Özmen Malikânesi’nde hayat kendi düzeninde devam ediyordu.
Sevda artık evin işlerine alışmıştı. İlk geldiği günlerde elini nereye koyacağını, hangi odada ne olduğunu bilemezken şimdi sabah kalktığında yapacağı işleri kendi kendine biliyordu. Mutfakta çalışan kadınlarla da artık daha rahat konuşuyor, gerektiğinde onlara yardım ediyordu.
Ama en çok Gökhan’la kurduğu bağ değişmişti.
Çocuk onu gördüğü zaman mutlaka yanına geliyor, bazen elinden tutup bahçeye götürüyor, bazen de Aydan’ın yanına oturup uzun uzun kardeşiyle konuşuyordu.
Aydan da beş aylık olmuştu.
Bir öğle vakti Sevda odada Aydan’ın küçük kıyafetlerini katlayıp dolaba yerleştiriyordu. Tam o sırada malikânenin önünde bir araba durdu.
Sevda önce pek önemsemedi.
Sonra kapının açıldığını, birkaç kişinin konuştuğunu duydu.
Koridordan Gökhan’ın sesi geldi.
— Babaanne!
Ardından koşan küçük ayak sesleri duyuldu.
Sevda gülümsedi.
Gökhan’ın ardından bir kadın sesi geldi.
— Yavaş oğlum, düşeceksin.
Sevda elindeki kıyafeti bırakıp kapıya çıktı.
Ateş’in annesi olduğunu hemen anlamıştı.
Feride Hanım yıllardır oğlunun yanında olup bitenleri bilen, malikâneye yabancı olmayan bir kadındı. Üzerinde sade ama şık bir kıyafet vardı. Daha kapıdan girer girmez Gökhan’a sarılmış, çocuğun saçlarını öpüyordu.
— Benim oğlum büyümüş de beni karşılamaya gelmiş.
— Seni bekliyordum babaanne.
— Öyle mi?
— Evet. Sana Aydan’ı göstereceğim.
Feride güldü.
— Daha ben ayakkabımı çıkaramadım, sen yine Aydan diyorsun.
Gökhan onun elinden tuttu.
— Gel, çok güzel oldu. Artık bana bakıyor.
Feride torununun peşinden giderken gözleri bir anda mutfağın önünde duran Sevda’ya takıldı.
Sevda biraz geride durmuştu.
Ne yapacağını bilemediği için ellerini önünde birleştirmiş, sessizce bekliyordu.
Feride, Gökhan’ın elini bıraktı.
— Bir dakika oğlum.
Sonra Sevda’ya doğru yürüdü.
Sevda hemen başını eğdi.
— Hoş geldiniz hanımefendi.
Feride durdu.
— Sen Sevda olmalısın.
Sevda başını kaldırdı.
— Evet.
Feride ona birkaç saniye baktı.
Sonra yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.
— Ben Feride. Ateş’in annesiyim.
— Hoş geldiniz Feride Hanım.
— Hoş bulduk kızım.
Feride onun yüzüne biraz daha dikkatli baktı.
Sevda’nın güzelliği hemen belli oluyordu. Belinden aşağı kadar inen sarı saçları, açık teni, mavi gözleri vardı. Fakat gözlerindeki o eski canlılık yoktu. Sanki güzel yüzünün üzerinde sürekli taşıdığı bir yorgunluk vardı.
Feride bunu fark etti ama belli etmedi.
— Gökhan seni çok anlatıyor.
Sevda şaşırdı.
— Beni mi?
— Seni de, Aydan’ı da.
Gökhan hemen araya girdi.
— Babaanne, Aydan çok küçük.
— Öyle mi?
— Evet. Ama benim kardeşim.
Feride gülümsedi.
— Sen kardeş ilan ettin zaten onu.
Gökhan gururla başını salladı.
— Ben abisiyim.
Feride Sevda’ya baktı.
— Aydan nerede?
— Odada. Uyuyordu.
— Uyandırmayalım. Sonra görürüm.
Sevda başını salladı.
Feride tam gidecekken durdu.
— Sen işini mi yapıyordun?
— Evet.
— Ben gelince işinden etme kendini. Devam et kızım.
Sevda hafifçe gülümsedi.
— Olur.
Feride salona geçti. Gökhan hemen yanına oturdu. Ama bir süre sonra Sevda’nın mutfağa gidip geldiğini gördü.
Kızın her hareketi sessizdi.
Kimseye yük olmamaya çalışır gibi davranıyordu.
Feride bunu izledikçe içinde garip bir duygu oluştu.
Bir süre sonra Gökhan yine yanına geldi.
— Babaanne, Aydan uyandı!
— Öyle mi? Hadi bakalım.
Gökhan koşarak Sevda’nın yanına gitti.
— Abla, Aydan uyandı.
Sevda odasına gidip bebeğini kucağına aldı.
Feride de ardından geldi.
Aydan’ı görünce yüzü yumuşadı.
— Maşallah…
Sevda bebeği ona doğru biraz yaklaştırdı.
— Beş aylık oldu.
— Daha dün doğmuş gibi.
Feride elini Aydan’ın yanağına götürdü.
— Bak hele şu yanaklara.
Aydan kıpırdanıp küçük bir ses çıkardı.
Feride güldü.
— Ay, bana cevap da veriyor.
Sevda ilk kez daha rahat bir şekilde güldü.
— Çok konuşuyor artık.
— Annesine çekmiş.
Sevda şaşırarak Feride’ye baktı.
Feride gülümsedi.
— Sen de sessiz görünüyorsun ama eminim içinde çok şey vardır.
Sevda bir şey söylemedi.
Feride onu zorlamadı.
Bebeğin elini tuttu.
— Adı Aydan demiştin değil mi?
— Evet.
— Güzel isim.
Bir süre Aydan’ı sevdi.
Sonra Sevda’ya baktı.
— Yoruluyor musun kızım?
Sevda hemen cevap vermedi.
— Bazen.
— Ateş sana ağır iş yaptırıyor mu?
— Hayır. Sağ olsun. Ben de yapabildiğim kadarını yapıyorum.
Feride başını salladı.
— İyi.
Sonra biraz daha yaklaşıp Sevda’nın koluna dokundu.
— Bir şeye ihtiyacın olursa bana da söyle. Burada kendini yabancı gibi hissetme.
Sevda’nın gözleri doldu.
— Sağ olun.
— Ne sağ ol'u? İnsan insana böyle konuşur.
Sevda başını eğdi.
Feride o anda bu kızın gerçekten çok yalnız olduğunu düşündü.
Feride, malikâneye geldiği ilk günden itibaren Sevda’yı yalnız bırakmamaya başladı.
Sabahları kahvesini içerken Sevda’yla konuşuyor, bazen Aydan’ı kucağına alıyor, Gökhan’ın bebeğin başında nasıl dolaştığını izleyip gülümsüyordu.
Bir gün Sevda mutfakta yemek hazırlarken Feride yine yanına geldi.
— Kızım, sen böyle her işi tek başına mı yapıyorsun?
— Yok. Diğerleri de yardım ediyor.
— Ama sen kendini fazla yoruyorsun.
— Alıştım.
Feride başını iki yana salladı.
— İnsan her şeye alışır da her şeyi tek başına taşımak zorunda değil.
Sevda sustu.
Feride onu biraz izledikten sonra gülümsedi.
— Maşallah sana.
Sevda dönüp baktı.
— Yine ne oldu?
— Çok güzel kızsın.
Sevda utandı.
— Estağfurullah.
— Estağfurullah deme. Gözüm var, görüyorum.
Sevda gülümseyip işine döndü.
Feride ise onu izlerken kendi kendine düşünmeye başladı.
Ateş’in de Sevda’ya karşı tavrını fark ediyordu.
Oğlunun eskisinden daha yumuşak olduğunu, Aydan’ı görünce yüzünün değiştiğini, Sevda bir şey söylediğinde onu gerçekten dinlediğini görüyordu.
Bir akşam Ateş’le baş başa kaldığında dayanamadı.
— Ateş.
— Efendim anne?
— Sevda’yı seviyorsun.
Ateş annesine baktı.
— Nereden çıktı şimdi?
— Gözüm var benim de.
— Anne, Sevda bizim evimizde çalışıyor.
— Biliyorum.
— Ben evimdeki çalışana yan gözle bakmam.
Feride başını salladı.
— Ben de sana “bak” demiyorum zaten. Ama kızdan hoşlanıyorsan bunu kendine bile saklama.
Ateş sustu.
Feride gülümsedi.
— Hem kız çok güzel maşallah.
Ateş istemsizce güldü.
— Sen yine başladın.
— Başlarım. Gökhan da seviyor onu.
— Gökhan Aydan’ı seviyor.
— Sevda’yı da seviyor.
Ateş cevap vermedi.
Feride oğlunun yüzündeki ifadeyi görünce daha fazla üstelemedi.
Bir süre sonra Ateş kendiliğinden konuştu.
— Ben Sevda’yı araştırdım.
Feride’nin yüzü ciddileşti.
— Neden?
— Buraya geldiğinde hakkında çok fazla şey söyleniyordu. Ne olduğunu bilmeden kimse hakkında karar vermek istemedim.
— Ne öğrendin?
Ateş birkaç saniye düşündü.
— Bir gece annesiyle babası bir düğüne gitmiş. Sevda evde kalmış. Onlar eve geldiklerinde kız tecavüze uğramış.
Feride’nin yüzü bir anda değişti.
— Kim yapmış?
— Bilmiyorlar.
— Sevda söylememiş mi?
— Hayır. Kimseye söylememiş. Jandarmaya da “Bilmiyorum.” demiş.
Feride uzun süre sustu.
Sonra gözleri doldu.
— Yirmi bir yaşında bir kız…
Ateş başını eğdi.
— O yüzden geçmişini açıp kurcalamıyorum. Anlatmak isterse kendi anlatır.
Feride derin bir nefes aldı.
— İyi yapıyorsun.
Sonra aklına Sevda’nın Aydan’ı kucağına alış şekli geldi.
— Ben bu kızı çok sevdim.
Ateş annesine baktı.
— Ben de.
Feride hafifçe gülümsedi.
— Sen de ne?
Ateş hemen toparlandı.
— İnsan olarak.
Feride güldü.
— Tabii. İnsan olarak.
Sonra oğlunun koluna hafifçe vurdu.
— Ben bir şey demiyorum. Ama maşallah kız çok güzel. Gökhan da seviyor.
Ateş başını iki yana salladı.
— Anne, senin aklından ne geçiyor, biliyorum.
— Benim aklımdan bir şey geçmiyor.
— Geçiyor.
— Peki, geçiyor. Ne yapayım?
Ateş gülerek odadan çıktı.
Feride arkasından baktı.
— Göreceğiz bakalım oğlum…
---
Aradan birkaç hafta daha geçti.
Aydan artık beş aylık olmuştu.
O gece malikânede herkes odasına çekilmişti.
Sevda, Aydan’ı yatırmıştı. Fakat gece yarısına doğru bebeğin huzursuzlandığını fark etti.
Kucağına alıp alnına dokundu.
Bir anda yüzü değişti.
— Aydan…
Bebeğin ateşi çok yüksekti.
Sevda ne yapacağını bilemedi.
Bir yandan Aydan’ı kucağında sallıyor, bir yandan alnına elini koyuyordu.
— Kızım… ne olur.
Aydan ağlamaya başladı.
Sevda’nın elleri titredi.
— Ne yapacağım ben?
Koridordan gelen sesleri duyan Ateş odasından çıktı.
— Sevda?
Sevda’nın odasına geldiğinde genç kadının panik içinde olduğunu gördü.
— Ne oldu?
Sevda hemen ona döndü.
— Aydan’ın ateşi çok yüksek.
Ateş bebeğin alnına dokundu.
— Gerçekten çok ateşi var.
Sevda’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
— Ya bir şey olursa kızıma?
Ateş sakin ama kararlı bir sesle konuştu.
— Korkma sakın. Hadi gel, hastaneye gidelim.
Sevda başını eğdi.
— Olmaz beyim.
— Neden?
— Gidemeyiz ki.
Ateş şaşkınlıkla ona baktı.
— Neden Sevda?
Sevda ağlayarak konuştu.
— Aydan’ın kimliği yok ki…
Ateş bir an durdu.
Sevda devam etti.
— Babası yok diye çıkaramadım kimliğini.
Ateş’in yüzündeki ifade yumuşadı.
— Bunun için mi hastaneye gitmekten korkuyorsun?
Sevda başını salladı.
Ateş hemen bebeğe baktı.
— Gel. Gidiyoruz.
— Ama beyim…
— Kimlik işini ben hallederim.
Sevda şaşkınca baktı.
— Gerçekten mi?
— Gerçekten. Şimdi sen Aydan’ı al. Ben arabayı hazırlıyorum.
Sevda bebeğini sıkıca kucağına aldı.
Ateş kapıya yöneldi.
— Sevda.
— Efendim?
— Korkma. Önce kızına baktıracağız. Gerisini sonra düşünürüz.
Sevda başını salladı.
— Tamam.
Ateş hızla arabayı hazırlarken Sevda da Aydan’ı battaniyesine sardı.
Birkaç dakika sonra ikisi birlikte hastaneye doğru yola çıktılar.