok şükür. Sonra ellerini uzattı. — Ver bakayım şu küçük kızı. Sevda Aydan’ı dikkatlice Feride Hanım’a verdi. Feride Hanım bebeğin yüzüne baktı, alnını kontrol etti. — Çok şükür, ateşi gerçekten düşmüş. Sonra Sevda’ya dönüp gülümsedi. — Sen de artık biraz dinlen kızım. Feride Hanım Aydan’ı odasına götürdü. Küçük bebeği dikkatlice yatağına yatırdı, üzerini örttü. Sevda da arkasından odaya girdi. Ateş ise ilk kez Sevda’nın odasına giriyordu. Gözleri odanın içinde dolaştı. Yatağın yanında bebeğin beşiği yoktu. Ateş kendi kendine kızdı. Ben bu bebeğe niye beşik almadım? Sonra Sevda’nın yanında olduğunu, onun da zaten bir şey söylemeden her şeyi kendi imkânlarıyla halletmeye çalıştığını hatırladı. Başını kaşıdı. — Kusura bakma. Sevda ona baktı. — Olur mu beyim? Ateş yatağın yanındaki boş yere baktı. — Aydan’ın beşiği bile yok. Sevda mahcup bir şekilde gülümsedi. — Ben zaten beşik alacağım Aydan’a. Yatırırken çok dikkat ediyorum, incitmeyeyim diye. Parasını da biriktiriyorum. Çok şükür, biraz param oldu. Ateş hemen başını salladı. — Beşik yarın gelecek. Sevda şaşkınlıkla ona baktı. — Beyim… — Senin paran sende kalsın. — Ama ben alacaktım. — Biliyorum. Ama ben de alabilirim. . — İlaçlarını da siz aldıniz zaten. Sevda başını eğdi.. Ateş ona baktı ve derin bir iç çekti. — Olur Sevda, olur. Sevda gözlerini kaldırdı. Ateş’in sesi bu kez daha yumuşaktı. — Aydan benim kızım sayılır artık. Sevda bir an ne diyeceğini bilemedi. Ateş de söylediği sözün kendisini bile şaşırttığını fark etmişti. Gerçekten de bugün Aydan’a bir şey olacak diye çok korkmuştu. Ne ara bu kadar bağlanmıştı bu anne kıza? Kendisi de bilmiyordu. Sevda’nın yüzündeki değişikliği görünce hafifçe gülümsedi. — Sen Gökhan’a annelik yapıyorsun. Ben de Aydan’a babalık yapınca olmuyor mu? Sevda’nın dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu. — Olurmuş beyim. Bir an durdu. — Ben Gökhan’ı çok seviyorum. O da galiba beni sevdi. Ateş gülümsedi. — Seviyor tabii. Sonra Aydan’a baktı. Bebek sessizce uyuyordu. — Hadi Sevda. Aydan uyuyor. Sen de yat, biraz dinlen. — Olur beyim. Ateş odadan çıktı. Kapıyı sessizce kapattığında koridorda annesiyle karşılaştı. Feride Hanım oğlunun yüzüne baktı. — Sen de hiç uyumamışsın. — Uyuyamadım ana. Feride Hanım bir süre sustu. Sonra oğlunun koluna hafifçe dokundu. — Aydan iyi çok şükür. — İyi. — Kimlik işi ne olacak peki? Ateş annesine baktı. — Hallederiz. Feride Hanım birkaç saniye düşündü. — Oğlum… — Efendim? — Bu kızın hali de ortada. Çocuk büyüyecek. Bir gün “Babam nerede?” diye soracak. Kimliği de yok, babası da belli değil. Sen zaten bu bebeği kendi çocuğun gibi görüyorsun. Ateş annesinin ne söyleyeceğini anlamıştı. — Ana… Feride Hanım devam etti. — Ben diyorum ki… Ben bu kızı biriyle baş göz etsem. Ateş’in yüzü bir anda değişti. Feride Hanım gülümseyerek konuşmaya devam etti. — Maşallah, güzel kız. Terbiyeli. Eli de iş tutuyor. Aydan’a da çok güzel bakıyor. Ateş dönüp annesine baktı. — Ne diyorsun ana sen? Sesi sert çıkmıştı. Feride Hanım hiç geri adım atmadı. — Ne var oğlum? Madem öyle, evlen kızla. Çocuğu da al nüfusuna. Kendi kızın gibi görüyorsun zaten. Ateş başını iki yana salladı. — Öyle bir şey yok. — Neden yokmuş? — Bu kız benim malikânemde çalışıyor. Ben nasıl diyeceğim ona, “Benimle evlen” diye? Yan gözle baktığımı düşünmez mi? Feride Hanım oğlunun yüzüne bakıp gülümsedi. — Ha… Ateş kaşlarını çattı. — Ne ha? — Demek kızın ne düşündüğünü önemsiyorsun? Ateş annesine baktı. Feride Hanım gülerek başını salladı. — Oğlum, sen bu kızı düşündüğümden daha çok düşünüyorsun. Ateş gözlerini devirdi. — Of ana… Feride Hanım hâlâ gülüyordu. — Ben bir şey demiyorum. Sen kendin söyledin. Ateş daha fazla konuşmadan arkasını dönüp koridordan uzaklaştı. Feride Hanım onun arkasından bakıp kendi kendine gülümsedi. — Bak sen şu oğluma…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD