Mina... Arabanın içindeki sessizlik, az önce yaşananların ağırlığıyla iyice koyulaşmıştı. Ben kendi koltuğuma çekilmiş, başımı cama yaslamıştım. Alkol yüzünden düşüncelerim birbirine karışıyor, bir saniye önce söylediğim şeyi bir saniye sonra başka türlü düşünüyordum. Mert ise arabayı sürmeye devam ediyordu. Ara sıra göz ucuyla bana bakıyor, sonra yeniden yola dönüyordu. “Bir şey mi söyleyeceksin?” diye sordum. “Hayır.” “Rahatsız olduysan bu kadar… bir daha yaklaşmam.” Mert direksiyona bakarak konuştu. “Ben bir anda sen kucağıma oturunca tepki veremedim.” Veremezdin zaten. Başımı ona çevirdim. Kardeşinim ben senin. Mert'in çenesi gerildi. Az önce dedim ya, diye devam ettim. Ruhun başka söylüyor, bedenin başka konuşuyor. “Mina…” “İtebilirdin beni. Bir hamlede itebilirdin. Hayvan

