Gamze telefonu kapattı, Nurhayat hanım onun yüzüne bakıyordu. Nurhayat hanım da üst katı işaret etti bu sefer. Boş ellerini koynunda sallayarak bebekleri anlatmaya çalışıyordu. Gamze Nurhayat hanıma gülümsedikten sonra yavaş yavaş merdivenlere doğru gitmeye başladı. Merdivenlerin başına geldiğinde içinden derin bir destur çekti. Yavaşça merdivenleri çıkmaya devam etti. Merdivenlerin sonunda gözüne ilk çarpan şey ibrik oldu. Tıpkı dün olduğu gibi yerinde duruyordu, leğen de kuruydu. Hızlıca ibriğin yanından geçerek odaya daldı. Bebeklerin olduğu dolabın çekmecesini açtıktan sonra beyaz eski bir tarak buldu. Odadan hızla çıktı ve merdivenlere doğru ilerledi. Merdivenlerden aşağıya inecekken aklına bir şey takıldı. Dün ibriği dolu bırakmıştı.
Gamze yavaşça ibriğe yaklaştı. İbriğin kulbundan tutmasıyla havaya kaldırması bir oldu. İbrik boştu. Gamze'nin boynundan ayak parmaklarına kadar inen bir karıncalanma geldi. İbriği sakince yere bıraktı. Hızla merdivenlerden aşağıya indi. Odaya girdiğinde ise büyük bir şoka uğradı...
Nurhayat hanımın saçları taranmıştı.
Nurhayat hanımın gözlerinde endişe verici bir korku vardı. Gözlerini ayırmadan Gamze'nin gözlerinin içine bakıyordu. Gamze elinde tarakla yavaş yavaş Nurhayat hanımın yanına yaklaştı. Elleri ile Nurhayat hanımın saçlarını karıştırdı. Olabilecek en özenli şekilde taranmıştı. Gamze birkaç adım geri giderek tekrar Nurhayat hanıma bakmaya başladı. Nurhayat hanım yavaşça elini havaya kaldırarak üst katı işaret etti. Gamze tüm vücudunu kaplayan bir korku ile baş başa kaldı, ayakları titremeye başladığında daha fazla duramadı ve Nurhayat hanımın yanına oturdu. Bir elindeki tarağa bakıyor birde evin duvarlarına bakıyordu...
Gamze korkuları ile yüzleşirken akşam olmuştu, artık ev ona korkunç olmaktan çok öte gelmeye başlamıştı. İşe başladığı bir kaç gün olmasına rağmen yaşadıkları birer birer ağır gelmeye, daha da kötüsü psikolojini çok kötü etkilemeye başladı. Durup dururken bunları kendi kafasından uydurduğunu da düşündü. Bir aylık sözleşmesi dolmadan bu evi terk edemeyeceğini biliyordu. Hatta evi terk edebileceği bile garanti değildi. Evdeki şeyin ne olduğunu bulmaya kafayı takmıştı. Aradan günler geçti, Gamze'ye bir ömür gibi gelen o geceler bazen bitmek bilmiyordu. Her gece evin farklı köşesinden gelen ayak sesleri onu çoğu zaman uykusuz bırakıyordu. Masmavi gözleri yerini kan çanağı olmuş gözlere bırakmıştı. Gamze sonunda yorgunluğuna yenik düşecekken aklına bir şey geldi. Evdeki şey her ne ise Gamze onu bulacaktı...
Yorgunluğun verdiği cesaret ile Gamze bir anda yerinden kalktı. Nurhayat hanım olduğu yerde uyuklarken Gamze ise yavaş adımlarla evin içinde bir şey aramaya başladı. Gözünün gördüğü her çekmeceye ve her dolaba baktı Gamze. Alt katta aradığı şeyi bulamadı, sıra üst kata gelmişti, akşam ezanının okunmasına çok az bir süre kalmıştı. Gamze yavaşça merdivenleri çıkmaya başladı, merdivenlerin sonunda geldiğinde adımları hepten yavaşladı. İbriğin yanından yavaça geçerek önce sağdaki ilk odaya daldı, baştan aşağıya eski mobilyalar ile dolu bir odaydı burası. Açabildiği tüm dolabları ve çekmeceleri açtıktan sonra aradağını bulamamıştı. İkinci kattaki diğer odaya sıra geldi, bebeklerin olduğu oda. Gamze odaya girdiğinde yerde duran siyah saçlı bebeğe gözü takıldı. Bebeği yerden alıp diğer bebeklerin yanına koyduktan sonra çekmeceleri karıştırmaya başladı, çekmecelere de baktıktan sonra arkasındaki dolaba yöneldi. Dolabın kapağını açarak raflara bakınmaya devam etti, aradığı şey orada da yoktu.. Son anda gözü dolabın üstündeki beze çarptı. Gamze elini uzatarak bezi çekti. Tam bezi açacakken aniden ezan sesi ile irkildi. Artık vakit gelmişti. Tıpkı diğer günlerde olduğu gibi kabus yeniden başlayacaktı. Fakat bu sefer tam arkasındaydı..
Arkasında bir ses duydu önce. Bez bebeklerden bir tanesi yere düştü. Ardından yerkedi tahtanın gıcırdama sesi, onun ardından ise derinden gelen bir hırıltı. Gamze gördüğü kabusu yaşıyordu, gözlerini tamamen kapattı. Yavaşça bezi açarken "Ne olur Allah'ım ne olur!" diyordu mırıldanarak, gözlerinden akan yaşlar dudaklarından ve burnundan süzülüyordu. Ses ensesine yaklaştığında Gamze eliyle bezin içindeki kitabın dışını inceledi. Bir kaç saniye sonra gözlerini yavaşça açarak kitaba doğru baktı. Evde aradığı şeyi bulmuştu, artık Gamzenin elinde sığınabileceği bir kitap, Kuran-ı Kerim vardı. Kuran'ı bezin içinden çıkarır çıkarmaz birden arkasını döndü. Karşısında tıpkı rüyalarında gördüğü şey duruyordu. Bir saniyeliğinede olsa onu görmüştü, fakat ömrü boyunca aklından kazınmayacak bir görüntüydü. Siyah uzun saçları, kırılmış tırnakları, eskiden beyaz olan ama şimdi siyaha dönmüş gri bir elbise.. Gözleri, gözleri ise beyazdan daha beyazdı. Gamze ona döner dönmez ortadan yok oldu gitti. Gamze bir kaç saniye yerinde dondu kaldı korkudan, tek hareket ettirebildiği yer gözleriydi. Çok oyalanmadan hızlıca odadan çıktı, merdivenlerden koşarak aşağıya indi. Nurhayat hanımın yanına gitti.