Mina... Gittiğimiz yer, beklediğimden daha güzel çıktı. Küçük ama şık bir restorandı. Masaya oturduğumuzda Kerim menüyü eline aldı, ben de karşısında oturup etrafa bakındım. “Ne yiyeceksin?” diye sordu. “Bilmiyorum. Çok seçenek var. Ben laboratuvarda bu kadar seçenek görünce daha az zorlanıyorum.” Kerim güldü. “Sen gerçekten tuhafsın.” “Biliyorum. Ama işe yarıyorum.” “Buna itirazım yok.” Yemekler geldiğinde sohbetimiz de iyice açıldı. Kerim kendisinden bahsetti; okuldan, yüksek lisansından, ailesinden ve çocukluğundan anlattı. Ben de arada kendi hayatımdan, laboratuvardan, Doğa'dan ve tabii ki başıma gelen saçmalıklardan bahsettim. Bir ara anlattığım bir olaya öyle güldü ki ben de kendimi tutamayıp onunla birlikte gülmeye başladım. “Sen çok gülüyorsun,” dedi. “Benim hayatımda gülü

