Şirin avludan içeriye girerken öfkesini bastırmaya çalışıyordu ama yüreği kükreyen bir hayvan gibiydi. Dişlerini sıktı, adımlarını ağırlaştırmak istese de başaramadı. Yerdeki taşlara sert sert basıyor, elleri öfkeyle yumruk olmuş, tırnakları avuçlarına batıyordu. Evet, paraya ihtiyacı vardı. Kalacak bir yere de. Ama kimsenin sesiyle, kimsenin bakışıyla ezilmeyecekti artık. O kadın kim oluyordu da herkesin içinde onu azarlıyordu? Üstelik Cihan’ın önünde… Yanlış bir şey mi yapmıştı? Hayır! Yapmış olsa bile, onu aşağılama hakkı kimseye düşmezdi. Bahçe kapısını hızla itti, menteşeler gıcırdadı. Nefesi göğsüne sığmıyordu artık. Evin içine girdiğinde, kadını salonun ortasında buldu; elleri belinde, ileri geri volta atıyordu. Gözleri ateş gibi parlıyordu. Şirin birkaç saniye durdu. Derin bi

