Nefes nefese kalarak çıktığım çadırdan uzakta nefesimi düzenlemeye çalıştım derin derin soluklanirken çimenlerin üzerindeki çiy yüzünden kokan toprak kokusunu da doya doya soludum böylesine güzel doğal koku İstanbul da yoktu. İçimden saymaya başladım 1... 2... 3... 4... 5... titreyen parmaklarımı avuç içlerime bastırarak sıkmaya başladım. "Nigar..." arkamı dönüp bakınca karşılaştığım kişiyle dilim lal oldu. Hangi curetle gelip benimle konuşmaya çalışan bilirdi. "Şey haddime değil ama konuşa bilirmiyiz?" diye mahcupca baktı Miran ağa. Bana göre özürler yetmişti da artmış ti. Daha fazla insanların pişmanlıklarını dinleyecek sabrim yoktu. Niye bunu yapmadan önce düşünmüyorlar da yaptıktan sonra salya sümük özür diliyorlar hâlâ anlamış değilim. "Miran ağa girme konuya yut içine özür dileyec

