Mina... Sabahın serinliği hâlâ üzerindeydi; nefes aldığımda havanın soğuğunu ciğerlerimin içinde hissediyordum. Şalımı biraz daha sıkı sararken yanımda yürüyen Yakup'a baktım. Ellerinden biri cebindeydi, diğer eliyle de arada etrafı kontrol ediyordu. Adımları sakindi ama gözleri sürekli çevredeydi. Görevi gereği dikkatli olduğunu biliyordum ama yine de bu hâli hoşuma gidiyordu. “Ben buradayım başımı salladım. “Teşekkür ederim, Yakup.” “Rica ederim.” Tam içeri girecekken nedense bir an arkamı dönüp ona baktım. Hâlâ aracın yanında bekliyordu. Allah'ım yarabbim... Ne kadar kibar. Belki göreviydi. Belki beni koruduğu için böyle davranıyordu. Sonuçta adamın işi buydu. Ama görev icabı olması, benim hoşuma gitmesine engel değildi. Keşke Mert de bu kadar kibar olsa. İçimden geçirdiğim a

