Bölüm 3

1436 Words
Arabanın camı indi. Geç saat olduğu için muhtemelen bir sapık ya da rahatsız tiplerden birinin durduğunu sanıp başka yöne baktım. Eee tabi canım burası İstanbul geç saatte durakta oturan bir kadına illa laf atılıyor. Cinayetler da bu sebepten işlendi zamanın da insanlar ileri düzey da bir şehir da yaşamasına rağmen hâlâ geri kafalı olmasından dolayı. Bir kadın geç saatte dışarı da mi kesinlikle iyi biri değildir laf atılması gerekiyor kafasını yaşayanlar dan dolayı dir. Kendi kendime sinirle dişlerimi sıktım. Parmak eklemlerim beyazlayana kadar sıkarak kendi kendime söylenirken o ses geldi içeriden " Nereye gidiyorsun güzellik. İstersen ben bırakayım" O ses rüyalarda görsem bir daha uyanmak istemediğim türden o muhteşem sesiyle arabadan bana seslendi. " C-Cihan bey iyi akşamlar" dedim yine kekeleyerek tam anlamıyla RE-ZA-LETTT " Aaa ama biz anlaştık sanıyordum Nigar hanim" diye tek kaşını kaldırdı " Şey pardon" dedim ellerim ufaktan titremeye başlamıştı bile. " Şaka yaptım hemen kızarma istersen bırakıyim seni bu saatte yalnız gitme" dedi gözünü kırparak O mu? O beni mi bırakacak? Mümkün değil. Saçmalarim ve kesin her şeyi mahvederim rezillik te daha ne kadar ileri gide bilirim ki? Gerçi tiyatro eğitimi almama rağmen hâlâ duygularımı kontrol edememem ayrı komik gerçekten kötü bir öğrenciyim birak kontrol etmeyi kamufle bile edemiyorum. Onu da geçtim daha kekelemeden doğru düzgün cümle bile kuramıyorum Ahhh ahh Cihan efendi beni ne hallere soktun bi bilsen. Allah'ım sen aklıma mukayyet ol nolur. Kendi kendime verdiğim ilginç savaşın ardından uzun zamandır benden cevap bekleyen ve hatta endişeyle yüzüme bakan adama döndüm. Kesin deli olduğumu falan düşünüyordur çünkü avel Avel yüzüne bakıyordum Tamam hazırım kesin kararın reddetmek olacak Nigar hanim. Hayır canim tabikide reddedeceksin olmaz daha fazla rezil olamam diye kendi kendime söylesem de kalbimin sesi daha yüksek geldi. " Şey aslında iyi olur size pardon sana zahmet olmazsa tabi" aptal kız aptal senin ben kafanı s... "Olurmu canim, seve seve bırakırım." dedi çapkınca Canim mi? bana canım mi dedi ayılmamak üzere bayılacam şimdi beni birinin tutması lazım, Yok bu çocuğun benim canım da kesin kastı var diye hayal ederken bide arabadan indi o muhteşem gamzelerini gece doğan güneş gibi sergileyerek yanıma geldi elimi tuttu arabaya kadar eşlik etti ve ön tarafın kapısını açtı. içeri geçmem için davet etti. Abi sen zahmete girme ben en yakın morga kendim giderim ya şaapma sen yani. O muhteşem kokusu ellerinin yumuşak dokusu ve yanında olmamın verdiği hisle ben bu dünyalar dan kopup gittim Yüzüme samimi bir gülümseme takınmaya çalıştım ve oturmak için ilerledim. muhtemelen çok salakça gözüken bir yüz ifadem vardı Çünkü onun yanında hiç bişey kontrol edemiyordum. Yolcu kapısını kapatıp şoför tarafına koşarken arabaya sinen kokusunu içime çektim. " Evettt geldim şimdi yolculuk nereye bizim güneş her gece nereye batıyor da sabahimizi güzelleştirmek için nerden açıyor yol tarifi lütfen " diye telefonunu uzattı yaptığı esprituel bu iltifatlardan tereyağ gibi erimek üzereydım. Telefonuna konumu girdim ve başlat düğmesine bastım. Telefonu elinden alırken dikkatle baktı. " Bir şey eksik gibi" dedi hın bir gülümsemeyle " Yoo aynen girdim konumu ne oldu bir sıkıntı mi var?" dedim kafamı ondan tarafa uzatarak. Tam omzunun üzerinde duruyordum ve teninin kokusu uyuşturucu etkisi yaratiyordu. Beynim uyumuştu... ' Evet" dedi hain bir bakışla " Bakayım..." telefonuna baktım bir şey yoktu konum doğruydu" Yoo her şey yolunda gide biliriz" dedim masumca Ağzının içinden cıkladi." Yoo bir eksik var" dedi ısrarla " Neymiş o Sayın Cihan Soydan" dedim sinirden ve utançtan yüzüm kızararak " Numaranı eksik yazdın" dedi çapkın bakışları sunarak " Ha ha çok komik" dedim ellerimi birleştirerek. " Yo ciddiyim 1 aydır aynı kulisteyiz ama bende numaran yok herkesle arkadaş sin bir bana mesafelisin herkes canım cicim kankam bi ben "Bey" " son kelimesini da vurgulamıştı ." Şey ben ben özür dilerim böyle hissettiğini bilmiyordum ne bileyim ya sen bakınca çok havalı birisin çok yani... Benimde adım çıktı şaklabana nasıl tepki vereceğini bilmediğim için uzak kalmak istedim sana saygı duyuyorum ondan yani en ufak garezim yok" dedim mahcup bir bakışla " O zaman numaran??" dedi sinsice gülümseyerek telefonu uzatırke Elindeki telefona baktım sonrada numaramı yazıp kaydettim ve yola koyulduk. Arabasıyla kapıya kadar bıraktı. Mahallemizden dönüş yaparken ancak o zaman hatırladım anamın sinirli bakışları ve gazabını açıkçası korkmaya da başladım Ama beni eve kadar bıraktı bende onu bir çaya davet etmesem ayıp olurdu bence diye düşündüm ve bende onu eve teklif ettim " Gel bi çay içelim" dedim kirpiklerimin altından bakarken ” Yok canım zahmet etme ben gideyim" dedi kızarmış yanaklarla öyle bakma ısırırım oğul. "Ya tamam gidersin acelen ne ya hem annemle tanışır siniz. eee şey yani gelmişken şey yap istedim eğer istemezsen sorun değil" dedim g.tu kurtarmaya çalışırken "İsterim" dedi yüksek sesle " hıığ?' dedim anlamaz bakışla *hığ ne nigar hatun hadi yol başla da" Eve girdik annem tam kızacakken yanımda duran Cihan’ı görüp dumura uğradı." Sen madem bu kadar geç kalacadun niye telefona bakmaysun" Diyip donup kaldı "şey eee Hoşgeldunuz buyrun içeri uşaklar üşümüş olmalisinuz " dedi hemen toparlayarak " Hoşbulduk efendim ben Cihan. Nigarin kulis arkadaşı" dedi kibarca "Tanimazmiyum" diye imali imali bakti." Bende Nihal Nigarin anasiyum buyrun yeni çay koyduydum börek yaptiydum yersinuz sicacik" " Rahatsızlık vermeyim efendim isterseniz ben gideyim " dedi sanki onun için gelmemiş gibi "Estağfurullah oğlum buyur gel içeri" dedi annemde beni şaşırtarak bugün herkes benim aklımla oynuyordu resmen. İçeri girdi annem her zamanki gibi döktürdü masayı yemekler yedik ikisi yakından tanıştılar. Annemle cihan iyi anlaştılar galiba anam onu sevdi. Üzün gece sonunda Teşekkür edip ayrıldı. Odama gittim o kadar yorgundum ki algı sistemim kapanmış ti, Annemin söylediklerini bile duymadan hatta duş almaya bile tenezzül etmeden yatağıma uzandım ama mutluluktan basım dönüyor du. ve tüm gece uyuyamadım sabaha kadar heyecandan yatağımda döndüm durdum telefonumu elime alip cihana mesaj attım :"Bıraktığın için teşekkür ederim ?" aptalca ama yazmak istedim :"Estağfurullah canım beni ağırladığıniz kapınızı açtığınız için ben teşekkür ederim sayende güzel akşam geçirdim ve üzün zamandır ilk defa sıcak yemek yedim" İçim büküldü resmen Evet unuttuğum bir diğer konu Cihanın ailesi genelde şehir dışında oldukları ve nadiren geldikleri için hep arkadaşlarıyla kalıyor ya da kendi evinde tek yaşıyor du. Galiba bu şehirde kimsesi yoktu ve erkek ortamı ise genelde evde yemek yapmıyorlardı. duygulandım kalkıp ona yemek yapmaya karar verdim. gecenin 1inde mutfağa indim Kayserili oğlana yöresel lezzetleri olan Kayseri yağlaması yapmak için malzemeleri çıkardım yanında sarma yapacaktım her şey hazır olunca da son kez kontrol edip hepsini saklama kablarına koydum. Tam uykum geldi diye saate baktım ki sabah 5e yaklaşmıştı. Zaten uykusuz günlere alışmış olduğum için direk duş almaya gittim sonra çıkıp üzerıme siyah dizimin üstünde biten elbiseyi kalın külotlu çorap ve çizmelerimi giydim, saçlarımı kurulayıp salık bıraktım hazırladığım yemeklerıda alıp kalin kabanımı giyip evden çıktım ve kulisin yolunu tuttum İsmini her söyleyince mutluluktan uçuyodum "Cihan...Cihan..." çok güzel duyguydu Yoğun çalışmalarımız başlamıştı ve ben eskisinden daha rahat şekilde Cihanla konuşa biliyor arada laf sataşina bile giriyordum Herkes öğle yemeği molasıına ayrıldı bende yavaşça yaklaştım :" Cihan ben demin orda çekindim sana yemek yaptiydım severmısın bilmem ama öyle içimden geldi dün için teşekkür mahiyetinde" (daha inandırıcı açıklama bulsaydım keşke)" "Ooo Teşekkür ederim canım eline sağlık çokta güzel kokuyor yaa"diye elimden aldı kabı ve açtı daha sıcak olan yemeği afiyetle yemeye başladı. Öyle bir odaklanmış izliyordum ki, göz göze geldik, gözlerimi kaçırmak istedim ama yapamadım. Çöllerde kum fırtınası gibi gözlerinin esintisine bıraktım kendimi.... " Sende istermısın?" dedi elindeki sarmayı uzatarak:" Pardon dur çatal alıyım" diye sarmayı tam geri çekiyor du. Ben ise hiç beklemeden ellerindeki sarmayı yedim. Dudaklarım parmaklarına dokununca ürperdi ve gözlerini gözlerime kilitledi bı sure öyle kaldık " Hasiktir! Ben bişey görmedim görmedim siz devam edin şuradan sessizce gidecem" dedi Ezel ve yüzünü kapatıp yan yan yürümeye başladı. Biz bir anda kahkaha atıp gülmeye başladık. Yavaş yavaş yakın olmaya başlamıştık, Arkadaş olduk ona aşık olduğumu farketmiş tı ama onun merhameti öyle ki kimseyi kırmak istemez. Banada bir şey demiyordu o yüzden da arkadaş olmaya daha fazla zaman geçirmeye başladık Bir gün ondan hoşlandığımı söyleyeceğim. Eğer o gün bunu kabul ederse dünyada en mutlu insan olacağım. Ama korkuyorum ya beni sevmediyse? sadece kibarlık ediyorsa ve beni reddederse? ben bu hayatta nasıl kalacağım? nefessiz kalırım damarımda kan dolaşmaz. çünkü ona sırılsıklam aşığım Ama onu mecbur edemem bunu ona yapamam ona kıyamam kendimden bile koruyacak kadar çok seviyorum inşallah beni sever elimi bırakmaz bıraksa ben o gün ölürüm perişan olurum hayallerim ölür onsuz kalacağım yanımda olacak ama yabancı olacak hayatta yaşayan ölü gibi devam edeceğim yaşamam için sebebim kalmayacak eskidende böyleydım ama Cihani ilk skecinden sonra hayatımda renk girmişti anlam katmıştı ama ya o giderse?! Ona bakınca içimde bir ses bana onsuz yaşayamazsın devam edemezsin diyor korkuyorum o kadar çok korkuyorum ki anlatamam o reddederse bir daha gözüne nasıl bakacağım ama söylememekten de korkuyorum hislerini söylemeyen başkasıyla olmasını izler diyorlar bunu nasıl kaldıracağım bilmiyorum...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD