Dört gün boyunca, içimde bir fırtına esiyordu; ruhum, sıkıntı ve bunalımın dar alanında sıkışıp kalmıştı. Her an, babamdan gelecek çağrıyı bekleyen telefonum, masanın üzerinde duruyordu. Telefonun en hafif titreşimi bile, yüreğimi hızla attırıyordu, her çaldığında sanki içimde bir şeyler kırılıyordu. Volkan ve Asya, dışarıda, parklarda neşeyle vakit geçirirken, ben evin içinde, kendi düşüncelerimin labirentinde kaybolmuştum. Volkan'ın Asya'yla gülen yüzünü izlerken, kalbimde bir ağırlık hissediyordum. Onların mutluluğu, benim içimdeki bu kasvetli bulutların altında, ulaşılmaz bir hayal gibi duruyordu. Günlerim sanki birbirinin aynısıymış gibi geçip gidiyordu. Sabahları uyandığımda, yine aynı kaygılar, aynı endişeler yatağımın kenarında beni bekliyor oluyordu. Volkan'ın "İyi misin?" sorul

