Mina... Annemden kalan yegâne hatırayı, o kokuyu bulduktan sonra eve döndüğümde vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Çantamın içindeki o küçük cam şişeye her dokunuşumda, gözlerimin ağlamaktan şişmiş olmasına rağmen içimde derin bir huzur vardı. Anahtarla dış kapıyı açıp sessiz, karanlık eve adımımı attım. Işıkları açma gereği duymadan doğrudan merdivenlere yönelecektim ki koridorun karanlığından yükselen o ağır, pürüzlü ve darmadağın sesle adımlarım buz kesti. Sonunda lütfedip gelebildiniz, Mina Hanım. Hızla arkasını döndüm. Mert, koridorun duvarına sırtını yaslamış, zifiri karanlığın içinde devasa bir gölge gibi dikiliyordu. Üzerindeki sivil ceket omuzlarından kaymış, gömleğinin üst düğmeleri darmadağın açılmıştı. Ona doğru şaşkınlıkla bir adım attığımda burnuma dolan o yoğun, keskin

